Bakanımız Haklı; Ancak Bu Krizin Son Olabilmesi İçin Enerji Politikalarımızı Kökten Değiştirmemiz Gerekiyor!

Bünyamin KURT

(Çünkü İthal Fosil Yakıtlar, Hem Güvensiz Hem Ekonomimizin En Büyük Düşmanı! Fosil yakıtlara veda etmek, ekonomik özgürlüğe ve temizliğe "merhaba" demektir.)

1. En Çok Fosil Yakıt İTHAL EDENLER Arasındayız: Ekonomik Büyümenin Önündeki En Büyük Engel
2. Kendi Ayağımıza Sıkılan Kurşun: Yenilenebilir Kurulum Kısıtlamaları
3. Zaruri Tüketimden Üretim Gücüne: Enerji İthalatının Anatomisi
4. Kişi Başı Kurulum Karnesi: Küresel Yarışın Neresindeyiz?
5. 1,3 Trilyon Dolarlık Tasarruf Pastası ve Kaçırılan Fırsatlar! Yeşil Büyüme ve COP31 Vizyonu:
6. Fosil Yakıt Güvensizliği: Jeopolitik Risklerin Ekonomik Bedeli
7. Cari Açığın Panzehiri: Yenilenebilir Enerjiyle Ekonomik Özgürlük

Fosil Yakıtlar: Hem Güvensiz Hem Ekonomimizin En Büyük Düşmanı:
Enerji, modern ekonomilerin can damarıdır; ancak bu damarlarda akan kaynağın türü, bir ülkenin tam bağımsızlığını ya da kronik dışa bağımlılığını belirler. Bugün elimizdeki veriler ve küresel enerji otoritelerinin uyarıları tek bir gerçeğe işaret ediyor: Fosil yakıtlara dayalı mevcut enerji mimarisi, sürekli tekrarlanan krizler yüzünden hem arz güvenliği açısından bir risk hem de ekonomik büyümemizin önündeki en büyük engeldir.

Bu krizin son olabilmesi için enerji politikalarımızı kökten değiştirmemiz gerekiyor. Fosil yakıtlara veda etmek, ekonomik özgürlüğe ve temizliğe "merhaba" demektir.

1. Küresel Bir Yanılsama: Fosil Yakıt ve Güvenlik Krizi:
IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera'nın da belirttiği gibi, Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji koridorlarında yaşanan her gerilim, fosil yakıtlara dayalı merkezi sistemin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtlamaktadır. Fosil yakıtlar artık bir "güvenlik" kaynağı değil, jeopolitik risklerin ekonomimize sızdığı birer açık kapıdır.

2. Kendi Ayağımıza Sıkılan Kurşun: Aşırı Kurulum Kısıtlamaları:
Türkiye’nin önünde güneş ve rüzgâr gibi muazzam bir yerli kaynak dururken, bürokratik engeller veya şebeke kısıtları bahanesiyle yenilenebilir enerji kurulumlarının hızını kesmek, kelimenin tam anlamıyla kendi ayağımıza kurşun sıkmaktır. IRENA verileri, 2010’dan bu yana yenilenebilir enerjiye geçen ülkelerin fosil yakıt ithalatından 1,3 trilyon dolar tasarruf ettiğini gösteriyor.

Biz kurulumları yavaşlattığımız her gün, bu devasa tasarruf imkânını kaçırıyor ve servetimizi fosil yakıt ihracatçısı ülkelere transfer ediyoruz. Unutulmamalıdır ki, son yıllarda dünya genelinde kurulan güç kapasitelerinin %90'ı yenilenebilir kaynaklıdır.

3. İthalatın Anatomisi: Zaruri Tüketimden Üretim Gücüne
Hazırladığımız kıyaslama tablosundaki %70,36’lık ithalat** oranı, ekonomimizin neden kırılgan olduğunun özetidir.

Üretim vs. Tüketim: Japonya ve Almanya gibi devler de yüksek oranda enerji ithal eder; ancak onlar bu enerjiyi katma değerli teknolojiye dönüştürüp cari fazla verirler.

Türkiye'nin Durumu: Bizim ithalatımız ise üretimden ziyade ısınma, ulaşım ve temel elektrik gibi zaruri ihtiyaçlar için harcanmaktadır. Bu durum, ithal fosil yakıtı doğrudan bir servet transferi ve enflasyon kaynağı haline getirir.

4. Küresel Yarışın Neresindeyiz? (Kişi Başı Kurulum Gerçeği)
Dünya Bankası verilerinde Türkiye, yenilenebilir enerji oranında 135. sırada yer alarak dünya da etki ülkeler genelinin* çok altında kalmaktadır. Kişi başına düşen kurulu güç kapasitesinde de tablo vahimdir:

AB, Avustralya ve Çin: Enerjiyi bir silah olarak gördüğü için dünyanın en hızlı kurulum yapan ülkeleridir.

AB ve ABD: Kişi başı güneş ve rüzgâr kapasitesinde Türkiye’nin fersah fersah önündedirler.

AB Kıyaslaması: %12'lik nihai yenilenebilir payımız,* enerjiyi bir üretim kaldıracı olarak kullanan rakiplerimizin (%25) ne kadar gerisinde kaldığımızı yüzümüze vurmaktadır.

5. Yeşil Büyüme ve COP31 Vizyonu:
İklim değişikliğiyle mücadele artık sadece bir çevre meselesi değil, bir ekonomik beka meselesidir. Türkiye'nin COP31 başkanlığı adaylığı ve Bakan Murat Kurum’un vurguladığı "Yeşil Dönüşüm" vizyonu, bu düşmanı (fosil yakıtları) etkisiz hale getirecek tek yoldur.

6. Cari Açığın Panzehiri: Yenilenebilir Enerjiyle Özgürlük!
Tablomuzdaki Norveç (%61,40 yenilenebilir) veya İsveç (%57,90 yenilenebilir) gibi örnekler, yerli kaynakların bir ülkeyi nasıl enerji zırhına büründürdüğünü kanıtlıyor. Türkiye için yenilenebilir enerji; cari açığı kalıcı olarak bitirmek, arz güvenliğini krizlerden kurtarmak ve ekonomik refahı dış şoklara karşı korumak demektir.

7. Sonuç: Bağımsızlık Su, Güneş ve Rüzgârdadır:
IRENA Direktörü La Camera'nın uyarısı doğrudan bizim cüzdanımızı ilgilendirmektedir. Fosil yakıt bağımlılığı, enflasyonun ve cari açığın yakıtıdır. COP31 yolunda tek seçenek, kurulumların önündeki tüm engelleri kaldırarak "Yeşil Dönüşümü" bir ekonomik kalkınma modeline dönüştürmektir. Enerji bağımsızlığına giden yolda fren yapmak, ekonomik krizin ömrünü uzatmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

*https://data.worldbank.org/indicator/EG.IMP.CONS.ZS?most_recent_value_desc=false **https://yearbook.enerdata.net/total-energy/world-import-export-statistics.html

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.