1945 yılından bu yana uluslararası siyaset, ekonomi ve askeri stratejiler üzerinde mutlak bir hakimiyet kuran ABD, bu gücünü kaybetme noktasına geldi. Özellikle son dönemde yaşanan bölgesel gerilimler ve İran ile olan çatışma süreci, Washington’un "dikte" gücünün nasıl eridiğini somut bir şekilde ortaya koydu. Dünya artık tek kutuplu bir düzenden, alternatiflerin söz sahibi olduğu çok kutuplu bir yapıya evriliyor. İşte bu büyük kırılmanın temel taşları:
1. Doların Havale (SWIFT) Tekeli Çatlıyor
Dünya üzerinde bankalar arası her dolar transferi, önce ABD’ye gider, orada incelenir ve onaylanırsa alıcıya ulaşır. Bu sistemin adı SWIFT'tir. ABD, bu sistemi bir silah gibi kullanarak bankaları ve ülkeleri denetliyor, hatta Halkbank örneğinde olduğu gibi uluslararası hukuka uygun işlemlere rağmen bankalara ceza yağdırıyordu.
Ancak bugün devran dönüyor. Çin, SWIFT’e alternatif olarak geliştirdiği CIPS (Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi) sistemini devreye aldı. ABD korkusuyla daha önce mesafeli durulan bu sistem, İran ile yaşanan gerilimlerin ardından hızla yaygınlaşmaya başladı. Artık petrol ticaretinde Yuan kullanımı ve CIPS üzerinden para transferi gerçek bir alternatif haline geldi.
2. Petro-Dolar Düzeninden Petro-Yuan’a
1974’ten beri dünya petrolü "dolar" ile satın alıyor; buna Petro-Dolar düzeni deniyordu. Bu düzene karşı çıkanlar ya ambargoyla ya da askeri müdahaleyle karşılaşıyordu. Fakat İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik hamleleri ve Batı dışı güçlerin yükselişi, bu düzenin temellerini sarstı.
Körfez ülkeleri artık petrolü Yuan ile satabileceklerini ilan ederken, Rusya Ruble ile ticaretini sürdürüyor. ABD’ye olan güvenin sarsılmasıyla birlikte "Petro-Dolar" yerini çok para birimli yeni bir enerji ticaretine bırakıyor.
3. Ekonomik Yaptırımlar Artık Caydırıcı Değil
ABD’nin en sevdiği araç olan ekonomik ambargolar, artık hedefine ulaşamıyor. Aksine, yaptırıma maruz kalan ülkeler kendi çözümlerini üreterek yerlileşiyor.
-
Örnek Türkiye: 1974’te uçak lastiği vermediler, PETLAS kuruldu.
-
Parasını ödediğimiz F-35 uçaklarını teslim etmediler; Türkiye kendi 5. nesil savaş uçağı KAAN’ı hangardan çıkardı.
Bu örnekler gösteriyor ki, ekonomik baskılar ülkeleri diz çöktürmek yerine, onları teknolojik bağımsızlığa itiyor.
4. Silahla Tehdit Siyaseti ve "Demir Kubbe"nin İflası
ABD’nin dünya genelindeki en büyük kozu olan "askeri korku" duvarı da yıkıldı. Trump döneminde sadece silah satma vaadiyle Körfez ülkelerinden toplanan trilyonlarca doların, gerçek bir savaş anında koruma sağlamadığı görüldü.
İran’ın İsrail üzerindeki Demir Kubbe ve Davut Sapanı gibi "geçilemez" denilen savunma sistemlerini aşması, ABD teknolojisine olan güveni yerle bir etti. Körfez’deki üslerin İran füzeleri karşısında yetersiz kalması ve ABD donanmasının güvenli mesafe olarak gördüğü 600 mil öteye çekilmesi, "silah zoruyla politika" döneminin bittiğinin en net kanıtıdır.
Sonuç olarak; Dünya, ABD'nin her istediğini yaptırdığı o eski dünya değil. Ekonomik, finansal ve askeri olarak alternatiflerin güçlendiği, bağımsızlığın sloganlarda değil icraatlarda olduğu yeni bir yüzyıla giriyoruz.