BİR OSMANLI GELENEĞİ.!!! -Tuz hakkı-

Yusuf ZABUN

Ramazân ayında oruçlu olduğu hâlde iftar ve sahur yemeklerini hazırlayan kadının emeğine ve sabrına duyulan saygıyı simgeleyen zârif bir Osmanlı geleneğidir.

Eşlerin Bayrâm Namâzı dönüşü; minnet ve sadâkat bağı, takdir ve sevindirme, emeğe saygı ve vefâ borçları için kadınlara altın, takı veyâ hediye verilmesiyle sembolize edilen hoş bir gelenek...

Tuz hakkı, hâlen Fas gibi bazı İslâm ülkelerinde yaşatılan bir vefâ nişânesidir.

Yemeği hazırlayan evin hanımı veyâ aşçının emeğinin kutsallığını ifade eder.

Başka bir ifâdeyle; Oruçlu olmalarına rağmen iftar sofraları için yemeklerin tuzunu, tadını ve lezzetini tam kıvamında ayarlama bâbından sâdece dil ucuyla tatma karşılığında bayrâm sabâhı onlara altın, gümüş gibi değerli hediyeler takdim edilmesi...

Bu anâne Orta Asya Türklerinde hâlen devâm etmekde...

Bu uygulama, dayanışma ve manevî bir vefâ örneğinin tâ Asya'dan Osmanlı'ya kadar uzanan bir kültürün parçasıdır.

Kur''ân-ı Kerîm'de doğrudan geçmez.

Kur'ân-Kerîm'in Furkân 53, Fatır 12 ve Vakıa Sûrelerinin 70. âyetlerinde tuzun ve suyun varlığına, nîmetlere şükretmeye vurgu yapılır.

Şükür, vefâ ve paylaşma Kur'ân'daki genel emîrlerle uyumludur.

Mukaddes Kitâbımız; nîmetlere şükretmeyi öğütlerken, bu geleneğin taşıdığı şükür ve minnet duygusuyla paralellik gösterir.

Dahası bazı yörelerimizde herhangi bir kaza-belâ atlatanların “iki adet ekmek ve bir miktar tuzu" dul bir kadına sadaka olarak verdiği bilinmekde..

Kalın sağlıcakla.!!!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.