İthal, Kirli ve pahalı Mazot ve Benzin (Eşel Mobil) Yerine, Elektrikli teşvik edilirse hem milletimiz hem devlet kazanır!
1. Eşel Mobil Yara Bandıdır, Gerçek Çözüm Elektrikli Araçlardır!
2. Küresel Yarışın Çok Gerisindeyiz: Yeni Satışların En az %60'ı Elektrikli Olmalıdır!
3. İthal Petrole Bağımlılık, Cari Açığı ve Enflasyonu Tırmandırıyor!
4. Fosil Lobileri Bırakılmalı: Temiz Araçlar İçin ÖTV'yi ve Ek Gümrük Vergilerini Kaldırılmalı!
5. Şarj Altyapısında İstatistiksel İllüzyonu Yerine, Kilometre Odaklı Ağa Geçilmeli!
6. Elektrikli İthalatı Açığı Büyütmez, Aksine Fosil İthalatını İkame Eder!
7. Yerli Enerji ve Temiz Ulaşım, Bizi Küresel Şoklara Karşı Zırhlandırır!
Jeopolitik krizlerin ve savaşların patlak verdiği her an, faturayı pompadaki fiyatlarla ödemek Türkiye'nin en ağır yapısal sorunudur. İran'da yaşanan güncel çatışmaların küresel petrol fiyatlarını bir kez daha fırlatması, enerjide dışa bağımlı ülkeler için acı gerçeği tekrar yüzümüze vurmuştur.
Türkiye'nin bu şoklara karşı "Eşel Mobil" sistemine geçerek akaryakıt fiyatlarındaki artışın %75'e kadar olan kısmını Özel Tüketim Vergisi'nden (ÖTV) karşılaması, kısa vadede vatandaşı koruyan bir hamle gibi görünse de uzun vadede devletin kasasını boşaltan ve enflasyonu besleyen bir "yara bandı" çözümüdür.
Devlet, ithal, pahalı ve kirletici fosil yakıtı sübvanse etmek için milyarlarca liralık vergi gelirinden vazgeçmektedir. Asıl yapılması gereken, bu devasa bütçeyi kalıcı bir çözüme; yani elektrikli araçların (EV) ve temiz mobilitenin teşvik edilmesine aktarmaktır. Elektrikli mobiliteye geçişi hızlandırmak sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda makroekonomik bir beka meselesidir.
Rakamların Acı Dili: Dünyanın Neresindeyiz?
Türkiye'nin bu teknolojik dönüşümü ne kadar geriden takip ettiği, küresel verilerle acı bir şekilde ortaya çıkmaktadır:
• Küresel Uçurum: Yukarıdaki grafikte de görüleceği* üzere, 2024 yılı itibarıyla dünyadaki elektrikli araç kullanım oranı %4,5 seviyesindeyken, Türkiye'de bu oran yalnızca %1,4'te kalmıştır. Yani küresel ortalamanın bile yaklaşık üç kat gerisindeyiz. 2025’de de bu oran çok düşük.
• Liderlerin Gölgesinde: Aynı dönemde elektrikli araç kullanım oranı Norveç'te %32,0, İzlanda'da %18,0 ve Çin'de %11,0 olarak kaydedilmiştir.
• Satış vs. Stok Gerçeği: 2025 yılında sıfır araç satışlarında EV payı %17'ler civarına ulaşarak bir ivme kazanmış olsa da, caddedeki toplam araç stokumuzun (havuzun) hala %1,5-2 gibi çok cüzi bir kısmını oluşturmaktadır. Çin'in çoktan yakaladığı bu ivmeyi bizim de yakalamamız, her yıl satılan yeni araçların en az %60'ının elektrikli olması, hedeflerimiz için bir lüks değil şarttır.
Bir Aracın Ömürlük Petrol Faturası ve Enflasyon:
Bir içten yanmalı motorlu (benzinli/dizel) aracın Türkiye yollarındaki ortalama ömrü 15-20 yıldır. Yılda ortalama 15.000 kilometre yapan bir araç, ömrü boyunca yaklaşık 15.000 ila 20.000 litre arasında fosil yakıt tüketir.
• Ekonomik Kanama: Bu yakıtın neredeyse tamamı, %90 civarı ithaldir. Milyonlarca aracın ömrü boyunca yaktığı on binlerce ton yakıt, ülkenin cari açığının en büyük kalemlerinden biridir.
• Enflasyona Etkisi: Akaryakıt fiyatları sadece otomobil sahiplerini değil, lojistik maliyetleri üzerinden iğneden ipliğe her şeyin fiyatını etkiler. Elektrikli filolara ve bireysel kullanıma geçiş, ulaştırma maliyetlerini stabilize ederek genel enflasyonun düşmesine doğrudan katkı sağlayacaktır.
Çözüm Yolu: Vergi Politikalarında Radikal Revizyon!
Halkın temiz ve ekonomik araçlara binebilmesi için vergi politikası bir "engel" olmaktan çıkıp "katalizör" haline gelmelidir. KOÇ vb. gibi Fosil araç ve yakıtçı lobilerin insafına bırakılan bir piyasa, ülkeye zarar vermektedir:
1. Fosil Yerine EV ÖTV'si Düşürülmeli: Akaryakıttaki fiyat artışını devletin kendi vergisinden feragat ederek sübvanse etmesi yerine, bu mali alan elektrikli araçların alım vergilerini (ÖTV) sıfırlamak veya asgari düzeye indirmek için kullanılmalıdır.
