AHİRET GÜNÜNDE MİZAN (TERAZİ)

Mehmed Sıddık ALADAĞ

MİZAN (TERAZİ)
Kıyamet gününde mizan, insanların dünyadaki iyi ve kötü amellerinin (işlerinin) tartılacağı ilahi adalet terazisidir. Sözlükte ölçü, tartı ve terazi demektir. Dini bir terim olarak ise ahirette amellerin değerlendirildiği ilahi ölçü aletidir.

Enbiya Suresi 47. ayette, kıyamet günü adalet terazileri kurulacağı ve kimseye haksızlık yapılmayacağı bildirilir. A'râf Suresi 8. ayette ise tartıda sevapları ağır gelenlerin kurtuluşa ereceği belirtilir.Hadislerde, mizan ölçümünde müminin terazisinde güzel ahlakın en ağır basacak şeylerden biri olduğu ifade edilmiştir.

O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kimin de tartıları hafif gelirse, amelleri boşa gittiği için kendilerine yazık edenler de onlardır.(A'râf Suresi Ayet;8-9.)

Bu ayetlerde vurgulanan amaç:
Mutlak Adalet (Mizan): Tartı haktır ifadesi, dünya hayatındaki tüm davranışların, iyilik ve kötülüklerin tam bir adaletle ölçüleceğini (Mizan denilen manevi teraziye vurulacağını) belirtir.
Allah katında hiçbir haksızlık yapılmayacaktır.

Kurtuluşun Şartı: Dünyadayken yapılan iman, salih amel ve güzel davranışların (sevapların) günahlardan ağır gelmesi, insanın ebedi kurtuluşa ve cennete ermesini sağlayacaktır.

Hüsran ve Kayıp: İyilikleri hafif kalan, yani ömrünü kötülükle, inkarla ve günahla tüketerek amellerini boşa çıkaranların ise büyük bir ziyana (hüsrana) uğrayacağı ve kendilerine yazık edeceği uyarılamaktadır.

Terazide kimin iyi amelleri ağır gelirse,
O, tam mânasıyla hoşnut olacağı bir hayatın içine girecektir.Kimin de iyi amelleri hafif gelirse,Onun sığınacağı yer, içine baş aşağı atılacağı Hâviye’dir.(Kāria Suresi Ayet, 6-9.)

Bu ayetlerde vurgulanan amaç:
Tartı (Mizan): Dünyadaki yapılan iyi ve kötü davranışların değerlendirildiği ilahi adalet ölçüsüdür.

Ağır gelen tartılar: İnsanın dünyadayken yaptığı iyiliklerin, sevapların ve güzel amellerin çok ve değerli olduğunu gösterir. Bu kimseler cennette mutlu ve huzurlu bir hayat yaşar.

Hafif gelen tartılar: İnsanın iyilik kefesinin boş veya yetersiz kaldığını, günahların ağır bastığını gösterir.

Hâviye: Kelime anlamı olarak uçurum, derin vurdu veya sığınılacak ana kucak/yer demektir.Dini terim olarak ise cehennemin bir adı veya kızgın bir ateştir. Tartıları hafif gelenlerin varacağı, sığınacağı son yerin cehennem olacağı ifade edilir.

O gün kimin iyilikleri tartıda ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.Buna karşılık kimin de iyilikleri tartıda hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenlerdir. Onlar cehennemde ebedî kalacaklardır.(Mü'minûn Suresi Ayet, 102-103.)

Dünyadaki Denge, Adalet ve Hukuk Anlamında Mizan Kur'an-ı Kerim, mizanı sadece ahiretle sınırlamaz; Allah'ın evrene koyduğu fiziksel ve ahlaki dengeyi de bu kelimeyle ifade eder:

Göğe gelince, Allah onu yükseltti, kâinattaki mükemmel ahengi sağlayan ölçü ve dengeyi koydu.Ta ki siz de bundan ders ve örnek alıp ölçüyü aşmayasınız!(Rahman suresi ayet 7-8)
(Burada hem evrendeki kozmik dengeye hem de insanların ticari ve sosyal hayatındaki adalete işaret edilir.)

Biz peygamberlerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların adâleti ayakta tutmaları için beraberlerinde de kitabı ve adâlet terazisini indirdik. Bir de kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok fayda bulunan demiri indirdik. Allah, bütün bunları, görmedikleri halde kendisine ve peygamberlerine yardım edenleri ortaya çıkarmak için size verdi. Şüphesiz Allah çok kuvvetlidir, karşı gelinemez bir kudrete sahiptir.(Hadis suresi ayet 25)

Kıyamet günündeki mizan (amel terazisi) hakkında Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde çok önemli detaylar ve müjdeler yer almaktadır.

Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basacak hiçbir şey yoktur. Allah Teâlâ, çirkin söz ve davranış sahiplerine buğzeder." (Tirmizî, Birr, 62)

Hadis kaynaklarında "Bıtâka (Kart) Hadisi" olarak bilinen meşhur kıyamet tasvirinde şöyle buyrulur: Kıyamet günü bir adamın günahlarıyla dolu 99 büyük sicil defteri açılır. Ardından üzerinde "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" yazılı küçük bir kart (bıtâka) getirilir. Adam "Bu koca defterlerin yanında bu kartın ne hükmü olur?" der. Ancak o kart terazinin bir kefesine, 99 defter diğer kefesine konur; kelime-i şehadet ağır basar ve günah defterleri havaya fırlar. (Tirmizî, Îmân, 17; İbn Mâce, Zühd, 35)

Dile hafif, mizanda (terazide) ağır, Rahmân olan Allah'a ise çok sevimli gelen iki cümle vardır: 'Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi'l-azîm' (Allah'ı hamd ile tesbih ederim, Büyük olan Allah'ı tenzih ederim)." (Buhârî, Daavât, 65; Müslim, Zikir, 31)

Hz. Aişe validemiz bir gün ağlayarak "Kıyamet günü yakınlarınızı hatırlar mısınız?" diye sormuş, Allah Resulü (s.a.v.) ise şöyle cevap vermiştir: "Üç yer vardır ki oralarda kimse kimseyi hatırlamaz: Amel defterleri verilirken, mizan başında amellerin hafif mi ağır mı geleceği belli oluncaya kadar, bir de Sırat köprüsünden geçerken." (Ebû Dâvûd, Cihâd, 28)

Halk mizana (Terazi) başına sevk edilir. Orada bin yıl durur. Orada günahları ağır basarsa, mizanın yanında sıkıntı, üzüntü, dert, açlık ve susuzluk içerisinde bin yıl kalır. Sonra şöyle denilir;Bu gün ahirete herkese kazandığının karşılığı verilir.

Sonra yüce Allahın huzuruna hesap vermeğe çağırılır. O an şöyle denilir;Şöphesiz bu gün haksızlık yoktur. Burada 12 durak vardır. Her bir durakta bin yıl beklenir.

-Birinci durakta: köle azadı sorulur. Eğer azat etmişse, Allah onu cehennemde azat eder.
-İkinci durakta: Kur'anı Kerim'den sorulur.
-İkinci durakta: kuranı kerim sorulur.
-Üçüncü durakta: Allah yolunda cihad sorulur.

-Dörtdüncü durakta: Gıybet sorulur.
-Beşinci durakta:Söz taşıyıcılık(dedikodudan) sorulur.
-Altıncı durakta:Yalandan sorulur.
-Yedinci durakta:İlim talebinden sorulur.
-Sekizinci durakta:Kendini beğenmiş, beğenmemişlikten sorulur.
-Dokuzuncu durakta:Büyüklenmekten sorulur.

-Onuncu durakta: yüce Allahın rahmetinden umudu sorulur.
-Onbirinci durakta: Allahın azabından emin olmuş mu sorulur.
-Onikinci durakta: Orada komşu hakkı sorulur.
Bunlardan kurtulursa gözü aydın, kalbi ferah, yüzü bembeyaz, giyili, gülerek ve sevinerek Allahın huzurunda durulur.

Rabbi onu Merhaba ile karşılar ve o adama razı olduğunu müjde verir. Adam o kadar sevinir ki,,(alemlere bedel olur) Eğer saydıklarımız duraklardan birisinden geçmese, dünyada da tevbe etmeyıp ölmüş ise, her durakta bin yıl bekler.

Sonra halk sırat köprüsünden geçmesi için emrolunurlar.Cehennem üzerinde kıldan ince ve kılıçtan keskin bir köprü kurulur. Halk bu köprüya gelirler ve köprü 40 bin yıl derinlikte cehennem üzerinde uzak mesafedir.

Cehennemin alevleri bu köprülerin etrafından alevler saçar. Köprülerin üzerinde demirden kazıklar, çatal, dikenli demirler vardır.

Bu köprüler yedi tanedir. Bütün halk bu köprüler üzerine toplanır. Her bir köprünün üzerinde bin yıl yokuş, bin yıl düz, ve bin yıl iniş, yani 3 bin yıllık mesafede yokuş, düz inişler vardır. İşte ayetlerde buna işaret etmiştir.

Durdurun, tutuklayın onları! Çünkü onlar yaptılarından hesaba çekilecekler.(saffat suresi ayet 24)

Sâffât Suresi 24. ayeti, kıyamet gününde mahşer yerinde inkârcıların ve zalimlerin cehenneme sevk edilmeden önce durdurulup sorguya çekileceğini anlatır. Önceki 22. ve 23. ayetlerde zalimlerin, eşlerinin ve taptıkları varlıkların toplanıp cehennem yoluna sürüleceği belirtilir.

24. ayette ise meleklere hitaben Durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler! buyrulur. Buradaki "durdurma" veya "tutuklama", kişilerin cehenneme atılmadan önce dünyadaki inançsızlıklarından ve kötü amellerinden dolayı yargılanacağı bir bekleme anını ifade eder.

Yazıklar olsun bize!” diye feryat edecekler, “İşte bize haber verilen hesap günü!(Saffet suresi ayet 20)

Sâffât Suresi 20. ayet, kıyamet gününde inkârcıların ve peygamberleri yalanlayanların büyük bir pişmanlıkla gerçeği görüp feryat etmelerini anlatır.

Dünyada iken ahireti, dirilişi ve hesap gününü alaya alanlar, kıyamet kopup o günle yüzleşince "Yazıklar olsun bize!" diyerek yanıldıklarını anlarlar.

Hemen ardından gelen 21. ayette melekler onlara, dünyada yalan saydıkları hüküm gününün işte bu gün olduğunu hatırlatarak karşılık verirler.

İslam ve İhsan kaynağındaki tefsirlere göre bu ayetler, insanın dünyadaki inkârının acı gerçekle ve hazırlıksız yakalandığı ilahi adaletle buluştuğu o dehşet anını gözler önüne serer

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.