CENNET VE CENNET HALKI
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.(zümer suresi ayet 73)
Ayetin Tefsiri:
Dünyada iken Allah'ın emirlerini tutup yasaklarından kaçınarak sadece Allah'ın birliğini kabul edip yalnızca ona kulluk ederek Rablerinden korkan insanlar ise bölük bölük cennete götürüleceklerdir. Onlar cennete varınca cennetin kapıları açılacak ve bekçileri onlara, «Selam olsun size. Sizler dünyada iken de âhirette iken de temiz oldunuz.
Ebediyen kalmak üzere girin cennete
Onlar da, Bize verdiği vadinde duran ve bizi bu yere vâris kılan Allah'a hamdolsun.Cennette istedigimiz yeri yurt edinebiliyoruz. Iyi amellerde bulunanların mükafatı ne güzelmiş derler.
Cennete sevk edilen takva sahipleri, onun içine girince, Allah Teála
vermiş olduğu nimetlere karşı şükranda bulunarak şöyle diyeceklerdir:Dünyada iken, kendisine itaat ettiğimiz takdirde bizi cennete koyacağını vaadeden
ve vaadini gerçekleştiren Allah'a hamdolsun.
O bizi cennete vâris kıldı cenetten dilediğimiz yerde konaklıyor ve arzuladiğımiz yerde kaliyoruz. Allah'a
itaat edenlerin ve dünyada iken onun emirlerine uyanlarin ahiretteki mükafatları olan bu cennet ne güzelmiş.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i serifinde, cennetlikleri vasfederek
söyle buyurmuştur:
Cenete giren ilk insanlarn şekli, on dördünde bulunan ayın şekli gibidir.
Onlar cennette tükürmezler,sümkürmezler, tuvalet ihtiyacı duymazlar, oranın,kapıları altından, taraklar ise altın ve gümüştendir.
Buhurdanlıkları Hint ağacındandır, terleri misktir. Herkesin iki hanımı vardr. Güzelliklerinden dolayı bacaklarındaki etlerinin içindeki kemiklerin ilikleri görünür.
Aralarında ne bir anlaşmazlık vardır ne de kin. Kalpleri tek bir kalp gibidir. Sabah akşam Allahı tesbih ederler.(Buhârî,bedul halk, 8;müslim,cennet,17.nr.2834)
Meleklerin, Arş'in etrafını cepeçevre kuşatarak Rablerini hamd ile tesbih
ettiklerini görürsün. Artik varlıkların arasında adaletle hükmedilir, Âlemlerin
Rabbi olan Allah'a hamdolsun denilir.
Ey Muhammed, sen, meleklerin, Rahman olan Allah'ın Arşını kuşattıklarını,Rablerini tesbih ettiklerini görürsün. Allah, Peygamberleriyle, kendilerine peygamber gönderilen ümmetleri ve bunlara şahitlik edecek kimseler arasında adaletle hüküm verecek, iman ehlini cennete, kâfirleri de cehenneme koyacaktır.
Verilen hükmün neticesinde, âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd edilecektir.
Cennetin Sekiz Kapısı
Abdullah ibn Abbâs (r.a) cennetin sekiz kapısını şöyle anlatmiştir: Bunlar
altındandırlar ve mücevherlerle süslenmislerdir.
Birinci kapıda, «Lâ ilâhe illallah Muhammedü'r-Resúlullah yazılıdır. Bu
kapı, peygamberlerin, şehidlerin ve cömertlerin gireceği kapidır.
İkinci kapı, abdestlerini güzelce alıp namazlarını güzelce kılan müminlerin
kapısıdır.
Üçüncü kapı, mallarını tezkiye edin yani onları Zekâtını verenlerin kapısıdır.
Dördüncü kapı, iyiliği emreden, kötülükten de nehyedenlerin kapısıdır.
Beşinci kapı, Nefislerini şehvetlerden kesen, uzak tutan kimselerin gireceği
kapıdır.
Altıncı kapı, umre ve haclarını güzelce ifa edenlerin gireceği kapıdır.
Yedinci kapı, mücahidlerin kapısıdır.
Sekizinci kapı, gözlerini haramdan sakındıran, anne babaya iyi davranmak, akrabayı ziyaret etmek gibi iyi ve güzel işler yapanların girecegi kapıdır.
