Büyük Oyunun Perde Arkası: ABD-İsrail-İran Üçgeninde "Savaş Görünümlü Oynaş"

Rasim DUMAN

Dünya kamuoyu günlerdir ekranlara kilitlenmiş, Ortadoğu’dan gelen patlama seslerini, devrilen liderleri ve haritadan silinen stratejik noktaları izliyor. Birileri buna "topyekûn savaş" diyor; bense en başından beri üzerine basa basa söylüyorum: Bu bir savaş değil, olsa olsa "savaş görünümlü bir oynaş" tır!

"Yahu arkadaş, ortalık yıkılıyor, İran’ın en tepesindeki isimler, nükleer fizikçiler öldürülüyor; sen nasıl buna tiyatro dersin?" diyen dostlarımıza küçük bir hafıza tazelemesi öneriyorum. Merhum Kadir Mısıroğlu’nun ve Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun bu konudaki tarihi analizlerini izlemeden, bu coğrafyada kurulan "tezgahı" idrak etmek mümkün değildir. 28 Şubat 2026’da başlayan bu sürecin kodlarını çözmek için "büyük resmi" görmek şart.

İrangate’den Günümüze Değişmeyen Senaryo

Hafızalarımızı 1978’e, Şah rejiminin yıkılıp Humeyni’nin bir anda sahnede belirdiği günlere geri saralım. O günden bugüne "Büyük Şeytan" naraları atanların, kapalı kapılar ardında kimlerle el sıkıştığını İrangate Skandalı ile tüm dünya öğrenmişti. Bugün de değişen bir şey yok. İran’daki molla rejiminin asıl hamileri, görünürdeki düşmanları olan ABD ve İsrail’dir.

Savaşın ilk gününde saf dışı bırakılan 48 üst düzey isim —nükleer fizikçilerden generallere kadar— aslında "arızalı" olanların, yani bu kirli iş birliğine çomak sokma ihtimali olanların temizlenmesidir. Peki ya Ayetullah Ali Hamaney? 37 yıllık "gizli müttefik" gerçekten öldürüldü mü, yoksa bir kahramanlık efsanesi yaratılarak Şii dünyasını kenetlemek için mi sahneden çekildi?

Trump’ın "Ters Manyel" Stratejisi

Donald Trump’ın "Mücteba Hamaney’in liderliğine karşıyım" açıklaması tam bir siyasi kurgudur. Bu açıklama, İran içindeki Seçim Heyeti’ni tam da Mücteba’ya yönlendirmek için yapılmış bir "ters manyel" operasyonudur. Amaç, ihanet silsilesinin arızasız devam etmesini sağlamaktır.

Bu kurgusal savaşın sonunda ne mi olacak?

  • İran, "teslim olmayan kahraman ülke" imajıyla prestij kazanacak.

  • İçerideki Sünni ve muhalif unsurlar tamamen ezilecek.

  • Körfez ülkeleri ABD’ye daha fazla mahkum edilecek.

Asıl Hedef: Türkiye mi?

Meselenin en can yakıcı noktası burasıdır. ABD ve İsrail, bir yandan Azerbaycan’ı bir yandan Barzani ve Talabani’yi kışkırtarak bölgeyi ateşe atıyor. Bu planın nihai amacı, Türkiye’yi sahanın içine çekmektir. 1980-88 arasındaki İran-Irak savaşı gibi, Türkiye ile İran’ı 8 yıl sürecek bir kan davasına tutuşturmak istiyorlar. Her iki ülkenin de bitap düşmesi, Türkiye’nin savunma direncini yitirmesi ve "Büyük İsrail" projesi için yolun temizlenmesi hesaplanıyor.

Çakalın Hilesi Varsa, Kurdun Oyunu Var!

Evet, karşıdaki şer cephesinin hesabı budur. Ancak unuttukları bir şey var: Cenâb-ı Allah (c.c.) "Hâyr'ul mâkirin"dir; tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi: "Oynanan oyunu görüyoruz, kurulan tuzakları biliyoruz." Şer cephesi ne kadar plan yaparsa yapsın, bu aziz milletin feraseti o oyunları bozmaya muktedirdir.

Buradan "aşağı mahallede" zıplayıp heyecanlananlara da bir çift sözüm olsun: Akıllı olun! Aksi halde, yarım kalanı tamamlamaya hazır milyonları karşınızda bulursunuz.

Selâm ve dua ile.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.