13 Safer: Yola Baş Koyanların Adresi Harput'ta Manevi Buluşma

13 Safer: Yola Baş Koyanların Adresi Harput'ta Manevi Buluşma

Harput'ta asırlardır gizemini koruyan Arap Baba'nın sırrı ve ömrünü ilme adayan Mahmud Es'ad Coşan Hocaefendi'nin anma programı. İlim ile adanmışlığın buluştuğu bu tarihi topraklarda manevi bir yolculuk başlıyor.

Harput, yalnızca dört bin yıllık bir tarih değil, aynı zamanda maneviyatın ve adanmışlığın sembolü olarak günümüzde de gönülleri bir araya getirmeye devam ediyor. Kılıçla gelip kalemle iz bırakanların yurdu olan bu kadim topraklarda, "baş koymak" deyimi sıradan bir fedakârlığın ötesine geçerek inancın ta kendisi haline geliyor.

Asırlara Meydan Okuyan Sır: Arap Baba

Harput'ta kayalara gömülü, bir mescidin yan tarafında yer alan o küçücük kapıdan içeri adım atıldığında zaman adeta duruyor. Işığın ve sesin azaldığı bu mekânda, camekânın altındaki yeşil örtü kaldırıldığında yedi asırdır bozulmamış bir beden ziyaretçileri karşılıyor. Selçuklu'nun büyük mücahit kumandanı ve velisi olan Arap Baba, “Kılıçla geldik, kalemle gideceğiz” düsturunun en büyük temsilcilerinden biri.

Onun fetihte kılıç kuşanan, sonrasında ise kürsüde vaaz veren hayatı, asırlar sonra bile sadece bedeniyle değil, bıraktığı mesajla da yaşamaya devam ediyor.

Ulemanın Karargâhı: Dârü'l-Feyz Harput

Harput’un kökleri Hurrilere, Urartulara ve Romalılara kadar uzansa da, asıl kimliğini 1516'daki fetihten sonra İslam ile buldu. Kırk medrese, on cami ve sayısız ilim yuvasıyla donatılan bu kayalıklar, Selçuklu'nun büyük mutasavvıf-filozofu Şihabeddin Sühreverdî’nin deyimiyle “Makarr-ı Ulema” (Ulemanın Karargâhı) ve “Dârü'l-Feyz” (Feyzin Yurdu) unvanlarını aldı.

1834’te idari merkezin ovaya taşınmasıyla Harput stratejik önemini kaybetmiş gibi görünse de, bu manevi unvanlar hiçbir zaman silinmedi; sadece daha derinlere çekildi ve beklemeye başladı.

Kalemle Adanmış Bir Ömür: Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi

Bu yıl Harput, 13 Safer vesilesiyle çok özel bir anmaya ev sahipliği yapıyor. Tıpkı ecdadı gibi "kılıçla değil kalemle" diyerek ömrünü tebliğ ve irşada vakfeden, hutbelerle, dergilerle ve radyolarla bir nesle yön veren Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi, doğum yıl dönümünde bu topraklarda yâd ediliyor.

Rabbimizin bu yola baş koyanlar için verdiği müjde, Tevbe ve Âl-i İmrân surelerinde şöyle sabittir:

إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَىٰ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُم بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ

"Şüphesiz Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında cennet olmak üzere satın almıştır." (Tevbe Sûresi, 9:111)

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Âl-i İmrân Sûresi, 3:169)

Kur'an, Sünnet ve Ehl-i Beyt Çizgisinde Bir Miras

Bu kutlu yolculuk, doğrudan Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) uzanan şanlı bir silsileyi temsil ediyor. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi'nin nesebinin Buhara'dan Çanakkale'ye, oradan da Hz. Hüseyin Efendimiz'e (r.a.) dayandığı biliniyor. İlmin silsilesi ile kanın silsilesi tek bir noktada, Rasûlullah'ın izinde birleşiyor.

العُلَمَاءُ وَرَثَةُ الْأَنْبِيَاءِ

"Âlimler peygamberlerin vârisleridir." (Ebû Dâvûd, İlim, 1)

Gönülleri Birleştiren Adres: Harput'a Yürüyen Muhibban

Anma sabahı Harput'a akın edenler; farklı şehirlerden, farklı yaşlardan ve mesleklerden gelseler de aynı istikamete yürüyorlar. Onları bir araya getiren şey kan bağı değil; ortak bir isim, bir hatıra ve büyük bir dava.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hesapsız sevgiyi şu müjdeyle tarif eder:

إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ عِبَادًا لَيْسُوا بِأَنْبِيَاءَ وَلَا شُهَدَاءَ يَغْبِطُهُمُ الْأَنْبِيَاءُ وَالشُّهَدَاءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمَكَانِهِمْ مِنَ اللَّهِ

"Allah'ın öyle kulları vardır ki ne peygamberdirler ne şehid, ama kıyamet günü Allah katındaki makamlarına peygamberler ve şehidler gıpta eder."

هُمْ قَوْمٌ تَحَابُّوا بِرُوحِ اللَّهِ عَلَى غَيْرِ أَرْحَامٍ بَيْنَهُمْ وَلَا أَمْوَالٍ يَتَعَاطَوْنَهَا

"Onlar, aralarında akrabalık bağı ve alışveriş edecekleri bir mal olmaksızın, sadece Allah için birbirini seven kimselerdir." (Ebû Dâvûd, Büyû', 76)

İşte o sabah Harput'ta kurulan bağ, tam olarak budur. Taşları birbirini tutan sarsılmaz bir bina misali:

الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا

"Mü'min mü'mine bina gibidir, birbirini destekler." (Buhârî, Salât, 88)

Asla Bozulmayan Asıl Şey: İlim ve Sâlih Evlatlar

Arap Baba'nın yedi asırlık bedeni, aslında bozulmayan yegâne şeyin cesetler olmadığını fısıldıyor. Asıl bozulmayan, geride bırakılan manevi mirastır.

إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ، أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ، أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ

"İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; ancak üç şey müstesna: sadaka-i câriye, kendisinden istifade edilen ilim, kendisine dua eden sâlih evlat." (Müslim, Vasiyyet, 14)

Ölümün hayattan alabildiği yalnızca faniliktir. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi'nin ardında bıraktığı ilim ve milyonlarca talebe, tıpkı yüzyıllardır Harput'un hafızasında korunduğu gibi, her yıl bu anmalarda yeniden can buluyor. Çünkü baş nereye konmuşsa, orada daima bir derinlik ve rahmet aranmaya devam ediyor.

Haber: Ferhan BAŞAR

HABERE YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.