Büyük Resmin Şifreleri: İran-ABD Gerilimi Kimin Savaşı?

Murat AKGÜL

İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimi doğru okumak, bugün savaşın sıcaklığından çok daha hayati bir önem taşıyor. Çünkü karşımızda sadece iki devletin ordularıyla yürüttüğü bir çatışma değil, arka planda devasa bir güç savaşı var. Bu süreci yerel duygularla veya basit bir "dinler savaşı" parantezine alarak değerlendirmek, bizi büyük bir stratejik körlüğe sürükleyebilir.

Batı’nın İslam’a Savaşı mı, Yoksa Derin Bir Hesaplaşma mı?

Gazze’de yaşanan soykırıma karşı dünya kamuoyunu ayağa kaldırmak ne kadar elzemse, İran-ABD gerilimini aynı kefeye koymamak o kadar önemlidir. Gazze’de Batı’nın ikiyüzlülüğünü teşhir etmek bir görevdi; ancak bugün ABD sokaklarında milyonlarca insan zaten savaşa karşı yürüyor. Küreselci medya, sırf Donald Trump’ın karşısında yer aldığı için bu savaşa mesafeli duruyor. Dolayısıyla bu meseleyi doğrudan "Batı’nın İslam’a savaşı" olarak okumak, sadece gereksiz bir korku üretmekle kalmaz, aynı zamanda Müslüman onurunu yanlış bir zeminde aşındırır.

Washington'dan gelen çelişkili sinyaller —akşam "İran’ın enerji hatlarını vururuz" deyip, sabah geri adım atmalar— sahada yeni bir askeri durumun değil, arka plandaki küresel dengelerin bir yansımasıdır.

Küresel Sermaye Neden Sahada?

Dikkat çekici bir diğer işaret ise küresel finans aklının, yani dev fon yöneticilerinin Türkiye gibi kilit noktalara gelmesidir. Bu isimler kolay kolay sahaya inmez. Eğer bu güçler, ABD devlet refleksiyle tamamen aynı çizgide olsaydı, ayrı kanallardan müdahil olmaya çalışmazlardı. Demek ki burada tek bir cephe yok! Bu savaş, aslında küreselci-siyonist şebeke ile ulus devletler arasındaki derin kapışmanın bir dışavurumudur.

İsrail’in "Zararı" ve Sahte Kahramanlıklar

Şunu iyi görmek gerekir: Bu savaşın galibi kim olursa olsun, İsrail bu süreçten ağır yara alarak çıkacaktır. Ancak İsrail’in zarar görmesini doğrudan bir "İslam zaferi" olarak okumak yanıltıcı olabilir. Aksine, küreselciler bu zarar üzerinden İran rejimini İslam dünyasının başına "sahte bir lider" olarak sunma planı kuruyor olabilirler.

  • İran rejimi ayakta kalırsa: Ona haksız bir kahramanlık alanı açılmamalı; bunun bir direniş değil, küresel dengelerin bir ürünü olduğu bilinmelidir.

  • İran rejimi düşerse: Bu durum İsrail’in bir zaferi değil, devlet aklının küreselcilere karşı kazandığı bir mevzi olarak görülmelidir.

Sonuç: Doğru Konumlanmak

Bizim meselemiz savaş naraları atmak değildir. Bizim meselemiz, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmamak, yanlış zamanda yanlış şeyi savunarak mevzi kaybetmemektir. İsrail’e tarih yazma payesi vermeden, İran’ın ayakta kalışını "kutsal bir destan" ilan etmeden, bu kirli kapışmanın gerçek aktörlerini deşifre etmeliyiz.

Doğru okumak, sadece sonucu beklemek değil; sonucu doğuracak zemini en baştan, en doğru şekilde tarif etmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.