Arap dünyasında sosyal medyada viral olan ve Sultan Alp Arslan’ın Bizans İmparatorluğu’na karşı kazandığı efsanevi zaferi konu alan paylaşım, İslam tarihinin altın sayfalarını yeniden gündeme taşıdı. İşte Abdülhamid Doğan’ın tercümesiyle, 1071 Malazgirt Zaferi’nin tüyler ürperten anlatımı.
Tarih sayfaları, inancın sayısal üstünlüğe galip geldiği anlarla doludur. Ancak bunlardan biri var ki, sadece Türk tarihini değil, tüm İslam dünyasının kaderini değiştirmiştir. Arap sosyal medyasında son dönemde sıkça paylaşılan ve Sultan Alp Arslan'ın Bizans İmparatoru Romen Diyojen'e diz çöktürdüğü Malazgirt Meydan Muharebesi'ni anlatan metin, okuyanları o şanlı güne götürüyor.
Bizans’ın Dev Ordusu ve İslam’a Yönelik Büyük Tehdit
Tarihi kaynaklara dayandırılan anlatıma göre, o gün Bizans orduları İslam’ı yok etmek ve Müslümanları sindirmek amacıyla yüz binleri aşan bir kuvvetle harekete geçmişti. Yarım milyonu bulduğu rivayet edilen bu devasa ordu; mancınıklar ve dönemin en ileri savaş makineleriyle donatılmıştı. Hatta kaynaklar, Kâbe’yi yıkmak için hazırlandığı söylenen ve bin öküzle çekilen devasa bir mancınıktan bahsetmektedir. Rahiplerin kutsamaları eşliğinde ilerleyen bu "tufan", durdurulamaz görünüyordu.
O dönemde Abbasî Hilafeti zayıflamış olsa da, İslam’ın sınır boylarında bir aslan yükseliyordu: Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan.
"Ben Kefenimi Giydim": Sultan Alp Arslan’ın Tarihi Hitabı
Henüz Horasan seferinden dönen ve yorgun olan Selçuklu ordusunun mevcudu sadece 21 bin süvariydi. Halifeden beklenen yardımın yetişmemesi ve Müslümanlara yapılan çağrının zaman darlığı nedeniyle karşılık bulamaması üzerine Sultan Alp Arslan, tarihe geçecek o kararı verdi.
Ordusunu toplayan Sultan, askerlerine şöyle seslendi:
"Bende hakkı olan varsa gelsin alsın. Gitmek isteyen şimdi dönsün. Çünkü bugün İslam’ın, Allah’tan sonra sizden ve bileklerinizden başka kimsesi yoktur. Ben kefenimi giydim..."
Bu sözler üzerine askerler gözyaşlarına boğuldu. Gusül abdesti alıp kefenlerini giyen ordu, ölüme değil, mutlak bir zafere odaklandı. Hocasının tavsiyesiyle savaş, Cuma günü, tüm İslam ümmetinin dualarının yükseldiği saatte başlatıldı.
İki Saatte Gelen Zafer ve Deha Dolu Savaş Stratejisi
Hicrî 463, Milâdî 1071 yılında Malazgirt Ovası, tarihin en büyük taktiklerinden birine sahne oldu. Sultan Alp Arslan, ordusunu iki dağ arasına gizleyerek okçularını yamaçlara yerleştirdi. Bizans'ın sadece öncü birliği bile 60 bin askerden oluşuyordu.
Savaş kızıştığında Selçuklu birlikleri, Turan Taktiği (Hilal Taktiği) gereği geri çekiliyormuş gibi yaptı. Bizans ordusu bu tuzağa düşüp takibe başlayınca, dağlardan ok yağmuru boşaldı. Meydan bir anda kan gölüne dönerken, sadece iki saat içinde dev Bizans ordusunun öncü gücü çöktü.
İmparatorun Esareti ve Zaferin Sırrı
Kaçmaya çalışan Bizans komutanları ve askerleri, Selçuklu kılıçları karşısında çaresiz kaldı. Savaşın sonunda Bizans İmparatoru Romen Diyojen esir alındı ve Sultan Alp Arslan’ın huzurunda diz çöktü. Düşmanın onda biri kadar bile olmayan bir ordu; iman, teslimiyet ve sarsılmaz bir inançla imkansızı başarmıştı.
Bu tarihi metin, zaferin sırrını şu cümlelerle özetliyor: "Zafer ne çoklukladır ne silahla... Zafer, sağlam bir akide ve Allah’a güvenle gelir."