Diplomasi Susar, Güç Konuşur İslamabad çıkmazı neyin habercisi?

Prof. Dr. Bekir TAVAS

İslamabad’da ABD ile İran arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Bu, ilk bakışta sıradan bir diplomatik başarısızlık gibi görülebilir. Oysa mesele bundan çok daha derin.

Bugün uluslararası siyaset, anlaşmalarla değil; anlaşamamalarla şekilleniyor.

ABD ile İran’ın masaya oturması bir çözüm arayışı olarak sunulsa da, gerçekte tarafların birbirine yaklaşma niyeti yok. Washington, İran’ın nükleer kapasitesini sınırlamak istiyor. Tahran ise yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor ama bölgesel gücünden vazgeçmiyor. Bu iki hedefin kesişmesi mümkün değil.

Dolayısıyla İslamabad’da yaşanan, bir müzakere değil; stratejik sabır yarışıdır.

Ortadoğu’ya baktığımızda tablo daha da netleşiyor. Bölge artık krizlerin yaşandığı bir yer değil; krizlerin kalıcı hale geldiği bir coğrafya.

Körfez ülkeleri tedirgin, İsrail daha sert bir güvenlik dili kullanıyor, İran geri adım atmıyor, ABD ise sahadan çekilmiyor ama doğrudan da müdahil olmuyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:
Dünya artık sorunları çözmüyor, sorunları yönetiyor.

Asıl kırılma ise meşruiyet alanında yaşanıyor.

ABD, uluslararası sistemde liberal değerler üzerinden meşruiyet üretmeye çalışıyor. İran ise direnç ve bağımsızlık söylemiyle kendi meşruiyetini inşa ediyor. Ancak her iki yaklaşım da ciddi bir aşınma içinde.

Uluslararası kurumlara olan güven azalıyor, normlar zayıflıyor, yaptırımlar etkisini kaybediyor.

Sonuçta ortaya çıkan tablo şu:
Meşruiyetin zayıfladığı, gücün öne çıktığı bir dünya.

Bu denklemde Türkiye’nin konumu ise kritik.

Türkiye ne tamamen dışarıda kalabilir ne de gelişmeleri sadece izleyebilir. Coğrafi konumu, enerji hatları üzerindeki rolü ve diplomatik kapasitesi, onu doğrudan bu sürecin içine yerleştiriyor.

Ancak burada belirleyici olan, tepkisel değil; stratejik bir akılla hareket edebilmektir.

İslamabad’daki görüşmelerin sonuçsuz kalması bir son değil. Aksine, yeni bir dönemin işareti.

Artık diplomasi uzlaşma üretmekten çok, gerilimi yönetme aracı haline geliyor.

Ve belki de bugün sormamız gereken en önemli soru şu:

Diplomasi gerçekten bitiyor mu, yoksa sadece güç siyasetinin yeni bir diline mi dönüşüyor?

Prof. Dr. Bekir Tavas
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.