AÇİK SAÇIK OLAN VE DAR GİYEN KADINLAR

Mehmed Sıddık ALADAĞ

AÇIK SAÇIK OLAN VE DAR GİYEN KADINLAR.
İslamda Açık Saçık Olan Ve Dar Giyinen Kadınlar Hakkında Hadisler
"Kadınların şerlisi kendini beğenip kibirlenen ve (açılıp saçılarak) teberrüc yapanlardır. Onlar münafıktırlar. Bu yüzden kadınlardan cennete girecek olanlar ayağı sekili karga gibi azdır.
Sahih. Beyhaki (7/82)

Açıklama:Bu hadis, kibirli olan, kendini beğenen ve süslerini/cazibesini yabancı kişilere teşhir eden (teberrüc) kimselerin ahlaki yozlaşmasını ve bu vasıfları taşıyan kişilerin ahiretteki durumunun (cehenneme gireceklerini bildiriyor).

Böyle kadınlar Ahlaki olarak zararlı tutumlar sergileyen, toplumda fitneye veya kötü örneğe yol açan kişilerdir. Bunların kibirleri, İnsanın kendini diğer insanlardan üstün görmesi,yol açıyor. Böyle kadınlar utanmadan, dikkat çekmek amacıyla süsünü, zinetini veya vücut hatlarını örtü kurallarına aykırı şekilde başkalarına göstermesinden hiç vaz geçmiyorlar.

Bu tür davranışların kalpteki samimiyetsizliği ve imanın gerektirdiği haya (utanma/çekinme) duygusunun zayıfladığını göstermesidir.

(Sebepsiz olarak) Boşanmak isteyen kadınlar ve açılıp saçılan kadınlar münafıklardır.Hasen. Ebu Nuaym(8/375-6)

Kocasından her ne suretle olursa olsun boşanmak isteyen kadınlar, münafıktırlar. Onlara cennetin kokusu bile haram olur." [Ravi: Hz. İbni Ömer (r.anhüma)]

Bu gibi hadisler, İslam dininin aileyi korumaya yönelik gösterdiği önemi vurgulayan irşat üslubunu taşımaktadır.İslam’da aile gerçekten kutsal bir kurumdur; geçici değil, sürekli olması gerekir. Bu sebeple, bu yuvayı bozanlara karşı sert ifadeler ve uyarılar yapılmıştır.

Bir ayeti Celile şöyle buyuruyor:
Onlarla (kadınlarla) güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız (sabredin). Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah, çok hayırlı kılmış olabilir." (Nisa, 4/19)

Herhangi bir kadın, gereksiz yere, kocasından boşanmayı isterse, cennetin kokusu ona haram olur." (bk. Ebu Davud, Talâk, 18; Ahmet b. Hanbel, 5/277)

"Hul' yapan (kocasından mal karşılığı boşanmasını isteyen) kadınlar münafıktırlar." (bk. Kenzu’l-Ummal, 9/661)

Açıklama:İslam dininin aileyi korumaya yönelik gösterdiği önemi vurgulayan irşat üslubunu taşımaktadır.İslam’da aile gerçekten kutsal bir kurumdur; geçici değil, sürekli olması gerekir. Bu sebeple, bu yuvayı bozanlara karşı sert ifadeler ve uyarılar yapılmıştır.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"İki sınıf insan vardır ki, onlar cehennem ehlidirler; Bunlardan biri ellerinde sığırkuyruğu gibi kamçılar olup insanları dِvecekler.

Diğeri; vücutlarını belli edecek elbise giyen, bu elbiselerle erkekleri meylettirmek için kırıtarak yürüyen, saçlarını deve hörgücü gibi başlarında toplayan kadınlardır ki; bunlar cennete giremeyecek ve çok uzak mesafelerden bile hissedilen cennetin kokusunu dahi duyamayacaklardır.(Sahih. Malik (Libas,7) Müslim (2128)

Açıklama:Alimlerimiz bu hadisleri, Resulullah (asm)'ın gaybtan haber verme nevine giren mucizelerinden olarak değerlendirmişlerdir. Çünkü hadislerde zikri geçen ihbarlar az bir zaman sonra vukua gelmeye başlamıştır.