Sekiz Cennet
Sekiz Cennet bulunmaktadır. Bunlar Şunlardır:
Dârul-Celâl: Bembeyaz incidendir.
Dârü's-Selâm: Kırmızı yakuttandır.
Cennetü-l me'va: Yeşil zümrüttendir.
Cennetü'l-Huld:sarı mercandandır.
Cennetü'l Naim :Beyaz gümüştendir.
Cennetü'l-karar :Kırmızı altındandır.
Cennetü'l-Firdevs: Bir kepici gümüşten, bir kerpici, altindan, bir kerpici
yakuttan, bir kerpici zümrüttendir, Onun sıvası ise misktendir.
Cennet-i Adn: Bu cennet bembeyaz incidendir. O cennetlerin en yükseğidir. Müminlerin, Alemlerin Rabbini göreceği yerdir. Bütün cennetlerin yükseğidir. Altından iki kapısı vardır ve iki kapısının arası da yeryüzü ile gökyüzü arasındaki mesafe kadardır. Yapısı, bir kerpici altından ve bir kerpici de
gümüşten olmak üzere inşa edilmiştir.
Toprağı güzel kokulu amberdir. Duvarların harcı ve sıvası misktendir. Bu cennette diğer bütün cennetlere akan nehirler vardır. Nehirlerin çakıl taşları incidendir. Sulari kardan soğuk, baldan daha tatlıdır. Adn cennetinde Hz. Muhammed'in (s.a.v) nehri (veya havuzu) olan Kevser nehri bulunmaktadır.
Ayrıca, Kafur, Tensim, Selsebil, Rehiku'l-Mahtûm nehirleri de buradadır.
Bunlardan başka içinde süt ve bal akan nehirler de vardır.
Cennetteki Dört Nehir
Resülullah (s.a.v) Efendimiz anlatıyor: “Miraca çıkarıldığım gece bana bütün cennetler gösterildi. O sirada dört tane nehir gözüme ilişti; birinden bilindik su akıyordu, diğerinden süt, bir diğerinden şarap, ötekinden de saf bal
akıyordu. Allah Teâlâ'nın da buyurduğu gibi:
Müttakilere vadolunan cennetin durumu şöyledir: içinde bozulmayan sudan irmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet
veren şaraptan irmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. (Muhammed suresi 15)
Ben Cebrâil'e (a.s),
Bu nehirler nereden gelirler ve nereye giderler? diye sordum.Kevser Havuzu'na akıyorlar ama nereden geldiklerini bilmiyorum. Allah Teâlâ'dan bunu sana öğretmesini ve yerini göstermesini iste, dedi.
Resûlullah
(s.a.v) bu yönde Rabbinden istekte bulununca bir melek geldi ve,
- Ey Muhammed! Gözlerini kapa! dedi. Gözlerimi kapadım. Sonra,
- Şimdi aç! dedi, açtım. Bir ağacın yanındaydım. Ağacin yanında beyaz
inciden bir kubbe vardı. Bu kubbenin yeşil yakuttan bir kapısı, kırmızı altından da kilidi vardı.
Eğer dünya ve içindeki tüm şeyler bu kubbenin üzerine
konulacak olsaydı, dağın tepesine konmuş bir kuş misali kalirlardı.
Sonra bu dört nehrin kubbenin altına doğru aktığını gördüm. Geri dönmeyi istediğim sırada melek bana.
Neden içeri girmiyorsun? dedi. Ben,
– Nasıl gireyim, kapının üzerinde kilit var! dedim. Melek,Onun anahtarı senin elinde, dedi. Ben,Hani nerede? dedim, melek,0 anahtar
Bismillâhirrahmânirrahîm" dir, dedi
Bismillâhirrahmânirrahîm" dedim kapının kilidi açıldı. Gördüm ki, bu
dört nehir kubbenin içindeki dört direğin içinden çıkıyor.
Kubbeden çıkmaya niyetlendiğim zaman melek bana,
- Ey Muhammed, gördün mü?! dedi.
Evet, gördüm, dedim. Melek ikinci kez,
Gördün mü, iyi bak! dedi. dönüp baktığımda kubbenin direklerinde
Bismillâhirrahmânirrahim yazılıydı.
