ÇARDAKLAR (MAHKEMELER)

Mehmed Sıddık ALADAĞ

ÇARDAKLAR(MAHKEMELER)

Kıyamet gününde kurulacak büyük ilahi mahkeme (Mahkeme-i Kübrâ), şahitler, adaletin şaşmayacağı ve hesaplaşma süreci ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de birçok ayet bulunmaktadır.Bu ayetler, mahkemenin işleyişine göre şu şekilde gruplandırılabilir:

1. Mahkemenin Kurulması ve Mutlak Adalet

Mahkeme-i Kübrâ'da hiç kimseye en küçük bir haksızlık bile yapılmayacağını ve adalet terazilerinin kurulacağını belirten ayetler:

وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔاۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ

Kıyâmet günü biz adâlet terâzilerini kuracağız da hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacak. Yapılan iş hardal tanesi kadar bile olsa, biz onu getirip mizana koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz!(Enbiyâ Suresi ayet 47)

Açıklama

Kıyâmette kurulacak adalet terazisi (mizan), hak ve adaletin en hassas şekilde tartılacağını simgeler. Kimseye zerre kadar haksızlık veya zulüm yapılmaz.

Hardal tanesi kadar ifadesi, insan gözünün zor gördüğü en küçük bir detayın bile hesaba katılacağını gösterir. Yapılan en ufak bir hayır ya da şer dahi mizana konur.

Allah, kullarının hesabını görmek için başkasının şahitliğine veya yardımlarına muhtaç değildir; O'nun adaletli hükmü herkese yeter.

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ

وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer (kötülük) işlemişse onu görür.(Zilzâl Suresi ayet 7 ve 8)

Açıklama

Zerre", kelime anlamı olarak en küçük parça, karınca veya atom demektir. Ayetteki bu ifade, terazide en ufak bir iyiliğin veya kötülüğün bile göz ardı edilmeyeceğini gösterir.

İnsanlar kıyamet günü diriltilip hesap verince, yaptıkları en küçük hayrın mükâfatını, en küçük şerrin (kötülüğün) de cezasını amel defterlerinde göreceklerdir.

2. İtiraz Edemeyecek Şahitler (Organların Konuşması)Bu mahkemede insanların inkara yeltenememesi için kendi bedenlerinin şahitlik edeceğini anlatan ayetler:

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

O gün onların ağızlarını mühürleriz. Yapmış olduklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.(Yâsîn Suresi ayet 65)

Açıklama

Hesap yerinde inkârcıların yalan söylemesi, inkâr etmesi veya mazeret üretmesi engellenir. Ağızları kapatılır.

Dünyada suç işleyen ellerin ve günah yolunda yürüyen ayakların gerçeği söylemesi sağlanır. İnsanın uzuvları birer şahide dönüşür.

Dünyadaki gizli veya örtbas edilen suçların ve inkar edilen amellerin o gün beden diliyle, eksiksiz bir şekilde ortaya çıkacağı vurgulanır.

حَتّٰٓى اِذَا مَا جَٓاؤُ۫هَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدْتُمْ عَلَيْنَاۜ قَالُٓوا اَنْطَقَنَا اللّٰهُ الَّذ۪ٓي اَنْطَقَ كُلَّ شَيْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri işledikleri ameller hakkında kendileri aleyhine şahitlik ederler. Derilerine, 'Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?' derler. Onlar da, 'Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu' derler.(Fussilet Suresi ayet 20 ve 21)

Açıklama

Dünyada gizli saklı yapılan veya inkâr edilen kötülüklerin ahirette hiçbir şekilde saklanamayacağını gösterir. İnsanın kendi vücudu bile gerçeği söyler.

İnsanlar mahşer yerinde aleyhlerine tanıklık eden derilerine şaşkınlıkla "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" diye sorarlar.

Derileri ise "Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu" diyerek iradelerinin dışında, ancak hakikat gereği konuşturulduklarını ifade ederler.

3. Amel Defterlerinin Dağıtılması (Dava Dosyaları)Herkesin dünyadaki bütün yapıp ettiklerinin kayıtlı olduğu dosyaların (amel defterlerinin) kişilere sunulması:

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَابًا يَلْقٰيهُ مَنْشُورًا ﴿١٣﴾

اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ ﴿١٤﴾

Her insanın amelini boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap (amel defteri) çıkarırız. 'Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter' denir.(İsrâ Suresi ayetleri 13 ve 14.)

