Mehmet Emin PARLAKTÜRK
Ağzı Bozukları Terk Etmek
Kadim medeniyet ve kültürümüzde, dolayısıyla da kitaplarımızda yer alan "fazilet" kavramını biliyorsunuzdur. Bugün kulandığımız dilde karşılığı "erdem" olan bu kavram; dürüstlük, iffet, namus, merhamet, tevazû, yiğitlik, sadâkat, adalet, cömertlik, cesaret, bilgelik, ihsan ve benzeri tüm ahlaki özelliklerdir.
Erdem, çok eski toplumlara kadar uzanan ve hatta bizdeki sözde aydınların örnek aldığı antik yunan medeniyetinde de var olan tüm güzel hasletlerin ortak adıdır. Erdemli olmak, insan olmanın bir gereği ve onun ayrılmaz bir parçasıdır. Erdem fıtrattır, ahlaktır, yüceliktir, bilgeliktir, kemalâttır, kısaca erdemli olmak insanlığın ta kendisidir.
Bir insan erdemli olma özelliklerine ne kadar sahipse kâmil manada insan olma vasfına o kadar yakındır. Bu özelliklerden mahrum olmak, insanlıktan da mahrumiyeti getirir. Hatta bu mahrumiyet, insanı hayvanların seviyesinden de aşağı derekelere düşürür.
***
İnsani değerlerden biri de hiç şüphesiz "edep"tir. İlim bile ancak edeple değer kazanır. "Edep, ilmin ziynetidir" dense sezâdır. Çünkü, nice ilim sahipleri vardır ki, edep dışı fikir ve davranışlarla insanlığa fayda yerine zarar verirler. Yunus Emre'ye atfedilen sözde olduğu gibi:
“Girdim ilim meclisine,
Eyledim kıldım talep,
Dediler ilim geride,
İlla edep illa edep”
Ne var ki, şaklabanlığın arttığı, fenomenliğin pirim yaptığı, küfür ve hakaretin komedyenlik maskesiyle meşrulaştırıldığı bir ortamda, ahlak da, edep de, erdemli değerler de ayaklar altına alınmış durumdadır. İşin acı tarafı da, bunları savunan ciddi bir kesimin mevcut olması.
Ne yazık ki, bu edepsizlikten rahatsız olmayan, hatta pervasızca destek veren, teşvik eden önemli bir topluluk var. Bu durum, tarih boyunca dünyaya örnek olmuş erdemli bir milletin çocuklarına yakışmadığı gibi, yüz kızartıcı bir durumdur.
Tarihini bilen, kültürünü tanıyan, medeniyetine sahip çıkan, milli ve manevi değerlerine bağlı hiçbir vatandaş, böyle bir sonuca razı olmaz, bunu yapanlara fırsat vermez, erdemsiz söz ve davranışlara rıza göstermez. Son Peygamber Hz. Muhammed aleyhisselamın şu sözü ne kadar anlamlıdır:
“Allah katında en kötü kimse, ağzının bozukluğundan dolayı insanların kendisiyle buluşmayı ve görüşmeyi terk ettiği kimsedir.” (Buhari, Edep, 48).
***
Hiç şüphesiz hayat, bu dünyadan ibaret değildir. Yaptıklarımızın hesabını mutlaka vereceğiz. Yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuz gibi, çevremizde yaşananlara olumlu-olumsuz tepkilerimizden de sorumluyuz.
O halde, ağzı bozuk insanları hayatımızdan çıkaralım, bununla da yetinmeyip çevremizde bunlara destek verenleri, edepsiz ve ahlaksızlığı teşvik edenleri terk edelim.