ABD ve Batı Kömüre Son Vermemizi Neden İstemiyor? Pahalı, ithal ve kirli olan kömürle kalkınma neden mümkün değil?

Bünyamin KURT

Enerjimizde kullandığımız kömürün üçte ikisi ithal. ABD, Avustralya, Kanada vb. Batı ülkeleri bize kömür ihraç edip sömürüyor. Kömürle bizi sömürürken bizim kömüre son vermemizi hiç istemezler. Ayrıca kaliteli kömür yani taş kömürünün %100’üne yakınını ithal ediyoruz. Bizde genelde kalitesi, kalorisi çok düşük ve çok kirli linyit kömürü var.

Avrupa'nın önemli bir kısmı ise bizim kömürden çıkmamızı pek istemiyor. Bunun üç temel nedeni var:
1. Sınırda Karbon Vergisi: Özellikle demir-çelik, çimento başta olmak üzere çoğu üründe ülkemizin rekabet gücünü kırmak ve kendine vergilerle fon toplamak.

2. Yüksek Maliyet: Yerli kömür de dahil olmak üzere kömürün enerji üretim maliyeti yüksek. Batı, temiz ve ekonomik yerli yenilenebilir enerjimize yönelmemizi istemiyor. Gerçekten isteseler ülkemizde kömür lehine yalan yanlış propaganda yapmazlar.

Kömürün pahalılığı konusunda şüphesi olan, en son Enerji Bakanlığı’nca GES’e verilen 20 dolar/MWh garantiye baksın; kömüre verilen alım garantisi ise 4 kata yakın, yani 75 dolar/MWh. 365 gün 24 saat kesintisiz enerji veren özellikle Pompaj HES, Batarya ve HES depolamalarla birlikte GES, RES MWh fiyatı dahi 40 dolarlara kadar düşmektedir. Kömürden yine iki kat ekonomiktir. Pahalı ve ithal kömürle kalkınma iddiasında bulunmanın gerçeklerle ilgisi yoktur. Kömürün kalkınmaya yardımcı olduğu iddiası geçen yüzyılda kaldı. Günümüze, geleceğe ve ileriye bakalım.

3. Stratejik Rakip İstememeleri: ABD ve tüm Batı dünyası, ülkemizde havası temiz, sağlıklı bir nesil istemiyor. Çünkü kendilerine temiz enerji ile kalkınan bir rakip istemiyorlar. Tıpkı atık çöplerini ülkemize kakalayarak, AB’den en çok çöp ithal eden ülke olarak Türkiye’yi lider yaptıkları gibi; içimizdeki Batı’nın isteklerine göre hareket edenlere daha fazla kulak asarsak, her zamanki gibi Batı’nın kuyruğu olmaya ve onları yüz yıl geriden takip etmeye mahkum oluruz.

1. "Kömürden Çıkış Dayatma" mı, Yoksa Ekonomik ve Çevresl Bir Zorunluluk mu?
Paris Anlaşması veya Yeşil Mutabakat sadece birer çevre belgesi değil, yeni dünyanın ticaret anayasasıdır.

• Sınırda Karbon Düzenlemesi (SKDM): Avrupa Birliği, 2026 itibarıyla yüksek karbonlu ürünlere ek vergiler getirmiştir. Kömürde ısrar etmek, Türk sanayicisinin (çelik, çimento, tekstil ve diğerleri) Avrupa pazarında rekabet gücünü kaybetmesi ve her yıl milyarlarca dolar Avrupa’ya "karbon vergisi" ödemesi demektir. Ülkemizi ihracatının yarısı yaklaşık Avrupa’yadır. O zaman bende Avrupa’ya mal satmam derseniz, o zaman Türkiye’nin sanayisi çöker. Biz istediğimiz kadar kömür temiz vb. gerçekle çelişen ifadeler kullanalım, adamlar her hâlükârda bu vergileri alacaklar. Kömürden çıkış dayatma değil, ihracat odaklı büyüme modelimiz ve kalkınma için olmazsa olmazdır.