Dikkatli baktım; içinden su akan nehir, BİSMİLLAH
kelimesinin “mim" harfinden doğru akıyordu. Süt nehri, «ALLAH»
Kelimesindeki "ha" harfinden doğru akıyordu. Şarap nehri, RAHMAN kelimesindeki"mim" harfinden doğru akıyordu. Bal nehri de, RAHİM kelimesindeki "mim"harfinden doğru akıyordu.doğru akıyordu. Bununla anladım ki, nehirlerin hepsinin çıkış yeri doğru akıyordu.
Bununla anladım ki, bu nehirlerin
Hepsinin çıkış yeri Besmeledir. Daha sonra Allah (c.c) bana,
Ey Muhammed! Ümmetinden herkim bu isimlerle beni zikrederse, bende ona bu nehirlerden içireceğim!.
Adn Cennetinin Hurileri
Bir haberde Resülullah'ın (s.a.v) söyle anlattığı rivayet edilmiştir:
Allah Teâlâ Adn cennetini yarattiği zaman Cebrâili (a.s) çağırarak.
dostlarım için yarattiklarıma
Ey Cebrail Git ve kullarım ve dostlarımın
bak! buyurur.
Cebräil (a.s) giderek bu cenneti dolaşır. O sırada, cennetteki saraylardan
birinden bir huri Cebrâil'e (a.s) bakmak için sarayin balkonuna çıkar. Huri,
Cebrail (a.s) görünce tebessüm eder. Tebessüm edince onun dişlerinin
beyazlığından Adn cenneti ışıldar. Cebrấil (a.s) ışığı görünce,onu Rabbinin izzet nuru zannederek secdeye kapanır.
Huri ona,
- Ey Allah ın emini! Başını kaldır, der. Cebrâil (a.s) başını kaldırıp
Onu bakınca,
Seni yaratan Rabbimi tenzih ederim! der. Huri,
- Ey Allah 'ın emini! Kimin için yaratıldığımı biliyor musun? der. Cebrâil (a.s).Kimin için yaratıldın? diye soruyla karşılık verir. Huri,
- Allah rizasını kendi rızasına tercih edenler için yaratıldım, der.
Tübâ Ağacı
Ka'b el-Ahbâr (rah) anlatıyor: Bir gün Resûlullah'a (s.a.v), cennetteki
ağaçların nasıl olduğunu sordum. Resulullah (s.a.v) söyle anlattı:
Oradaki ağaçların dalları kurumaz, yapraklardı dökülmez, nemlilikleri
gitmez. Cennetteki ağaçların en büyüğü Tübâ ağacıdır.
Onun kökü inciden,
ortası kırmizı yakuttan, üst kısmı da altındandır. Dalları zümrütten, yaprakları ipek atlastandır. Bu ağacın yetmiş bin dalı vardır ve en
Arş'n bir direğine, en aşağıdaki dalı ise dünya semnasına değer. Cennette bulunan her saraya ve köşke mutlaka bu ağacın bir dalının gölgesi erişir. Bu
yukarıdaki dalı ağaçta nefislerin çektiği her türlü meyve vardır.
Cennetliklerin Yıkandığı Pinarlar;
Bir haberde anlatıldığına göre: Sırat köprüsünün öbür yanında, çok güzel
ağaçların bulunduğu büyük bir alan vardır. Her ağacın altında, kaynağı cennet olan (cennetten kaynayan) iki pinar vardır.
Pınarlarn biri ağacın sağında
diğeri solundadır. Sırat köprüsünü geçen müminler bu pınarlardan içerler.
İçmeleriyle birlikte kalplerindeki kin, hiyanet ile bedenlerindeki (maddi) pislik,kan, idrar gibi Şeyler girer. Bu suyla içlerini ve dişlarını maddi ve manevi pisliklerden temizlerler.
Sonra başka bir havuzun yanına gelerek burada yıkanırlar. Yüzleri ayın on dördü gibi parlar. Tenleri ince ipek gibi yumuşacık olur.
Bedenleri misk gibi kokar. Ardından cennetin kapısına götürülürler. Huriler
Çıkarak, kendilerine ait olan eşi alarak cennet saraylarına götürürler. Bu saraylarda yetmiş divan ve her divanda da yetmiş döşek bulunur.
Her bir yatağın üzerinde bir huri bulunur. Bunların üzerinde yetmiş kat cennet elbisesi vardır. Bu elbiseler o kadar latif, ince ve güzeldir ki, dışından bakldığında baldırlar görülür.
