SEDAT PEKER'İ TANIMAYA DEVAM - 2

Kıymetli dostlarım, dün (12 Ocak 2026) bu CIA/MOSSAD Elemanı "sahte/çakma kabadayı" hakkında yaptığım paylaşıma, bir hayli alâka gösterildi ; hepinize çok teşekkür ediyorum.

Tabii, bu "aparat"ın gerçek yüzünü bilmeyen bir kısım insanlar da, onun hakkında yazdığım şeylere tepki gösterdiler.

Esasen böyle bir neticeyi de bekliyordum. Zira düşman istihbârât teşkilatları "algı operasyonlarını" o kadar mükemmel bir şekilde yapıyorlar ki, meselelere ve meselelerin arka planlarına vâkıf olmayan insanlarımızın bir kısmı, maalesef bu algıların tesirinde kalıyor ve "efsunlanıyorlar"...

Hem de öyle bir efsunlanıyorlar ki, bunlara,

"yahu kardeşim aç gözlerini, işin aslı öyle değildir, bak senin yüzüne gülen, kulağına hoş gelen laflar eden bu adamlar aslında karşı tarafın elemanlarıdır, kanma, inanma, kullanılma, uyan..."

dediğimiz zaman, bırakınız uyanmayı, bilâkis bizleri "gerçekleri görmemekle" itham ediyorlar..

..........

Burada sırası gelmişken devlet büyüklerimize şunu teklif ediyorum :

Ortaokul, lise ve üniversitelerimizin müfredâtlarına, "istihbârât / istihbârâta karşı koyma" dersleri ilâve ediniz. "Psikolojik Harp ve 5. Kol Faaliyetleri ve bunların unsurları ve taktikleri" hakkında, çocuklarımıza etraflıca bilgiler verilsin.

Ki, insanlarımız, üzerlerinde yapılan operasyonları kolayca tesbit, teşhis, tefrik ve fehm edebilsinler..

Keza insanlarımıza sağlam bir "ilmihâl" bilgisi ile "psikoloji" dersleri de verilsin.

Psikoloji derslerinde, merhum büyük âlim ve veli Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin (k.s.) MÂRİFETNÂME isimli meşhur ve muhteşem eseri okutulsun.

Nitekim bu ilimler ile teçhiz edilmeyen insanlarımızın düştükleri vaziyeti işte görüyoruz ; karşı taraf bir "iyilik hareketi" ile milyonlarca insanımızı teshir (*) edebiliyorlar, efsunlayabiliyorlar ve bu yaptıklarının aslında "algı operasyonu / adam parlatma ameliyesi" olduğunu, bizim insanlarımıza bir türlü anlatamıyor ve iknâ edemiyoruz, maalesef...

Kıymetli dostlarım, insanların kafataslarının, kulaklarının, burunlarının, gözlerinin, kaşlarının, saçlarının, çenelerinin, ellerinin, ayaklarının, parmaklarının şeklinden,

bakışlarından, yürüyüşlerinden, konuşma tarzlarından ve hatta "ses tonlarından" bile, karakterleri teşhis edilebilir..

Keza el yazıları ve imzaları da, bu hususta gayet güzel emâreler verir..

Şimdi bu muvâcehede Sedat Peker'i değerlendirelim :

Hâlâ ergenlikten kurtulamamış ve "aşağılık kompleksi ile mâlul" bir psikolojisi var ve ilk bakışta en fazla öne çıkan özelliği, budur.

Muhtemelen çocukluk ve ergenlik döneminde, akranlarından bir hayli dayak yemiş ; aşağılık kompleksinin en büyük sebebi de bu olabilir..

Vasat veya vasatın altında bir zekâya sahip olması sebebiyle liseyi bitirememesi de, ikinci unsur olarak görünüyor..

Ilk gençlik yıllarında maruz kaldığı travmalar ve islami eğitim ve ahlak değerlerinden uzak kalması sebebiyle, suç'lara ve suçluların arasına savrulmuş..

Düşman istihbarat teşkilatları - bilhassa CIA, MI6 ve MOSSAD - bu "suç / suçlu mecrâlarını" çok iyi takip ederler ve buralardan "işlerine yarayacak elemanları" devşirirler ve onları yetiştirirler.

Bunu yaparken, "biz falanca istihbârât teşkilatıyız, seni yetiştiriyoruz, önünü açıyoruz, seni çok meşhur edeceğiz, sen de bize hizmet edeceksin" demezler, kendilerini hiç tanıtmazlar.. Fakat daima onun çevresinde bulunurlar, onu korurlar, desteklerler, başkalarına karşı galip getirirler...

Bu "aparat" ta, kerâmeti kendinden bilir ;

"bak yav, herkes benden kaçıyor, korkuyor, tırsıyor, ben neymişim be abi..." diyerek havalara girer, şiştikçe şişer...

bakışları, konuşma tarzı, yürüyüşü değişir...

Hakikatten kopar, "herşeye gücüm yeter, herkesi ezerim" psikolojisine girer..

Onu böyle "havaya sokanlar" aynı zamanda "taban bulması için, ne yapması gerektiğini" de telkin ederler..

Ve bir bakarız ki Sedat Peker birilerine ev yaptırmış, birilerine avukat göndermiş, birilerine tekerlekli sandalye hediye etmiş, bazı cezaevlerinde mahkumlara harçlık vermiş...

Bizim insanlarımız iyiliği görünce, başka birşeye bakmaz ; bu özelliğimizi düşmanlarımız gayet iyi bilirler ve bizi en çok ta buradan vururlar !

