Bir Devrin Vedası: Bediüzzaman’ın Urfa’daki Son Menzili

Davut KARAAĞAÇ

Takvimler 20 Mart 1960’ı gösterdiğinde, İslam dünyasının mümtaz şahsiyetlerinden Bediüzzaman Said Nursî, ömrünün son demlerini yaşayacağı tarihi bir yolculuğa çıkıyordu. Emirdağ’da ağır bir rahatsızlık geçiren Bediüzzaman, yanındaki talebelerine manidar bir müjde veriyordu: "Risale-i Nur bu vatana hâkimdir; mason ve komünistlerin belini kırmıştır. Sonunda her şey çok iyi olacak." Bu sözler, bir ömrün adandığı davanın zafer ilanı gibiydi.

"Urfa’ya Gideceğiz, Hazırlanın"

Hastalığının şiddetlendiği o gece, dudaklarından dökülen tek bir kelime vardı: "Gideceğiz..." Nereye olduğu sorulduğunda ise cevabı netti: "Urfa’ya." Manevi bir işaretle İbrahim Halilullah’ın diyarına yönelen Üstad, 21 Mart Pazartesi günü sağanak yağmur altında Urfa’ya vasıl oldu. İlginçtir ki, o gün Anadolu’nun üzerine adeta gökyüzünden "kanlı gözyaşları" gibi kırmızı bir çamur yağıyordu. Doğa, büyük bir ruhun ayrılışına hazırlanıyordu.

İpek Palas’ta Direniş ve Teslimiyet

Urfa’da İpek Palas Oteli’nin 27 numaralı odasına yerleşen Bediüzzaman, kısa sürede halkın sevgi seliyle karşılaştı. Ancak Ankara’dan gelen "derhal Isparta’ya dönmesi" talimatı, emniyet güçlerini harekete geçirdi. Dönemin İçişleri Bakanı’nın kesin emrine karşı, ağır hasta yatağındaki Üstad’ın cevabı sarsıcıydı: "Ben buraya gitmeye gelmedim, ölmeye geldim."

Urfalılar ve yerel yöneticiler, bu "Tanrı misafirini" geri göndermemek için adeta bir etten duvar ördüler. Doktorların "40 derece ateşle bir yere gidemez" raporuna rağmen baskılar sürse de, Bediüzzaman’ın artık başka bir menzile, ebedi aleme yolculuğu başlamıştı.

23 Mart 1960: Ebedi İstirahatgah

Ramazan ayının 25. günü, sahur vakti saat 03.00 sularında, Urfa minarelerinden Ezan-ı Muhammedî yükselirken, Bediüzzaman Said Nursî sessizce ruhunu teslim etti. Talebeleri onun uyuduğunu sanırken, o aslında çoktan vuslata ermişti. 90 yıllık çileli fakat izzetli bir ömür, Kur’an hizmetiyle dolu binlerce sayfa ve sarsılmaz bir iman mirası bırakarak bu dünyadan göçtü.

Bugün ondan geriye kalan sadece kitapları değil, zor zamanlarda bile dik duran bir inancın hatırasıdır. Ruhu şad, makamı ali olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.