Ortadoğu’da taşlar yerinden oynarken, sığ tartışmaların ötesine geçip "büyük fotoğrafı" görme vaktimiz geldi de geçiyor. Bir önceki yazımızda İran hakkındaki ezberlere değinmiştik. Bugün ise küresel haydutların ve siyonizmin gölgesinde, coğrafyamızın nasıl bir satranç tahtasına dönüştürüldüğünü konuşacağız.
Saf Tutarken Neye Bakmalı?
Nasrallah cinayeti üzerinden kopan fırtınayı hepimiz izliyoruz. Şunu net koyalım: Nasrallah’ın İran politikaları gereği Suriye sahasında işlediği günahların farkındayız. Ancak mesele kişilerin sevabı ya da günahı değil, coğrafyanın istikbalidir.
Hatırlayın; Saddam Hüseyin bir katildi, değil mi? Peki, onun katil oluşu, küresel bir haydut olan ABD’nin Irak’ı işgal edip onu idam etmesini meşrulaştırır mı? Rahmetli annem, o doğal irfanıyla "gâvurun" gözetiminde yapılan o idama tepki gösterirken aslında safını belirlemişti. Eğer coğrafyanız üzerinde hesabı olanların ajandasına su taşıyorsanız, bu ya ihanettir ya da büyük bir gaflet.
İhanetin Bedeli: Altı Gün Savaşları ve İçeriden Sızıntılar
Tarih, içeriden gelen darbelerin yıkıcılığıyla doludur. 1967 savaşında Iraklı bir pilotun uçağıyla İsrail’e kaçıp sırlarımızı satması, İsrail’in bölge ülkelerini altı günde dize getirmesine yetti. Bugün de Nasrallah muhtemelen içeriden gelen bir istihbaratla hedef oldu.
Bir an için düşünün; "içimiz soğusun" diye bir yapının ya da devletin açığa düşmesine alkış tutmak, bugünkü harabeye dönmüş Irak’ı arzulamaktır. 15 Temmuz’da da yapılmak istenen buydu; Türkiye’yi bir iç hesaplaşmayla düşürüp, bölge planlarını tıkır tıkır işletmek. Ancak Anadolu’nun feraseti bu planı suya düşürdü.
İran ve Hizbullah: Gerçekler ve Yanılgılar
Şer cephesinin değirmenine su taşımamak bir zorunluluktur. Hizbullah’ın İran’ın uzantısı olduğunu bilmeyen yok. Ancak onların İsrail ile "danışıklı dövüş" yaptığını iddia etmek, ciddiye alınacak bir analiz değildir. Diğer yanda, İran’ı ve yapılarını "kutsal davanın kusursuz savunucusu" ilan etmek de ayrı bir yanılgıdır.
Stratejik bir öngörüde bulunalım: Bölge, büyük bir savaşa sürükleniyor. Reisi’nin ölümü ve Heniye suikastı tesadüf değildir. İsrail, savaşı yayarak İran’ın nükleer tesislerini hedef almayı planlıyor. Peki, İran işgal edilse Türkiye’nin ya da bölge halklarının ne çıkarı olacak? İran ile yaşadığımız sorunlar, emperyalist bir işgale göz kırpmamızı asla meşrulaştıramaz.
Tarihsel İttifaklar ve Azerbaycan Örneği
Stratejik zorunluluklar bazen "beklenmedik" ortaklıklar kurdurur.
-
Kırım Savaşı’nda Osmanlı, Rusya’ya karşı İngiltere ve Fransa ile yan yana geldi.
-
Kurtuluş Savaşı’nda Sovyetler Birliği’nden destek aldık.
Herkes kendi çıkarı için oradaydı ama o anki ortak hedef hayatiydi. Tıpkı Karabağ’ın kurtuluşunda olduğu gibi... Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkilerini bahane edip desteği kesseydik, bugün Karabağ hâlâ işgal altında olmayacak mıydı?
Sonuç: Heykelleri Yıkmak Yetmez
Saddam’ın heykelini yıkanlar, sonrasında dökülen kanı temizleyemedi. Eğer bir hesap görülecekse, bu hesabı işgalciler değil, coğrafyanın mazlumları görmelidir. Ahiret hesabı mizanadır, ancak dünya hesabı strateji ve ferasetle yapılır. Bölgeyi ateşe verenlerin eline odun taşımak, kendi evimizi yakmaktır.