Açıklama

Ayette geçen "boynuna bağladık" ifadesi, Arap kültüründe insanın kaderine, yaptıklarına ve hiç kopmayan, boyundan çıkarılamayan bir kolye gibi taşıdığı sorumluluğa işaret eder. Kişinin yaptığı iyilikler de kötülükler de kendi boynuna takılmıştır; yani yaptıklarının vebalini veya sevabını başkası yüklenmez.

Kıyamet günü insanın önüne, dünya hayatında işlediği her şeyin eksiksiz olarak kaydedildiği açılmış bir defter (amel defteri) konur. Hiçbir detay atlanmamıştır.

İnsana "Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter" denilmesi, o gün insanın kendi vicdanıyla ve gerçeği inkar edemeyeceği delillerle baş başa kalacağını gösterir. İnsan, kendi yazdığı hayat hikayesini bizzat okuyacak ve suçunu ya da haklılığını kendi vicdanıyla idrak edecektir.

وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِم۪ينَ مُشْفِق۪ينَ مِمَّا ف۪يهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَا لِ ‌هٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً اِلَّٓا اَحْصٰيهَاۚ وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًاۜ وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا۟

Kitap (ortaya) konmuştur. Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. 'Vay halimize! Bu nasıl kitapmış ki, küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!' derler. Yapıp ettiklerini hazır bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.(Kehf Suresi ayet 49.)

Açıklama

Ayette bahsedilen "kitap", insanların dünya hayatında yapıp ettiği her şeyin yazıldığı amel defteridir.

Suçluların dehşet içinde "küçük büyük hiçbir şey bırakmamış" dediği defter, kulun gizli veya açık işlediği hiçbir amelin unutulmadığını gösterir.

İnsanlar ölümden sonra diriltildiklerinde, yaptıklarının sonucunu ve kayıtlarını karşılarında hazır bulurlar.

Ayetin sonundaki "Rabbin hiç kimseye zulmetmez" ifadesi, Allah'ın kimseye hak etmediği bir ceza vermeyeceğini, kimsenin günahının başkasına yüklenmeyeceğini ve yapılan her şeyin tam karşılığı verileceğini vurgular.

4. Kaçışın ve Torpilin Olmaması

Dünyadaki gibi hiçbir malın, mülkün veya tanıdığın fayda etmeyeceği yargılama anı:

يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔاۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ

O gün kimsenin kimseye yardım etmeye gücü yetmez. O gün emir yalnız Allah'ındır..(İnfitâr Suresi ayet 19.)

Açıklama

Hesap gününde hiç kimse bir başkasının cezasını hafifletemez veya suçunu üstlenemez. Herkes kendi ameliyle baş başa kalır.

Dünyadaki geçici makamlar, yetkiler ve güçler o gün tamamen ortadan kalkar. Hüküm, yetki ve karar verme gücü yalnızca Yüce Allah'ındır.

İnsanların dünya hayatında güvendikleri akraba, mal, evlat veya liderlerin ahirette bir geçerliliğinin kalmayacağı ve adaletin sadece Allah tarafından tecelli ettirileceği vurgulanır.

Kıyamet gününde mahlûkatın hesaba çekileceği ve hakların dağıtılacağı büyük ilahi mahkeme İslami kaynaklarda Mahkeme-i Kübrâ (Büyük Mahkeme) olarak adlandırılır.

Mahkeme-i Kübrâ'nın Özellikleri

Hâkim ve Adalet: Bu mahkemenin yegâne hâkimi Allah'tır. Hiç kimseye zülmedilmez ve herkes amelinin karşılığını tam olarak alır.

Şahitler: İnsanın kendi organları (eli, dili, ayağı) yaptıklarına şahitlik eder. Ayrıca melekler ve yeryüzündeki zaman/mekân da şahitler arasında yer alır.

İlk Görülecek Davalar: Allah ile kul arasındaki hesaplaşmada namaz, kullar arasındaki (kul hakkı) davalarda ise ilk olarak kan davası (cinayet) ele alınır.

Hakların Verilmesi: Hayvanlar bile aralarında kısaslaşır; mazlum haksızlık edenden hakkını alır. Üzerinde kul hakkıyla gelenler (müflis), sevaplarının hak sahiplerine verilmesiyle yargılanır.

