Petrol Kongresi vesîlesiyle "Heyyyt"..!)

Şu batılı dediğimiz sözde dostlar yıllarca Ülkemizi Türkiye masası şefleriyle, daha sonraları da şef yardımcılarıyla kontrol altında tutdular.

İMF ise; guvernür yardımcılarıyla yâ da sıradan sorumlu memûrlarıyla bir güzel idâre etdiler.

Dışardan eli çantalı kim geldi ise; makâmı mevkîisi farketmez isimleri Hans, Dimitri,Josef, Corc beynelmilel protokol kuralları hiçe sayılarak derhal soluğu Başbakan yâ da Reîs-i Cumhûr"un yanında alıyorlardı.

Adımız Hasso'ya çıkmışdı bir kere..!
Bizlerde bu durumu amiyâne tâbirle, "Ey Corc, versene borç" şeklinde idâre edip durduk.
Onların bağırmalarına kısık seslerle ancak; "peki, evet efendim" diyebiliyorduk.
Kıbrıs'a çıkarsan ambargo, afyon sakızı ekersen azarlamalar, mendil dolusu verdikleri paraları nereye harcayacağımızı kontole gelen murâkıblar...!

Bizi o kadar küçük görüyorlardı ki; ortak tatbîkatda bilerek gemimizi batırıyorlar, başımıza çuval geçiriyorlardı.
Bizlerin gıgı çıkmıyor yâ da çıkamıyordu.

Bu duruma senelerce katlandık ve hepsini sîneye çekdik.
Şimdilerde ne teftişe gelen var, ne de sîneye çeken..! Herkese anladığı dilden konuşmak var. Ağababalarına bir "van minüt" kâfi geldi.

Ağzındaki sakızla güyâ bizleri aşağılayan, yerden bitme sâbık bir Fransız Cumhûrbaşkanı vardı.
Adını anmak onun için şeref olmasın diye söylemiyorum Hâni boyu uzun gözüksün diye taburelere çıkıp konuşan şahısdan söz ediyorum.
Haddini bilmeyen bu "densize", O'nu ağzında sakızla karşılıyan bir Melîh Gökçek yetdi.

Ha kezâ ; İngiliz eski başbakanı da öyleydi yâ. ! 

AB refendumu sırasında boş bulunarak "Türkiye 3000.yıldan önce birliğe giremez" diyen akl-ı evvel..!

Giderayak bizim "Reîs"den zılgıt yiyen zavallı.. !
Ülkesini batırıp iğdiş eden Başbakan..!

İstifâ edip gitdi.

Adını hatırlıyan var mı?
"Demir Leydi,Toniy Blaeir" yine ses getiren liderlerdi. Almanya için söylersek "Brand" ve "Helmut'lar" fenâ değillerdi.
Rusya'da "Gorbaçov" ile şimdiki liderleri Putin vs. Obama sıralamaya bile giremedi.

Çin, Kuzey ve Güney Kore, Japon, Hindistân ve Kazakistân liderlerinin de hatırları sayılır...! 
Kısmende olsa Netenyâhû, Madura, Kral Hasan ve kral Selmân'ı da sayabiliriz.

Kayseri'liler sevdiklerine, "gözünün yağını yerim" der, hoşlanmadıklarına, pısırık olanlara da "sapı silik" tâbirini kullanırlar.
Şimdi siz Kayseri'li olsaydınız bunlardan hangisini kime söylerdiniz?
15 temmuz darbe girişiminden sonra suçüstü yakalanmanın verdiği eziklikle yüzlerinin kızarıklığı birâz geçdikden sonra Ülkemize gelen Joe Badın'ı karşılıyan ABD büyük elçimizdi.
Hâni darbeyi "biz ateri filmi zannetmişdik" diyen pişkin sūrat.!

Çin'lilerin izlediği global siyâset nedeniyle Obama'yı kırmızı halısız bakan yardımcısının uçağın arka kapısında karşıladığı gibi..!


Sayın Doğu Perinçek'in TGB üyeleri ile Ülkücü gençlerin İzmirde ve daha başka yerlerde o çuvalın hesâbını sordukları gibi...!


Sayın Davutoğlu Başbakanlığı döneminde neredeyse eşinden daha çok Merkel'i görürdü.

Sonra ne mi oldu? Koskoca bir hiç..!

Göçmen anlaşmasını biz uyguluyoruz Onlar bön bön bakıyorlar.

Oysa Almanya,toz kondurmadan sevdiğimiz bir ülkeydi.
Şimdi O'nlar bize karşı imtihânlarını kaybetmek üzereler.!

Bir zamanlar "Pkk'ya karşı leopar tanklarını kullanmayın haa" dediklerini hatırlıyorum. Artık o eski Türkiye yokdur.!
Ülkemize "atar" yapan kim olursa olsun misliyle muamele göreceğini asla unutmamalıdır?
Almanya'nın eline ne geçdi? TBMM Başkan vekilimiz Ayşe Nûr Bahçekapılı'yı bekleterek.!

Daha mürekkebi kurumadan dört Alman, havaalanında misliyle muamele görmediler mi?
Artık; "böyle kazana böyle lahana"..!

Gazeteci kılığındaki Casûs karı da cabası..!

"Anında görüntü" dedikleri bu olsa gerek..!
Meclislerinde güyâ "bizim zibidileri"de kullanarak Ermeni tasarısını kabûl etdiler de ne oldu ?
Avrupa parlamentosunun Almanya'nın baskısıyla Ülkemizin "AB'ne girme sürecinin geçici olarak dondurulması" şeklindeki karardan bahsediyorum.
"Rüzgâr dağdan ne aparır" deyişini hatırlatmasından başka bir işe yaramadı.
Bütün bunların elbet bir karşılığı olacakdı ve oluyor da..!

Bir nato üssü olan incirliğe ricâ minnet zâr-zor girmeye başlamışlardı.
Sonra da bir "resto"..!
Soluğu Ürdün'de aldılar.
Yok artık "öyle pırasanın bolluğu...!" Türkiye'miz gayri rüşdünü isbâtlıyor.
"üç kuruşa beş köfte olmaz, Sezar'ın hakkı Sezar'a"diyor.
Hani nerde? Merkel'in 3 milyar auvro + bir üç milyarı.
"Yalancılıkdan kim ölmüş"? lâfı tam da şu sıralar Almanya'ya yakışıyor.

Öyle "kolejli kız" utangaçlığıyla "Reîs"karşısında tek ayak durmakla sonra da "kofana" rahâtlığına bürünmekle nereye kadar?
"Reįs"; İlk kez İstanbul 'da düzenlenen 22.dünyâ petrol kongresinin açılış konuşmasında bütün dünyâya diklenmeden dik duruşunu bir kez daha gösterdi.
3.nükleer santralden bahsederken Almanya/ Hamburg"daki yangınlarını söndürmeye ve fâillerini bulmaya çalışıyordu.
Almanya'nın bizim kadar bağımsızlığı olaydı, Şansölye Merkel veyâ Johan Dündâr denilen hâine sâhib çıkan papaz kılıklı "Gak-Guk" isimli şahsın, gerek meşhûr otomobil markaları için kesilen 11 milyar dolar para cezâsına karşı çıkarlar ve gerekse Vilkılıns belgelerine göre; telofonlarını dinleyen ABD'ye bir "HEYT" çekerlerdi.
Trump'un istediği 375 milyâr doları da "uçlanacaklardır" elbet...!
Sözlerime son verirken ülkesiyle müftehįr bir vatândaş olarak "Battal Gâzi" edâsıyla şöyle bir "Heyyyt bre...." diyorum.
Kalın sağlıcakla...!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.