Sığır kuyruğuna benzeyen şey, zabıta memurlarının kamçıları ile yorumlanmıştır. Resulullah (asm)'dan bir müddet sonra, bilhassa Emeviler devrinde halka zulmeden idareciler eksik olmamıştır.

Mesele çoğu durumda "kamçılama seviyesi"nde kalmayıp idama kadar ulaşmıştır. İmam Malik, Ahmed İbnu Hanbel, İmam Âzam gibi nice büyükler bile bu zulümlerden nasiplerini almışlardır.

Resulullah (asm) halka zulmeden insanların akşam ve sabah Allah'ın hışım, gadab ve nefretlerine maruz kaldıklarını belirterek onların davranışlarını tel'in ediyor.

Kâsiyat "giyinmiş kadınlar" demektir, âriyat da "çıplak kadınlar" demektir. Kadın, hadiste iki zıt vasıfla tavsif edilmektedir: "Giyinmiş fakat çıplak kadın." Alimler, bunu farklı yorumlara tabi tutarlar:

Bazıları kâsiyatı Allah'ın nimetine bürünmüş fakat şükür yönüyle çıplak yani nimetlerin şükrünü eda etmeyen kadınlar diye yorumlamıştır.

Bir kısmı: Kadın kadınlık yönünü ortaya koymak, dikkatleri çekmek için, vücudunun bir kısmını örttüğü halde, diğer bir kısmını açar diye yorumlamıştır.Bir kısmı da bedenini gösteren şeffaf elbiseler giyenler kastedilmiş demiştir.

Bu açıklamaların hepsi doğrudur. İslamî tesettüre aykırı olan bütün giyimler bu hadiste ifade edilmiş durumdadır. İslamî tesettür sadece "giyinmek" aramaz, giyinmenin tarzını da ister.Belirlenen hududu örtecek büyüklükte olmalıdır; el, ayak ve yüz hariç bütün beden örtülmelidir.

Vücud hatlarını gösterecek darlıkta olmamalıdır. Çok dar giyinen "giyinmiş çıplak" hükmündedir. Batı menşeli modaları takip edenler bu hallere düşmektedirler.Elbise bedeni göstermemelidir. Çok ince naylon ve şeffaf elbise giyenler de giyinmiş çıplak durumundadır.

Hadislerde yasaklanan bir başka kıyafet şöhret elbisesidir. Yani dikkatleri üzerine çekmek gayesini güden kıyafetler. İslam elbiseyi örtünmek için emrettiği halde günümüzde birçok çevreler elbiseyi örtünmeden çok dikkatleri üzerine çekme vasıtası olarak kullanıyorlar. Şu halde bu nev'e giren giyimler de giyinmiş çıplak manasına dahildir.

Mâilat: Lügat olarak eğilen, meyleden kadın demektir. Alimler umumiyetle Allah'ın gösterdiği istikametten ayrılan, yanlış istikametlere meyleden diye anlamışlardır. Bazı alimler de bu tabirle sağını solunu oynatarak, kırıtarak yürüyenlerin kastedildiğini söylemiştir. Mümilat da başkasını baştan çıkaran, başkasına salınarak yürümeyi öğreten kadın manasına gelir.

Başlarını deve hörgücü gibi yapacak kadınlar tabiri bilhassa günümüzün kadınlarını tasvir ediyor gibidir. Kadınlar, değişik saç modaları uygulayarak saçlarını muhtelif şekillerde bağlayarak tepelerinde hotos denen çıkıntılar teşkil etmektedirler.

Mü'min kadınlar, gerek giyecekte ve gerekse baş tuvaletinde bu hadislerin tehdidini dikkatle gözönüne alıp cennetin kokusundan bile mahrum kalmaktan korkmalıdırlar.
(bk. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)

Ahir zamanda ümmetimden, deve semerine benzer bineklere binen adamlar olacak, mescit kap‎larında inecekler. Onların kadınları örtülü çıplaktır. Saçlar‎ deve hörgücü gibi kabar‎ıktır.

