Abdullah DİKMEN

Abdullah DİKMEN

HZ.EYYUB (A.S)'IN SABIRI-1

Değerli kardeşim

Allahın selamı rahmeti bereketi ikram ve ihsanı üzerinize olsun.

Hz.Eyyub as ishak peygamberin neslindenden ve Yakub as zamanında yaşamış ,Şam civarındaki insanlara peygamber olarak gönderilmiş bir peygamberdir. Hz.Eyyub peygamber önceleri çok zengin biri idi. Dedesi ishak peygamberin duası ve bereketiyle bir çok çocukları sürü ile hayvanları bağları ve bahçeleri olmuştu. Bunca servetten dolayı ne kibirleniyor, nede şımarıyordu. Canabı hak Hz.Eyyub (as)ı sabır ve teslimiyette bütün insanlığa örnek göstermek istiyordu. Bu sebeble onu büyük bir imtihana çekti. Verdiği çoluk çocuk bağ bahçe gibi bütün nimet ve zenginliği geri aldı .Eyyub peygamberin sadece zenginliğinin gitmesiyle bitmedi. Allah ona ayrıca ağır bir hastalık verdi. Bundan sonra Eyyub (as)yataktan kalkamaz ve iş yapamaz oldu.

Bu arada hanımı da kocasına hastalığından dolayı hiç bir sıkıntı ve usanç duymadan bakıyor şefkatle hizmet ediyordu.

Hz.Eyyub (as)ın hastalığı kendisine büyük bir acı ve ızdırap veriyordu. Aynı zamanda tehlikeli bir hastalıktı. Bu yüzden akraba komşu ve dostlarından hiç kimse yanına uğramaz olmuştu. Geçimlerini eşi el işi yaparak kazandığı para ile sağlıyorlardı.

Hz.Eyyub (as)ın hastalığı her geçen gün artıyor şiddetleniyordu. Dili ve kalbi hariç bütün vücudunu hastalık kaplamıştı. Bu durumda bile en ufak bir şikayette bulunmuyordu. Çektiği hastalığın büyük mükâfatını düşnüyordu. Allahın rızasını hatırına getiriyor sabır ve tahammül gösteriyordu.
Bazı tefsirlerde Hz.Eyyub (as)ın yaralarının kurtlandığı anlatılmaktadır. Peygamberlerin insanların tiksinti ile karşılayacağı hallerden uzak olacağı islam Alimlerince üzerinde ittifak edilen bir husustur. Bu bakımdan Hz.Eyyub (as) ın da dıştan bakınca çirkin görülüp tiksinti duyulacak şekilde olmadığı muhakkaktır. Şu halde onun hastalığı bedeninde ki yaraları sanıldığı gibi vücudunun dışında bakanları istikrah( tiksindirecek) şekilde değildi. Öyle olmadığı içindir ki ona Bakanlar onun derin bir hastalık içinde olduğunu biliyor fakat yaralarını ve hastalığını açıkça göremiyorlardı. Şöyle güncel bir örnek verecek olursak, günümüzde de hastanelerde yatan nice iç organları yara, bere enfeksiyon içinde, kanserli, çoklu organ yetmezliği denilen nice hastalar vardırki dıştan bakınca hiç bir şey farkedilmez. Nefret ve tiksintiyi gerektirecek bir manzara sezilmez. Eyyub as ın durumu böyleydi. Bakanlar dışta bir şey göremiyordu, ama yaralardaki mikrop ve kurtcuklar diline ve kalbine kadar her tarafına zarar verir hale gelmişti. Zikir ve tefekkürüne engel teşkil ediyorlardı.

Aradan uzun yıllar geçmişti. Eyyub as ın hastalığı 18 yıl devam etmişti. Bu arada şeytan da gelip vesvese veriyordu. Eyyub as şeytanın bu vesveselerine karşı Allaha sığındı. Kendisinin Sabır ve tahammülünün artmasını diledi. Hz.Eyyub (as)ın tek isteği Allaha kulluk görevini yapabilmesi idi. Kalb ve dili ile de kulluk vazifesini yapamaz hale düşmesi onu korkutmuş telaşlandırmıştı. Bu yüzden Ellerini açıp Allahü teâlaya şöyle yalvarmaya başladı:


وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّٖي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمٖينَۚ

Ya Rabbi hastalığım artık bana zarar vermeye başladı. Kalben kulluk vazifemi yapmama, dil ile seni zikretmeme mani oluyor. İbadet ve zikirsiz yaşayamam ben.. Halimi senin merhametine havale ediyorum( Enbiya/83.Ayet) diye Canabı Allaha dua etti.

Hz Eyyub (as) bu duayı vücudunun sıhhat ve rahatı için değil sadece ibadetten geri kalmamak için yapıyordu.

Allahü Teâla Eyyub (as) ın bu safi ve ihlaslı duasını kabul etti. Kendisine şu vahyi indirdi:


اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

Yâ Eyyub Ayağınla yere vur.Oradan su fışkıracaktır. Bu su kendisiyle yıkanılacak ve içilecek şifalı bir sudur. buyurdu. (Sâd/42.Ayet)

Hz. Eyyub, ayağını yere vurunca oradan temiz, berrak, soğuk bir su fışkırdı.

Bir başka rivayete göre, Hz. Eyyûb ayağını yere vurduğunda biri sıcak, diğeri soğuk iki kaynak çıkmış, O da, sıcak olan suyla yıkanmış, soğuk olandan da içmiştir. Böylece büyük bir edeb ve tâzîm içinde Cenâb-ı Hakk’a yönelişi netîcesinde duası kabul olmuş ve kendisine şifa, rahmet ve lutuf kapıları açılmıştı. Rabbimiz bununla ilgili şöyle buyurur:


وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

Katımızdan bir rahmet ve selim akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere biz ona ailesini ve bir o kadarını daha bağışladık.(Sâd/43)

Cenâb-ı Hak ona hem sıhhatini, hem ehlini, malını ve mülkünü, hem de onların bir o kadarını daha verdi. Bol bol ihsanlarda bulundu.

Allah Teâlâ’nın kula lutfettiği sıhhat ve âfiyet nimetinin kıymetini cihân padişahlarından Kânûnî Sultan Süleyman şöyle dile getirir:

“Halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.”

Resûlullah (s.a.s.), ayrıca Hz. Eyyub ile alakalı şu nükteli hâdiseyi de haber vermektedir:

“Eyyûb, mûcizeli suda yıkandığı sırada, önüne bir sürü altın çekirge düşmüştü. Eyyûb, bunları hemen toplayıp elbisesine doldurmaya başladı. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

«–Eyyûb! Ben seni bu gördüklerine dönüp bakmayacak kadar zengin kılmadım mı?» diye seslendi. Eyyûb da:

«–Evet Rabbim! İzzetine yemin ederim ki, beni çok zengin kıldın. Fakat ben, senin lütfettiğin berekete doyamam» dedi.” (Buhârî, Gusl 20; Nesâî, Gusl 7)

Ona ve gönderilen tüm peygamberlere selam olsun.
Devam edecek...
Akşamınız hayırlı olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.