2. Kömürün Gizli Maliyeti ve "5 Milyar Dolarlık" Kayıp!

"Milli kaynak" argümanı, maliyet analizi yapılmadığında yanıltıcı olabilir.
• Alım Garantileri: Yerli kömür santrallerine verilen yaklaşık 7,5 sent/kWh seviyesindeki garantiler, bugünün teknolojik imkanlarıyla güneş ve rüzgardan elde edilen enerjinin neredeyse iki katıdır. Gerçek sağlık maliyetleri de katıldığında 3 katına rahat çıkar. Çünkü yılda yaklaşık 60 bin insanımız hava kirliğinden ölmektedir. Bununda en büyük müsebbibi kömürdür.

• Ekonomik Kazanç: Kömür yerine güneş, rüzgar ve enerji depolama odaklı bir modele geçiş; elektrik üretim maliyetlerinde %50 tasarruf ve kamu bütçesinde yıllık yaklaşık 5 milyar dolarlık bir kazanç potansiyeli taşımaktadır. Bu para, ithal kömür veya verimsiz santraller yerine milli teknoloji hamlelerine aktarılabilir. Üstelik Kömürün üçte ikisi ithaldir, yani geneli ne yerli, ne temiz nede ekonomiktir.

3. "Sıfır Emisyonlu Kömür" Teknolojisi Bir Çözüm mü?
Teorik olarak "temiz kömür" (Karbon Yakalama ve Depolama - CCS) iddiaları olsa da, bunun çoğu gerçekçi değildir ve bu teknolojinin maliyeti kömürden elektrik üretmenin maliyetini ikiye katlamaktadır. Yıllardır filtre taktırdık kömürün kirliliğini temizliyoruz vb. iddialarının da genelde ne kadar boş olduğuna bu ülke şahittir. Yenilenebilir kaynakların maliyeti her yıl düşerken, kömürü "temiz" hale getirmeye çalışmak ekonomik olarak rasyonel değildir; çünkü bu teknolojiyle üretilen elektrik, piyasa fiyatlarının çok üzerinde kalmaktadır.

4. İklim Değişikliği ve Bilimsel Konsensüs
İklim değişikliğinin bir "senaryo" olduğu iddiası, NASA, IPCC ve dünyanın önde gelen 200'den fazla bilimsel akademisinin verileriyle çelişmektedir.

• Veriler: Atmosferdeki $CO_2$ konsantrasyonu, son 800.000 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi ölçülebilir birer gerçektir. Bu bir döngü değil, sanayi devriminden sonra ivmelenen insan kaynaklı bir değişimdir.

Velev ki iklim değişikliği (ufak bir ihtimalde olsa) yok, kara kömürün havamızı çok kirlettiğini ve şehri ve çevresini ısıttığını inkar etmek akla ziyandır. On yıldan fazla Afşin-Elbistan santraline yakın yaşadık. Bizim gibi yıllarca Afşin-Elbistan santrali gibi Kömür santralinin dibinde yaşamayanlar belki de apaçık zehirli ölümcül kirlilik gerçeğini göremiyorlar veya hiç göremeyecekler yada hiç görmek istemeyecekler!

5. Milli Kaynaklarımız Sadece Yer Altında Değil!
Türkiye'nin gerçek milli serveti kirli ve verimsiz linyit değildir.
• Yenilenebilir Baz Yük: Jeotermal, biyoenerji ve barajlı HES'lerimiz 7/24 kesintisiz enerji (baz yük) sağlama kapasitesine sahiptir.

• Enerji Bağımsızlığı: Güneş, rüzgar ve pompaj depolamalı HES (PHES) projeleri, yakıtı dışarıdan gelmeyen, döviz gerektirmeyen gerçek bağımsız enerji kaynaklarımızdır. Akbelen'de ormanı yok ederek çıkarılan düşük kalorili linyit yerine; jeotermal ve akıllı şebekelere yatırım yapmak "vatan borcunu" teknolojik ve ekonomik kalkınmayla ödemektir.

Sonuç olarak; Mesele kömürü "tü kaka" ilan etmek değil, miadı dolmuş ve ekonomik yük haline gelmiş bir modeli, dünyanın genelinde olduğu gibi modern ve karlı bir yapıyla değiştirmektir. Türkiye'nin geleceği, ihracatına, havasına , ekonomisine zarar veren kömür ve diğer fosillerde değil; bedava yakıtı olan gökyüzünde ve yerin derinliklerindeki yenilenebilir (güneş, rüzgar, su gibi) temiz kaynaklardadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.