Prof. Dr. Zeki BAYRAKTAR
MANSUR YAVAŞ’IN AÇIKLAMALARI VE SEÇMEN DAVRANIŞINI ETKİLEYEN PSİKOPOLİTİK FAKTÖRLER
Dün akşam Mansur Yavaş’ın basın açıklamasını ve Tarım-Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı dinledim.
Böylece iki tarafı da dinlemiş ve kanaatimi oluşturmuş oldum. Önce Yavaş’ın açıklamasına bakalım;
.
“Ankara’nın 200 günlük suyu var demiştim. 200 gün dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Şimdi siyasiler musluklara su verilemiyor gibi saçma sapan konuşmalar yapıyorlar. Su yok. Gerede Projesi’nden damla gelmiyor. Olay bu kadar basit. Ankara’da su problemi yok. Ankara’da su problemi yok. Tekrar ediyorum yayını yapacaklara: Ankara’da şu anda su problemi yok.”
Bu açıklamada bariz bir çelişki var;
Yavaş ‘’Su yok. Gerede Projesi’nden damla gelmiyor. Olay bu kadar basit.’’ diyor ama hemen sonra da ‘’Ankara’da su problemi yok. Tekrar ediyorum yayını yapacaklara: Ankara’da şu anda su problemi yok.” diyor. Bu ne demek?
.
Su yoksa [Gerede projesinden damla gelmiyorsa], Ankara’ya suyu nereden buluyor ve nasıl veriyorsun?
Ankara’da su problemi yoksa [ki bunu sen söylüyorsun] neden ‘’su yok diyorsun? (Bakan Yumaklı Gerede projesinden gelen suyu canlı yayında gösterdi, şarıl şarıl su geliyor, yani Ankara’da su var, Gerede’den de diğer barajlardan da su geliyor, bunu Mansur bey itiraf etti ve bakan bey de belgeleriyle gösterdi).
.
O halde bu su kesintisi tartışmalarının nedeni ne? Bunlar [Yavaş’ın iddia ettiği gibi] bazı siyasilerin iddialarından mı ibaret?
Veya durduk yere mi çıktı?
Bunun cevabını da Yavaş versin, şöyle diyor Mansur bey;
.
“Mamak’ın yüksek kesimlerinde, Çankaya’nın üst kotlarında, Keçiören’in ve Yeni Mahalle’nin bazı bölgelerinde ve Lalehan’da su sorunu yaşandı. Hatta bir kişi de olsa sıkıntı yaşayan tüm hemşehrilerimizden ASKİ ve şahsım adına da özür diliyorum. Hatta Devlet Su İşleri adına da özür diliyorum.”
.
Demek ki Ankara’da yaşanan bir su sorunu var, bunu Yavaş da itiraf ediyor.
Ankara’da su var (Yavaş bunu da teyit ediyor) ama ‘’su sorunu’’ da var, su olduğu halde bazı bölgelere su verilememiş. Veya kesintiler yapılmış vs.
Su varsa ve buna rağmen su verilemiyorsa bu tamamen belediyenin, ASKi’nin kabahati olur. Ama Mansur bey özür dilerken DSİ’yi de katıyor işin içine, yani asıl manipülasyonu bizzat kendisi yapıyor. Şehre gelen suyun şebekelere, evlere dağıtımını da mı DSİ yapacak?
.
Bu kesintilerin nedenini bakan bey ‘’beceriksizlik’’ olarak açıkladı ki haklı görünüyor. Çünkü ASKİ DSİ’nin barajlarından aldığı suyu şehrin tüm kesimlerine basabilmek için yeterince hat/boru döşemeli ve gerekli düzeyde de basınç regülatörleri yapmalı idi, bunları yapmamış (şimdi yeni yapmaya başlamış), kesintilerin nedeni buymuş [ki bu hakikaten beceriksizlik].
.
Ayrıca bu tartışmalar nedeniyle şunu da öğrenmiş olduk;
Şu anda Ankara’ya verilen suyun yüzde ellisi Kesikköprü barajından [yani Kızılırmak suyunu almak için Gökçek tarafından yapılan barajdan] geliyormuş. Bu çok ciddi bir oran, şehre verilen suyun yarısı!
Peki Mansur bey 2019’da bu baraj için ne demişti?