Ve Sedat Peker gibi bir "câhil" memleketimizde "efsâne adam" haline getirilir !..

"Çok kitap okuduğu" algısı yapılıyor, fakat adam "zır câhil" !

Bir insanın "derunu" ifâdelerine mutlaka akseder..

Bunun yaptığı ve kendisi hakkında yapılan 100'e yakın videoyu seyrettim ;

Din, Tarih, Coğrafya, İlmihâl, Edebiyât, Hukuk, Diplomasi, Beynelmilel münâsebetler, Ekonomi, Finans gibi ilimlerde ve sektörlerde bilgisi, "ilkokul" seviyesinde bile değil !

Liseyi terketmiş amma, bu cehâletle liseye kadar nasıl gelebildiği de ayrı bir muamma...

Milliyetçi - Ülkücü - Turancı rolleri kasıyor, bu husustaki bütün müktesebâtı, birkaç replikten ibâret ve külliyen boş ve yalan !

CIA, MI6 ve MOSSAD istihbârât teşkilâtları Volodimir Zelenski ismindeki cahil bir "komedi sanatçısını" da Ukrayna'da aynen böyle algı operasyonları ile parlattılar, seçimleri % 75 rey ile kazandırdılar, Ukrayna'nın başına getirdiler ve neticeyi işte hep beraber görüyoruz :

Mahvolmuş ve "yağmalanmış" bir ülke...

Adamda tarih, coğrafya, diplomasi, hukuk, beynelmilel münâsebetler, askerlik, ekonomi, finans, ticaret... hiçbir bilgi yok...,

ve koskoca ülkenin başına, % 75 rey ile seçildi !

Burada elbette onu seçenlerin de kabahatleri çok büyük..

Fakat "algı operasyonunun" ne kadar müessir olduğunu görüyorsunuz, değil mi kıymetli dostlarım..

İşte bu düşman istihbârât teşkilatları, Sedat Peker'i de TÜRKİYE'nin başına getirmek istiyorlar !

Sedat Peker'i "yetiştiren" ve bugünlerde CIA'nın "kıdemli memuru" olan Michael Rubin, 2023 genel seçimlerinden evvel, "Sedat Peker TÜRKİYE'de cumhurbaşkanı olabilir" demişti..

(CIA'da "kıdemli memur" demek, Başkan ile direkt görüşebilmek, ABD Dış politikasına yön verebilmek ve büyükelçilere bile emir verebilmek kadar müessir bir statüye sahip olmak demektir. Bu Michael Rubin'in, Osman Kavala, Ekrem İmamoğlu ve Rezan Epözdemir hakkında da "destek beyanları" vardır.)

Tabii bunlar "alternatifli / yedekli" çalışırlar ; elemanlarından birisinin başına bir iş gelirse, hemen digerini devreye alırlar..

Şu anda "en gözde elemanları" EkRum Bizansiti "içerde"...

Diğer "gözde elemanları" Sedat Teker de "dışarda"...

Fakat TÜRKİYE'de bir iç çatışma çıkarmaya muvaffak olurlar ise, bu aparatlarını hemen getirip devletimizin başına geçirmek için, şimdiden "parlatma / güzelleme" operasyonlarını yapıyorlar.

Kıymetli dostlarım, Sedat Peker'in gerçek yüzü hakkında yazabileceğim daha pek çok şey var, fakat yazı çok uzadı ; birkaç cümle ile onun röntgenini tamamlayayım :

Konuşma tarzı "kendisi değil" kesinlikle, rol yapıyor !

Bakışları, mübâlâğalı el-kol hareketleri, oflayıp puflamaları, gerdan kırmaları, kalça kıvırmaları, lüzumsuz gülmeleri...

bunların tamamı "rol" ve tamamı "öğretilmiş / ezberletilmiş" !

Üzerindeki aksesuarlar, yüzükleri, tesbihi, kolyesi, yakası açık gömleği, yeleği...,

İçinde bulunduğu mekân, mekânın ışıklandırılması, mekânda bulunan nesneler, ses ve renk düzeni, masanın üzerinde bulunanlar, kamera açısı...,

bunların tamamı, "profesyonel destek aldığını" gösteriyor !

Esâsen TÜRKİYE'den kaçarken takip ettiği güzergâhtaki Makedonya, Karadağ, Arnavutluk, Fas ve şu anda bulunduğu B.A.E., CIA, MI6 ve MOSSAD'ın en güçlü olduğu ülkeler..

Birleşik Arap Emirlikleri dediğimiz devlet, aslında İtsrail'in güdümünde olan ve hatta İtsrail'in "pis işlerini yapan" uyduruk bir devlet ve Sedat Peker'i bize iâde etmiyor !

Bu vaziyet bile, Sedat Peker'in CIA / MOSSAD tarafından korunup kollandığını, tek başına isbat ediyor.

Kısaca, ismi ve soyismi ile Türk olan "yerli bir Volodimir Zelenski" ile karşı karşıyayız, kıymetli dostlarım..

Hidâyet ve adâlet sahiplerine, şu yazdıklarımız "iknâ olmaları için" kâfi gelir..

Hidâyetten nasibi olmayanlara da, "yolunuz açık olsun" derim...

Selâm ve dua ile kıymetli dostlarım.

(*) Teshir : Sihir, sihirlemek.

Teşhir ile karıştırılmamalıdır. Teşhir de, açmak, sergilemek mânâsına gelir.

Rasim Duman.

Emekli J.Ord.Astsubay.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.