Hurilerin Vasfları:
Bir haberde rivayet edildigine göre Nebi (s.a.v) söyle buyurmuştur: “Allah
Teâlâ hurilerin yüzlerini dört renkte yaratmıştır: Beyaz, yeşil, sarı ve kırmzı.
Onların bedenlerini de zaferan, misk, amber ve kâtur kokularıyla boyanmiş yarattı.
Saçları ise karanfil kokuludur. Onların ayak parmaklarndan dizlerine
kadar olan kısmı güzel kokulu zaferandır. Dizlerinden göbeklerin kadar olan kısmı misk kokusundandır. Göbeklerinden boyunlarına kadar olan kısmı ise amberdendir.
Boyunlarından başlarına kadarki kısımları da kâfurdandır. Eğer
onlardan biri dünyaya tükürseydi, bütün dünya misk içinde kalırdı. Onların
gögüslerinde Allah Teâlâ'nın esmâül-hüsnasından biri ve cennette beraber olacakları kocalarının ismi yazılıdır.
Her bileklerinde altından on bilezik, parmaklarinda onar yüzük, ayaklarında ise cevher ve incilerden onar halhal vardır.
Ahirete Malzeme Göndermek:
Resûlullah'tan rivayet edildiği bildirilen bir haber şöyledir: (Mirac'a çıkarıldığım gece) Bazı meleklerin, altından gümüşten kerpiçlerle bir saray
etiğini gördüm. Bir ara işi bıraktılar.Onlara,Bu sarayın inşasına neden devam etmiyorsunuz? diye sordum.
-Malzememiz bitti, dediler.
- Malzemeniz nedir? diye sordum,
- Zikrullahtır. Bu sarayın sahibi olacak kişi Allah Teâlâ'yı zikrediyordu
Allahı zikretmeyi bırakınca biz de inşaatı bıraktik. Allah Teâlâ'nın
da buyurduğu gibi:
Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız, Kim de
dünya kârnı istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun
ahirette bir nasibi olmaz, (şura Suresi ayet 20)
Şûrâ Suresi 20. ayeti, insanın hayattaki temel niyetinin ve çabasının karşılığını belirleyeceğini, dünya ve ahiret dengesini kurmanın önemini anlatır.
Ayetin temel anlamı ve verdiği ana mesajlar şunlardır:
Niyetin Önemi: İnsanın kalbindeki asıl gayenin ne olduğuna dikkat çekilir. Bütün çabasını sadece geçici dünya menfaatine bağlayanlar ile rıza-yı ilaç ve ebedi hayatı (ahireti) hedefleyenler ayrılır.
Dünya ve Ahiret Dengesi: Sadece dünya hevesi peşinde koşan kişiye Allah dilediği kadar dünyalık verir; ancak bu kimse bütün yatırımını geçici dünyaya yaptığı için ebedi huzurdan ve ahiret mükâfatından mahrum kalır.
Katlanan Mükâfat: Ahireti isteyip niyetini ve amelini bu yönde tanzim edenlerin kazancı ise kat kat artırılır.Bu ayet dünyayı tamamen dışlamayı değil, hayatın merkezine ahireti koymayı, dünyayı ise ahireti kazanmanın bir tarlası olarak görmeyi öğütler.
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar (müttakiler) ise, bölük bölük
cennete sevk edilir.(zümmer suresi ayet 73).Yani onlar mertebelerinin ve derecelerinin değerine göre sınıf ve saf oluşturularak cennete götürüleceklerdir. Cennete sevk işi, hesaptan ya önce veya sonradır.
Onları cennete sevk edecek olanlar meleklerdir. Allah'ın emriyle
cennetlikleri, izzet ve ikramla, zorlama ve sıkıntı olmadan, aceleyle ikram
yurdu olan cennete götürürler.Ayet-i kerimede geçen ittika edenlerden maksat Allah'a şirk sakınanlardır.
Bunlar cennet ehlinin avam tabakasını oluştururlar. Bunların üzerinde, Allah Teala'nın haklarında, "(0 gün) cennet, takvâ yaklaştrilır.(Şuara suresi ayet 90).
Şuarâ Suresi 90. ayette geçen "O gün cennet, takva sahiplerine yaklaştırılır ifadesi, kıyamet gününde müttakilerin (Allah’a karşı gelmekten sakınanların) hiçbir zahmet çekmeden, doğrudan cennetin ikramlarıyla karşılaşacağını anlatır.