Onlara lânet edin, çünkü onlar lanetlidir. Eğer sizden sonra başka ümmetler gelmiş olsaydı sizin kadınlarınız onların kadınlarına hizmetçi olurdu, aynı‎ sizden önceki ümmetlerin kadınlarının size hizmet ettiği gibi.Sahih li gayrihi. Ahmed Müsned (2/223 Hadis no: 7083) İbn Hibban (13/64) Hakim (4/483)

Açıklama:Tarih boyunca, eskiden olmayıp da daha sonraki saltanatlar devrinde belli başlı bazı kimselerin bineklere / atlara veya develere binip mescitlere gittikleri bilinmektedir. Bu onların diğer insanlardan farklı olduklarını gösterdiği için, bir gurur simgesi olarak zikredilmiş olabilir.

Bu ahir zamanda meydana gelen teknik ve teknolojiye bir işaret olabilir. Yani bazı kimseler içi deve semereleri gibi döşenmiş taksilere binip mescide gideceklerine bir vurgu olabilir. Bunu gurur, gösteriş, riya gibi İslam'ın yasakladığı kötü duygularla yapanlar kınanmaktadır.

Bizce hadisteki bu kısım müdrectir. Değişik hadis rivayetlerinden parçalar alınmıştır. Çünkü ahir zamanda açık-giyinik kadınlardan bahseden hadisler vardır. Orada erkeklerin durumu söz konusu değildir. Bu sebeple erkeklerin bineklere binip gitmelerini ifade eden rivayette “b” ve “c” maddelerinde zikredilen gerekçeler olabilir.

Kadınların giyinik-açık olmaları hususu gözle görülen bir hakikattir. Nice kadınlar vardır ki, belki de tesettür niyetiyle giydiği öyle dar, öyle tenteneli elbiseler var ki, İslam’ın asla tasvip etmediği bir konumdadır.

Başlarındaki saçlarının deve hörgücü gibi olması da açıktır. Saçlarını başlarının üzerinde toplayıp da tam deve hörgücü görünümünü veren başı açık kadınlar yanında başı örtülü kadınlar için de söz konusudur.

Belemiyoruz belki bin yıl önce de böyle bazı durumlar söz konusu olmuş olabilir. Ancak tarihin bizim devrimizdeki konumu çok açıktır. Bunların hepsi birer gelecekten haber vermek türünden mucizelerdir. Belki de zikredilmelerinin en önemli hikmeti, gelecek insanlara bu gaybi haberler penceresinden imanlarını güçlendirme fırsatını vermektir.

Eğer sizden sonra başka ümmetler gelmiş olsaydı, sizin kadınlarınız onların kadınlarına hizmetçi olurdu, aynı sizden önceki ümmetlerin kadınlarının size hizmet ettiği gibi.” ifadesinden şu anlaşılabilir:

Zaman öyle bir değişiklik gösterecek ki, pek çok ev hanımları evde işi yapmayıp, hizmetçiler kullanacaklardır. Özellikle, bu ümmetin kadınları başka milletlerden olan kadınları / cariyeleri kullandıkları ve kullanacakları gibi, şayet başka bir ümmet olup da onlar hakim duruma geçmiş olsalardı, onlar da -farklı millet olarak kabul ettikleri- Müslüman kadınları hizmetçi kullanacaklardı.

Bunun verdiği mesaj, belki de İslam ümmetinin içinde gayri müslim kadınlara dikkat çekmektir. Bir yandan fitne fesadın olmaması için yabancı kadınları aile mahremiyetine almanın yanlışlığına, diğer yandan -gayri müslim de olsa- kadınlara gereken saygıyı göstermeyen insanların durumuna dikkat çekilmiş olabilir.

Hakim’deki rivayette ise şöyledir: “Bu ümmetin sonunda lüks döşeklere binen adamlar olurda mescitlerinin kapılarında inerler. Onların kadınları örtülü çıplaktırlar.

Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma şöyle demiştir:Muhakkak ki Allah’ın indirdiği kitapta iki sınıfın ateşte olduğunu buluruz: Bunlardan birisi:

Ahir zamanda, yanlarında bulunan sığır kuyrukları gibi kamçılarla insanları suçsuz yere döven, karınlarına ancak pis (haram kazanç) sokan bir topluluktur. Diğeri ise; Giyinmiş fakat çıplak olan, meyleden ve meylettiren kadınlardır. Bunlar cennete giremeyecekleri gibi, kokusunu dahi alamayacaklar.”Sahih mevkuf. İbn Ebi Şeybe (7/530)

Açıklama:Bildirmişlerdir ki;Bu hadis-i şerif, toplumsal ahlakın bozulmasını, adaletsizliği, haram kazancı ve iffet kaybını anlatarak ahiret azabına karşı uyarıda bulunmaktadır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) geleceğe dair uyarılarını içeren ve Abdullah b. Amr vasıtasıyla bizlere ulaşan bu rivayette iki büyük günahkar grup ve onların özellikleri nazara verilmektedir.

1. Zulüm, Şiddet ve Haram Kazanç Sahibi İdareciler / Güç Sahipleri Hadisin ilk kısmında anlatılan sınıf, ellerindeki gücü insanlara zulmetmek için kullananları tarif eder.

Zulüm ve Şiddet: "Sığır kuyrukları gibi kamçılar" ifadesi, yetkisini halka eziyet etmek, haksız yere şiddet uygulamak ve korku yaymak için kullanan zalim yöneticileri, kolluk kuvvetlerini veya güç odaklarını (bildiriyor) .

Haram Kazanç: "Karınlarına ancak pis (haram) sokan" ifadesi; rüşvet, gasp, faiz, kul hakkı ve yolsuzlukla beslenen, kazancının helalliğine dikkat etmeyen insanları açıklar. Zulüm ile haram kazancın birbirini beslediğine dikkat çekilir.

2. İffet ve Hayâ Duygusu Bozulmuş Kadınlar Hadisin ikinci kısmında ise aile ve toplum yapısını temelinden sarsan ahlaki çöküş tasvir edilir.

Giyinmiş Çıplaklar: Üzerinde kıyafet olduğu halde şeffaflık, darlık veya kısalık sebebiyle vücut hatlarını sergileyen, örtünmenin dini ve ahlaki amacını taşımayan giyim tarzını ifade eder.

Meyleden ve Meylettiren: Hem kendisi haktan, iffetten ve hayâdan sapan hem de sergilediği davranış ve görsellikle başkalarını günaha teşvik eden, dikkatleri üzerine çeken yapıya işaret eder.

Ağır Sonuç: Cennetten Uzaklaşmak Hadisin sonunda bu iki sınıfın "cennete giremeyeceği gibi, kokusunu dahi alamayacağı" belirtilmektedir. Bu dehşetli uyarı, yapılan hataların hafife alınmaması gerektiğini, adaletsizliğin ve ahlaki çürümenin insanı ebedi hüsrana sürükleyeceğini çok net bir şekilde ortaya koyar.

Ka’b el-Ahbar rahimehullah şöyle demiştir: “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, kadınların bazıları giyinik olmalarına rağmen çıplaktırlar. Süslenip kokular sürünmelerine rağmen kokuları olmayacaktır. Deve hörgücü gibi topuzları vardır. Deve yükü gibi salınacaklar. Cehenneme doğru koşacaklar.Maktu. Haraitî, İ’tilâlu’l-Kulûb (206)

Bildirmişlerdir ki;Bu rivayet, gelecekte (ahir zamanda) toplumda ve aile yapısında yaşanacak ahlaki yozlaşmayı, tecessüm eden (gösteriş ve lüks uğruna yapılan) aşırılıkları ve dini ölçülerin terk edilmesini anlatmaktadır.Metindeki ifadelerin ne anlama geldiği şu başlıklarla açıklanabilir:

Giyinik olmalarına rağmen çıplaktırlar: Elbise giydikleri halde vücut hatlarını tamamen belli eden, şeffaf, ince veya mahrem yerleri örtmeyen kıyafetler giyen, örtünme bilincini kaybedip süsünü teşhir eden kadınları ifade eder.

Süslenip kokular sürünmelerine rağmen kokuları olmayacaktır: Evin dışına çıkarken dikkat çekmek için süslenip koku süründükleri halde, ahlak ve iffet gibi manevi güzelliklerden ve takvadan yoksun olduklarını, iç dünyalarının ve niyetlerinin bozuk olduğunu belirtir.