2. Çin Menşeli Araçlara Ek Vergi Zulmü Bitmeli: Avrupa Birliği, kendi devasa otomotiv sanayisini korumak için Çinli elektrikli araçlara ortalama %20 bandında ek gümrük vergileri uygularken; Türkiye'nin bu araçlara yaklaşık %40 civarı ilave gümrük vergisi ve aşılması zor tebliğ şartları getirmesi piyasada rekabeti öldürmekte, fiyatları suni olarak şişirmektedir. Vatandaşın uygun fiyatlı ve temiz teknolojiye erişimi engellenmemelidir.
Şarj İstasyonları: "Araç Başına" Aldatmacası
Elektrikli araç ekosisteminin can damarı şarj altyapısıdır. Yetkililerin sıklıkla paylaştığı "araç başına düşen şarj istasyonu sayısında Avrupa'da ilk sıralardayız" söylemi büyük bir istatistiksel illüzyondur.
Bu sayının yüksek çıkmasının tek nedeni, paydadaki elektrikli araç sayımızın çok küçük olmasıdır. Avrupa standartlarında asıl geçerli metrik, otoyollarda ve şehir içlerinde kilometre başına veya belirli bir kilometrekareye düşen şarj istasyonu yoğunluğudur. Türkiye gibi geniş bir coğrafyada, Edirne'den Kars'a kesintisiz seyahat güvenliği sağlamak için ağın kilometre bazında planlanıp hızla yaygınlaştırılması şarttır.
Makroekonomik Simülasyon: İthalat İkamesi ve Çifte Kazanç
Duygusal veya korumacı refleksleri bir kenara bırakıp işin saf matematiğine baktığımızda, Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan ek gümrük vergilerinin kaldırılmasının Türkiye ekonomisinde yaratacağı dalga etkisi çok nettir. En yaygın yanılgı, bu araçların ithalatının cari açığı artıracağı yönündedir. Aksine, matematik bize tam tersini söyler:
1. Cari Açık Üzerindeki "İkame" Etkisi (İlk Günden İtibaren Kazanç) Uygun fiyatlı EV'lerin pazara girmesi otomotiv ithalatını artırmaz, fosil yakıtlı araç ithalatının yerini alır. * Vatandaş 40.000 Euro'luk Avrupalı benzinli bir araç almak yerine, 20.000 - 25.000 Dolar bandındaki Uzak Doğulu bir elektrikli aracı tercih ettiğinde, devletin kasasından çıkan toplam döviz miktarı ilk günden itibaren azalır. Yani toplam otomotiv ithalat faturamız düşer.
2. Enerji Faturasındaki Çöküş: Bir içten yanmalı araç, araç başına yıllık kabaca 1.000 - 1.500 USD'lik net petrol ithalatı demektir. Piyasaya giren her 1.000.000 yeni elektrikli araç, Türkiye'nin yıllık petrol faturasından anında yaklaşık 1,5 Milyar Dolar tasarruf etmesi anlamına gelir. Güneş ve rüzgar enerjisi kapasitemiz arttıkça, bu araçları şarj etmek için kullanılan enerji tamamen yerlileşecek ve enerji kaynaklı cari açık kalıcı olarak kapanmaya başlayacaktır. Bunun için GES ve RES’lerin önü de gerektiği gibi halkımıza ve şirketlerine sonuna kadar açılmalıdır. Aktüel çok engellenmektedir.
3. Enflasyon Üzerindeki Etkisi: Maliyet Enflasyonunu Kırmak!
• Lojistik Maliyetlerinin Düşmesi: Ticari ve binek elektrikli araçların yaygınlaşması, hane halkının ve şirketlerin ulaşım masraflarını üçte bire kadar düşürür. Bu durum vatandaşın harcanabilir gelirini doğrudan artırır.
• Küresel Şoklara Karşı Bağışıklık: Elektrikli araç havuzunun %30-40'lara (2053’e kadar %100’e yakına) ulaştığı bir Türkiye, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı "ekonomik bir zırh" giymiş olur. Döviz kuru ve petrol sarmalından kurtulmak, dezenflasyon (enflasyonu düşürme) sürecini hızlandırır.
Sonuç:
Petrol kuyularının başında savaş rüzgarları eserken, Türkiye'nin fosil yakıta bağımlı ulaşım modeli sürdürülemez. Cari açığı kapatmanın, vatandaşı ucuz mobilite ile buluşturmanın ve temiz bir nefes almanın tek yolu; gümrük duvarlarını mantıklı seviyelere çekmek, EV üzerindeki ÖTV yükünü hafifletmek ve elektrikli devrimi lafta değil icraatta desteklemektir.
Geçici akaryakıt sübvansiyonları ile günü kurtarmak yerine, kalıcı vergi reformlarıyla geleceği inşa etmeliyiz.
*https://ourworldindata.org/grapher/share-car-stocks-electric?country=OWID_WRL~NOR~SWE~CHN~TUR~BEL~DEU~GBR~DNK~ISL