Kıyamet gününde insanlar mezardan çıkıp mahşer meydanında toplanır ve orada mahkemeler kurulur. Mahkemelerin kurulacak ve sonra insanları hesap mahkemesine sevk edilir. O mahkemeler 10 mahkemedir. Her mahkemede bin yıl kalırlar.

Bunlarda ilk mahkeme Haramlardan sorulur. Eğer haramlara düşmemişse, ikinci Çardak geçilir.

- ikinci mahkeme:Heva ve nefsinin arzularını sorulur.

-Üçüncü mahkeme:Anne baba haklarını sorulur.

-Dördüncü mahkeme:Allahın işleri, Kur'an öğrenme, ve dinin terbiyesini sorulur.

-Beşinci mahkeme:Köle, işçi, eş ve çocuk hakında sorulur.

-Altıncı mahkeme:Akraba hakında sorulur.

-Yedinci mahkeme:Sıla-i Rahim sorulur.

-Sekizinci mahkeme:Birbirini çekmeyenlerini sorulur.

-Dokuzuncu mahkeme:Hileden sorulur.

-Onuncu mahkeme:Orada aldatmadan sorulur.

Bunlarda kurtulursa sevinerek, Allahın arşının gölgesine iner ve isrıhat edecek. Eğer bunlarda kurtulmasa, bu huylardan birisini yapmış ise, aç, susuz, üzüntülü ve kederli,(çok büyük bir ruh piskolojik,anksiyete ve depresyon içinde) bekler. Hiç bir şefaat edenin şefaatı fayda vermeden Bin yıl orada kalır. Sonra kitablarını almak için toplanırlar.

Kitab alacak yerde : onbeş durak vardır. Bu onbeş durakta bekletilirler. Yıne bunlardan her birinden kalma müdeti bin yıldır. Bu duraklardan şunlar sorulur:

-Birinci durak:Zekat ve sadaka Allahın farzını sorulur. Her kim bu haklardan geçerse, ikinci durağa geçer.

-İkinci durakta : İnsanları affetmekten sorulur.

-Üçüncü durakta: Emri maruf sorulur. (Anlamı:Bilgi, hikmet, tatlı dil ve güzel bir nasihatle insanları doğru olanlara yöneltmek.)

-Dördüncü durakta: Munkerden nehyetme sorulur. (Anlamı:Toplumda iyiliğin yaygınlaşması ve kötülüğün engellenmesi için Müslümanlar üzerine düşen temel bir ahlaki ve toplumsal sorumluluk olarak kabul edilir.)

-Beşinci durakta: Güzel ahlaktan sorulur.

-Altıncı durakta: Allah için sevme, Allah için kızma sorulur.

-Yedinci durakta: Haram malda sorulur.

-Sekizinci durakta: Şarap içki içmeden sorulur.

-Dokuzuncu durakta: Haram gerilere(zina) sorulur.

-Onuncu durakta: Yalandan sorulur.

-Onbirinci durakta: Yalan yerde yemin sorulur.

-Onikinci durakta: Faiz sorulur.

-Onüçüncü durakta: İffetli kadınlara iftira sorulur.

-Ondördüncü durakta: Yalancı şahitlik sorulur.

-Onbeşinci durakta: Orada da Başkaları kötüleme sorulur.

Eper hiç bir müslümana bu saydıklar tapmamışsa, livaül hamd(bayrağın) altına girer. Kitabı sağ tarafına verilir. Korkulardan kurtulur ve basit bir şekilde hesabı görülür.

Her kim bunlardan birini işlenmiş ise, tevbe etmedenölmüş ise, bu duraklarda her birinde sıkıntılı, korku, üzüntü, açlık susuzluk içinde bin yıl kalır. Sonra halk kitabları okumak için bin yıl bekler. Her kim bunlardan kurtulmamış ise, kitabı sol koluna geçer. Bu adam için cehennemde hisseler verilir.

Allah onun hakında hüküm verinceye kadar bin yıl açlık, susuzluk,,keder, sıkıntı ve rezalet içinde durur.

Sonra halk, mizana (terazi) başına sevk edilir. Devamı aşağıdaki Mizan bölümüne bakınız.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.