İslam âlimleri ve müfessirler bu ayetin ardındaki derin manaları şu şekilde açıklar:
Ayağa Gelen İkram: Cennetliklerin cennete doğru yürümesi yerine, cennetin onlara yaklaştırılması büyük bir hürmet ve ikram göstergesidir.
Müttakiler yorulup aramak zorunda kalmaz; cennet ayaklarının altına serilir.
Korkunun Giderilmesi: Mahşer gününün o dehşetli ve korkunç atmosferinde, müttakiler daha hesap yerindeyken cenneti karşılarında görerek büyük bir iç huzuru, güven ve sevinç yaşarlar.
Takvanın Karşılığı: Bu dünyada nefislerini haramlardan koruyan, Allah’ın sınırlarına riayet eden (takva sahibi) kulların, ahirette nasıl üstün bir izzet ve şerefle ağırlanacağını sembolize eder.
bahsettiğimiz "cennet ehlinin avam (orta/alt) tabakası" yönündeki yorumlar ise, cennetteki mertebe farklarına işaret eder.
En yüksek mertebedekiler (Mukarrebûn) doğrudan Allah'a yakın kılınırken, müttakiler için cennetin bir ikram olarak yaklaştırılması onlara yapılan muazzam bir lütuftur.
Bunlarında üzerine, Allah Teâlâ'nın kendileri için, Takva sahiplerini bir sahiplerine heyet halinde Rahman (olan Allah'n huzurun) a toplayacağımız gün. (Meryem suresi ayet 85).
Görüleceği Üzere bu iki ayette, cennete yaklaştırılan ile diğeri arasında bir
far vardır.
Şunu bil ki, ruhların tekrar bedenlere girmesini emreden (mahşerde diril
me) Sür borusu üflendigi zaman herkes kabrinin başında dikilir ve amelleri
yanına gelerek,Kalk, mahşere doğru yürü derler.
Herkimin ameli iyi ise, derecesine göre bu ameller kendisi için yani bir katır, ya bir eşek ya da bir koç olup bazen onları taşıyacak bazen de üzerinden
atacaktır. Her birinin önünde parlak bir nur olacaktır. Bu nur kişinin amelinin kadrine göre kimisi için bir çıra, kimisi için bir yildız veya ay veya güneş
olacaktır.
Sağ taraflarında da böyle parlak bir nur bulunur ancak sol taraflarinda nur olmaz.Sol taraflarında zulmet yani karanlık olur ki, burada kafirler ve münafiklar bulunur. Mümin, Allah Teâlâ'nn kendisine verdiği nurdan dolayı hamd eder ve bu nur ile karanlığın içinden geçip gider.
Bundan başka bazılar koşarak giderken bazıları da parmak uçlarında
mahşere ilerler.Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v),
- Yâ Resûlullah! insanlar nasıl haşrolunacaklar, mahşer meydanına nasıl gidecekler? diye soruldu.
Resûlullah (s.a.v),
- Bazen iki kişi bir katır üzerinde, bazen beş kişi bir katır üzerinde, bazen
de on kişi bir katır üzerine... buyurdular. (Buhârî rikak48;müslim, cennet 59(nr.2861) ;nesai, cenaiz 118.)
Bu durum, kullar bir amelde ortak oldukları zamanda olur ve Allah (c.c)
Onlar için amellerinin kadrine göre bir katır yaratır; onlar da buna binerek
Mahşere giderler.
Şayet bir deveye iki veya daha fazla kişinin binmesi sırayla yoksa hep birlikte mi oluyor? diye sorarsan bunun, muhtemelen sıra sıra
binmekle olabileceğini söylerim.
Fakat evla olan buradaki binmenin topluca binmek manasında alınmasıdır.
Şimdi sana düşen, tek başına bir bineğe binmene vesile olacak, ortaklıktan uzak ameller işlemendir.
Üsteki manadan amelin sevabına ortak olmanın manası çok daha iyi anlaşılır.
En iyi Allah Teâlâ'nın her kuluna, kendisine mustakil, başkasının ortaklığı bulunmayan ameller. Niyazımız bu yöndedir...
Allah lçin Malını Harcayan Adam:
Eski zamanlarda adamın birine babasından yüklü miktarda miras kaymıştı.
Adam bunun bir kısmıyla bir bostan satın aldı ve bunu yoksullara vakfetti.
Sonra.
- Bu benim Allah indindeki bostanım olsun, dedi.