Deve hörgücü gibi topuzları vardır: Saçlarını başlarının tepesinde veya arkasında, deve hörgücünü andıracak şekilde büyük topuzlar yaparak dikkat çekici bir biçimde toplamalarını anlatır.

Deve yükü gibi salınacaklar: Yürürken kibirli, çalımlı, salınarak ve insanları cezbetme (fitne) amacı güden bir edayla hareket ettiklerini gösterir.

Cehenneme doğru koşacaklar: Bu tavır ve ahlakın insanı Allah'ın rızasından uzaklaştırıp ahlaki bir çöküşe ve nihayetinde azaba götüreceğini ihtar eder.

Maktu" terimi, bu sözün Hz. Peygamber’e (s.a.v.) değil, Tâbiîn döneminin bilginlerinden olan Ka'b el-Ahbâr'a ait olduğunu (sözün senedinin Tâbiîn'de kesildiğini) ifade eder.

Ebû Bekir el-Haraitî'nin İ’tilâlu’l-Kulûb adlı eseri kalbî haller, ahlak ve nefis terbiyesi üzerine yazılmış bir eserdir ve bu tür rivayetler gelecek nesillere birer ahlaki uyarı ve ikaz olarak nakledilmiştir. (Benzer lafızlar Hz. Peygamber'den gelen bazı hadislerde de yer almaktadır).

-Ahmed b. Hanbel’de:
Ümmetimin sonunda/ahir zamanda bazı erkekler devenin semeresine benzer eğerlere binip mescit kapılarında inerler.
Taberani’de (el-Kebir, 13/63)

Açıklama:Bildiriyorlsr ki;Bu hadis ahir zamanda insanların binek ve ulaşım imkânlarında büyük bir lüks ile konfora kavuşacağını ve mescitlerin kapısına kadar bu konforlu vasıtalarla yanaşacaklarını bildiriyor.

Metinde geçen "devenin semeresine (eğerine) benzer binekler" ifadesi, o konforlu seyahat takımlarını ya da daha geniş bir yorumla şuan ki yaşadığınız konforlu taşıtlar bildiriyor.Gelecekte kullanılacak konforlu taşıtları ve koltuk düzenlerini ifade eder.

Mescit kapılarında inmek şöyle anlamalıyız;İnsanların yürüme zahmetine katlanmayarak bineklerini veya araçlarını doğrudan mescitlerin kapısına kadar sürmeleri, lüks ve rahatlığa düşkünlüğün artacağını gösterir.

Sosyal Değişim ve Refah: Rivayet, gelecekte maddi refahın ve imkânların çok artacağını, insanların hayat tarzının radikal bir şekilde konfora odaklanacağını bir kıyamet alameti (haber verilen gelecek olay) olarak kaydeder.

İleride ümmetimden kadınlarının erkekler gibi eğerlere bindiği- bazı erkekler olacaktır.Hakim’de(4/436)

Bu ifade, ahir zamanda (gelecekte) toplumsal ahlakın, aile yapısının ve geleneksel rollerin değişeceğini, erkeklerin ailelerindeki kadınların binek üstündeki hareketlerine veya yaşam tarzına karşı eski hassasiyetlerini ve koruma bilincini yitireceğini bize bildiriyor.

Hz. Muhammed'in, gelecekte ümmetinin yaşayacağı sosyal ve ahlaki değişimleri haber veriyor. İslam ahlakında aile bireylerini koruma ve kollama hassasiyetinin (gayret ruhunun) zayıflayacağına, değer yargılarının farklılaşacağına işaret eder.

Bu Ümmetin sonunda/ahir zamanda bazı erkekler eğerlere/semerlere binip mescitlerin kapısına gelirler..

Ebu Şakra radıyallahu anh'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Başlarını deve (bir rivayette sığır) hörgücü gibi yapan kadınları gördüğünüzde onlara hiçbir namazlarının kabul olmayacağını bildiriniz. Zayıf. Ebu Nuaym Marife (6860) İbn Hibban es-Sikat (9/185)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.