‘’Bu Ankara için 2050’de düşünülmesi gereken bir proje, gereksiz, israf, biz Kızılırmak suyunu Ankaralılara vermeyeceğiz.’’
Evet Mansur bey aynen böyle demişti, hem de 20 yıl önce değil, birkaç yıl önce, 2019’da; yani kuraklık ve olası susuzluk sorunu hakkında onlarca bilimsel rapor varken. Bu gerçekten çok büyük bir vizyon eksikliği değil mi?
Ayrıca seçim öncesinde ‘’suda indirim yapacağız’’ dediği halde değil indirim yapmak, meclisin aldığı indirim kararını mahkemeye taşıdı ve uygulamadı, kümülatif enflasyonun 6 kat üzerinde zam yaptı [suyun metreküpü 2019’da 5TL iken 2025 sonunda 156TL oldu, bu %3024 oranında zam demek, aynı dönemdeki toplam enflasyon ise %518, zam enflasyon oranında yapılsa idi suyun metreküpü 25-30TL civarında olacaktı, Yavaş’ın vaadi ise indirim idi, eğer bu vaadini gerçekleştirse idi fiyat 15-20TL olacaktı ama 156TL oldu, yani enflasyonun 8 kat üzerinde bir zam yapmış oldu, bu dolar kuru üzerinden de 4 kat zam demek (%400), suyun metreküpü 2019’da 1 doların altında iken (0,88) bugün yaklaşık 4 dolar].
Ankara’da ne oldu, ne bitti, su kesildi mi kesilmedi mi, zam doğal mı fazla mı vs… bunların hepsini geçelim ama Kızılırmak suyu hakkındaki vizyonsuzluğunu nasıl izah edeceğiz?
Demek ki Kızılırmak suyu olmasa [Gökçek bu barajı yapmasa idi] Ankara şu anda hepten susuz kalacaktı, ama Yavaş böyle hayati bir projeye bile 6 yıl önce ‘’gereksiz, israf’’ dedi; ona göre su sorunu yoktu ve olmayacaktı da, bu nedenle baraj yapmaya da gerek yoktu!
Mansur bey trafik sorunu için de benzer bir yaklaşım sergiliyor. Oysa Ankara’nın trafiği gerçekten berbat bir hal aldı, havalimanına gitmek için normalde 30-40 dakika olan yolu bazı saatlerde 2 saate zor gidiyorsunuz, 3 saat önce yola çıkmazsanız uçağı kaçırma ihtimaliniz çok yüksek, nitekim ben 2 kez kaçırdım.
Ama Mansur bey, ‘’trafik sorunu yol yaparak çözülmez, sorunun nedeni AVM’ler, 2019’dan bugüne otomobil sayısı yüzde 50 arttı vs’’ diyor.
İyi de senin önerin ne? Sen ne yapacaksın bu konuda? AVM’leri mi kapatacaksın yoksa otomobil satışını mı durduracaksın? Sadece tespit yapıyor, çözüm getirmiyorsun, bir önerin veya çözümün yoksa niye başkan oldun?
.
Ama asıl soru(n) şu;
Somut hiçbir projesi ve icraatı olmayan, en önemli icraatı “konuşmamak” olan (zira konuşunca çok hata yapıyor), hatta önceki dönemden kalan rutin belediye hizmetlerini bile veremeyen, bunu sürdüremeyen bir isim nasıl oluyor da hâlâ anketlerde yüzde 40’ın üzerinde oy alıyor?
Bu durum, seçmenin oy tercihlerinde artık hizmetten ziyade politik ve psikolojik faktörlerin (psikopolitik etkenlerin) rol oynadığını gösteriyor.
Yirmi dört yıllık bir iktidara karşı gelişen (haklı ya da haksız) tepkiler, iktidar karşısında konumlanan adayı —proje, vizyon ve icraatından bağımsız şekilde— doğrudan avantajlı bir konuma taşıyor. Bu adayın seçimi kazanması için mevcut ya da olası yeni sorunlara çözüm getiren projeler üretmesi gerekmiyor; yalnızca aday olmayı başarması yeterli oluyor.
Bu, ülkemizin geleceği adına hiç de iyi olmayan bir durumdur. Başta AK Parti olmak üzere tüm siyasi partiler (politik aktörler) bu mesele üzerinde düşünmeli ve çözüm üretmelidir; zira bu durum bizim için bir beka meselesine dönüşebilir.