Fakirlere, yoksullara, kimsesizlere paralar dağıtti.
Daha sonra elinde kalan
paranın bir kısmıyla cariyeler, köleler satın aldı ve hepsini hürriyetlerine kavuşturduktan sonra,
-Bunlar benim Allah indindeki hizmetçilerim olsun, dedi.
Bir gün yolda yürürken bir köre rastladı. Adam göremediği için gah yürüyor, gah yüzünün üstüne kapaklanıyordu. Hemen bu adamın binmesi için bir
binek alarak hediye etti. Sonra kendi kendine,Bu da benim yarın kıyamet gününde bineceğim bineğim olsun, dedi.
Resülullah (s.a.v) bu kıssayı sahabelerine anlattiktan sonra,
- Nefsimi kudret elinde bulunduran yüce Allah adına yeminle söylüyorum
ki, sanki onu görüyor gibiyim, ona eyerlenmiş ve gemi vurulmuş bir at veriliyor,
o da binip mahşere doğru ilerliyor.(Dürretül nasihin sayfa 641)
Dünyadaki Cennet Nehirleri (Hadislerde Geçenler)
İslam kaynaklarında ve hadislerde (örneğin Müslim'in rivayetlerinde) şu dört nehrin cennet ırmaklarından olduğu belirtilmiştir.
Fırat Nehri
Nil Nehri
Seyhan Nehri
Ceyhan Nehri
(Bazı rivayetlerde Dicle veya Ürdün nehirleri de bu gruba dâhil edilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de Bildirilen Cennet Irmakları
Muhammed Suresi 15. ayette ise ahiretteki cennetin içerisinde vasıflarıyla (özellikleriyle) zikredilen dört tür ırmak olduğu bildirilir.
Temiz ve bozulmayan su ırmakları
Tadı değişmeyen süt ırmakları
İçenlere lezzet veren/zevk veren şarap (içki) ırmakları
Süzme bal ırmakları.
Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler.(zümer suresi ayet 73)
Zümer Suresi 73. ayet, Allah'a karşı gelmekten sakınan (takva sahibi ve O'nun azabından titreyen) müminlerin, ahirette gruplar halinde cennete nasıl karşılanacaklarını ve ödüllendirileceklerini anlatır.
Müminlerin cennete dağınık değil, derecelerine ve ortak özelliklerine göre zümreler, gruplar halinde neşeyle ve onurla götürüldüğünü.
Oraya vardıklarında cennet kapılarının ardına kadar açılacağını ve bekçilerin (Rıdvan ve meleklerin) onları büyük bir İzzetle beklediğini. Meleklerin onlara "Selâm size, ne hoşsunuz!" diyerek iltifat edeceğini ve huzur vereceğini.
Cennete girenlerin orada ölüm ve son olmaksızın sonsuza kadar kalacaklarını müjdelediklerini anlatır. Özetle bu ayet, dünyada Allah sevgisi ve saygısıyla yaşayıp kötülükten sakınan kulların, ahirette göreceği büyük değeri, huzuru ve cennet müjdesini gözler önüne serer.
Grup Grup Sevk (Bölük Bölük Götürülme): Müminler, derecelerine, amellerine veya tarikat/topluluklarına göre gruplar halinde onur konuğu gibi cennete sevk edilirler. Önceki 71. ayette inkârcıların cehenneme sürülmesi anlatılırken, bu ayette müminlerin büyük bir ikramla cennete götürüldüğü belirtilerek tezat ve kıyas kurulur.
Cennet kapılarının onlara varıklarında açılması, bu yurdun onlar için özel olarak hazırlandığını ve büyük bir coşkuyla beklendiğini ifade eder. Bekçilerin (rıdvan meleklerinin) Selam size! Tertemiz geldiniz sözü, hem günahlardan arındıklarını hem de kalbi selim bir huzurla O'nun huzuruna çıktıklarını belirtir.
Artık ebedî kalmak üzere girin buraya müjdesi, cennet nimetlerinin sonu olmayacağını, ölümün ve hznün artık bittiğini, kesintisiz bir saadet vadettiğini vurgular. Zümer Suresi'nin 71. ayetinde inkarcıların cehenneme sürülmesi anlatılırken, bu 73. ayette müminlerin zıt bir akıbetle, en güzel sözler ve hürmetle karşılandığı tescillenir.. Son