Günümüz toplumunda inanç ve pratik arasındaki makas açıldıkça, dini değerlerin özünden ziyade şekline odaklanan bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e gösterilen hürmet de ne yazık ki sık sık bu sınırın içinde sıkışıp kalıyor.
Peki, Kur’an’a gösterilen hürmet yalnızca fiziksel bir özen midir, yoksa hayatın tam merkezinde duran ilahi bir ilke midir?
Şekli Saygının Ötesine Geçebilmek
Kur’an’ı eline abdestsiz almayan, belden yukarı tutan, onu baş üstünde gezdiren, öpüp başına koyan, evinin en yüksek yerine asan, en güzel kılıflara saran, okunduğunda sessizliğe bürünen kimi Müslümanlar; maalesef Kur’an’ın şekline gösterdikleri saygının zerresini emir ve yasaklarına göstermemektedirler.
Kitabın kabına, kağıdına gösterilen ihtimam, ne yazık ki onun ruhuna ve yaşamı dönüştürücü gücüne aynı oranda yansımıyor.
Emir ve Yasaklar Çiğnenirken Gösterilen Saygı
Bir yanda fiziksel hürmette kusur etmeyen, diğer yanda ilahi sınırları hiçe sayan bir çelişkiyle karşı karşıyayız.
Kur’an’a şekli saygı gösteren bir Müslümanın;
Allah’a ve resulüne savaş olarak ifade edilen faizden sakınmaması,
Zinadan uzak durmaması,
İftiradan geri kalmaması,
Yalana doymaması,
Sözünde durmaması,
Emanete riayet etmemesi,
Adaleti kaim kılmaması saygısızlık değil de nedir?
Kur’an’ı Saygın Kılan Asıl Unsur Nedir?
Kur’an’ı saygın kılan; sayfalardan müteşekkil, iki kapak arasına alınmış maddi yapısı değil, aksine taşıdığı ilahi emirler, tavsiyeler, erdemler ve mesajlarıdır. Metnin kendisi, insanı ve toplumu ahlakla, adaletle ve doğrulukla yeniden inşa etmek için indirilmiştir.
Kur’an’ın emir ve yasaklarının çiğnendiği hiçbir şekli saygının Allah katında bir değeri yoktur. İyi bilinmelidir ki en büyük saygı; Kur’an’ın hükümlerine, emir ve yasaklarına uyularak gösterilmiş olur.
Sonuç: Obje Değil, İnşa Edici Bir Metin
Unutma! Kur’an’a saygıyı şekli saygıya indirgeyen zihniyet, Kur’an’ı inşa edici bir metin olmaktan öte kutsal bir obje olarak gören zihniyettir.
Kitabı yüksek raflardan indirip hayatımızın merkezine almadıkça, onun getirdiği ilkeleri ahlakımıza ve amellerimize yansıtmadıkça gerçek hürmetten bahsetmek mümkün değildir.