• BIST 93.978
  • Altın 188,641
  • Dolar 4,7861
  • Euro 5,5831
  • Bursa 29 °C
  • Ankara 29 °C
  • Bingöl 33 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Van 28 °C
  • Kars 27 °C
  • Ağrı 31 °C
  • Muş 25 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Bayburt 22 °C

Medeniyet Perspektifi ve Ekonomi-5

Doc.Dr. Kamil GÜNGÖR

Bir üretim ve paylaşım sorunu tarihin her döneminde var olmuştur. Ancak özellikle 18. yüzyıldan itibaren günümüze yansıyacak yüzüyle farklı bir evreye devşirilmiştir. Zira bu dönem ekonominin ilkelerinin oluştuğu dönemdir. Bu sürecin başlangıcı ise 1776’da Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği kitabının basıldığı tarih ile başladığı kabul edilir. Smith, zenginliğin kaynağı üzerinde durmuştur. Kendisi dindar bir aileden gelmesine rağmen, kiliseye dayalı düşünceden farklı olarak “zenginliği” çalışmasının merkezine almıştır. Aslında Smith, ulusların zenginliği kavramını, zenginliğin bilimi=ekonomi bilimi anlamında kullanmıştır. Ona göre her bir kişinin zengin olma çabası, toplumun bir bütün olarak zenginleşmesine katkıda bulunacaktır. Kapitalist iktisadın ana belirleyicisi hala budur.

Herkesin zengin olma çabası, aynı zamanda herkesin kendi çıkarı peşinde koşması demektir. Batı medeniyetinin demokrasi-sekülarizm gibi temel belirleyicilerinden birisi olan kapitalizm bu bakımdan da İslam ekonomisinden ayrılır. Zira İslam ekonomisi bünyesinde barındırdığı müesseselerle toplumsal tarafı güçlü, kişilere topluma karşı mes’uliyyet yükleyen, elindekini ihtiyaç dönemlerinde gizlemeyi yasaklayan (ihtikar), tasarruf yapmayı özendiren ancak tasarrufların atıl olarak tutulmasına maliyet yükleyen (zekat), dolayısıyla ekonomiye katılmasını teşvik eden, üreteni öven (el-kasibu habibullah) emir ya da yasak şeklinde zorunlu ya da teşvik edici müesseselere sahiptir.

Smith’in ekonomiye getirdiği diğer önemli bir anlayış ise, zenginliğin kaynağının biriktirilmiş altın ve gümüş değil, bunların üretim sürecine sokulmasıdır. Zira bu dönemden önce ekonomilere hakim olan anlayış (merkantilizm ve fizyokrasi) o günlerde ‘para’ niteliği taşıyan altın ve gümüşün biriktirilmesi esasına dayanıyordu. Bir kısmı ticarete de karşıydı. Sınırlar gümrük vergileri vasıtasıyla sıkı bir denetime tabi iken makbul üretim ticaret ya da sanayi değil tarım kabul ediliyordu. Smith’in geliştirdiği ya da kurumsallaştırdığı yaklaşım bu alanda köklü bir devrim yapmıştır. Aynı mantaliteye dayanmasa da Smith’in geliştirdiği kapitalizmin bu yönüyle İslam ekonomisi ile paralellik arzettiği kanaatindeyim. Zira yukarıda da belirttiğimiz üzere, İslam ekonomisi eldeki sermayenin boş bir şekilde tutulmasını makbul saymazken, üretime katılmasını teşvik edecek müesseselere sahiptir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
BUNLARA BAKTINIZ MI?
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Serhad Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05434080000 Faks : haber@acarhaber.com