Diyanet Cuma Hutbesi (7 Nisan 2017)

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 07.04.2017 Cuma tarihli hutbe Türkiye genelinde tüm camilerde okunacaktır. 7 Nisan 2017 tarihli Diyanet Cuma hutbesinin tam metnini indir

Din Gönüllüleri adlı grubumuz hızla büyümekte! Sende gruba katıl, Diyanet İşleri Başkanlığı haberlerine ilk sen ulaş! Katılmak için TIKLAYINIZ!
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her hafta hazırlanan ve tüm Türkiye genelinde cuma günleri camilerde okunan cuma hutbesi web sitemizde ilk olarak yayınlanmaktadır. 07.04.2017 tarihli Cuma hutbesi yayınlandı.''Zulüm Ebedi Değildir'' konulu cuma hutbesini indir. 7 Nisan 2017 Diyanet Cuma Hutbesini indirerek yazdırabilirsiniz. 

07.04.2017 (7 Nisan 2017 Cuma Hutbesi) TIKLA İNDİR >>> HUTBE YAYINLANDI!
Zulüm Ebedi Değildir konulu 7 Nisan Cuma Hutbesi;

   ZULÜM EBEDİ DEĞİLDİR

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “İçinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.”

Peygamber Efendimiz (s.a.s) de okuduğum hadis-i şerifte hepimize şu uyarıyı yapıyor: “İnsanlar bir zalimi görürler de onun zulmüne engel olmazlarsa Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”

Kardeşlerim!

İslam coğrafyası uzun zamandan beri adeta kara bulutlarla kuşatılmış durumda. Bir taraftan Afrika’da hüküm süren kıtlık ve kuraklık neticesinde on binlerce çocuk açlıktan ölürken, maalesef on binlerce insan ölüme doğru gidiyor. Diğer taraftan yanı başımızda yıllardır devam eden savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Bombaların, kimyasal silahların altında kadınlar, çocuklar, masumlar can vermeye devam ediyor.

Aziz Kardeşlerim!

Daha birkaç gün evvel Suriye’nin İdlib kentinde insaf ve vicdanı körelmemiş herkesin yüreğini derinden dağlayan bir katliama tanık olduk. Kimyasal silahların hedefi olan çocukların yürek yakan feryatlarına hüzünle şahit olduk.   Ancak bu vahşet ne kadar vahim ise, insanlığın bu zulme, bu katliama ses çıkarmaması daha da vahimdir. Bu vahşeti durdurmak için hiçbir çaba harcamaması bundan daha ağır bir vebaldir. Şu bir gerçek ki, mazlumların hayatını kaybetmesinden daha acı olanı insanlığın vicdanını kaybetmesidir. Çekilen sıkıntılara, yaşanan acılara, işlenen zulümlere karşı her geçen gün duyarsızlaşmasıdır.

Kardeşlerim!

İslam’a inanmış müminler olarak bu dehşet karşısında insanlığımızdan utanıyoruz. Rahmet Peygamberi (s.a.s)’in,

لاَ حَتَّى تَأْخُذُوا عَلَى يَدَىِ الظَّالِمِ فَتَأْطِرُوهُ عَلَى الْحَقِّ أَطْرًا  yani  “Zalimin zulmünü önlemedikçe size de kurtuluş yoktur.” ikazı karşısında sarsılıyoruz. Mazlumlara karşı insanlık görevimizi, kardeşlik sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getirememiş olmanın hicabını derinden yaşıyoruz. Ancak her hâlükârda biliyoruz ki; bize düşen, imanımızı, umudumuzu ve cesaretimizi yitirmeden tek yürek olarak mazlumun yanında yer almaktır, zalime karşı durmaktır.   

Kardeşlerim!

Unutmayalım ki, kötülüğün sıradanlaştığı, şiddete aldırış edilmez olduğu vakit zulüm sadece mazlumu vurmakla kalmaz, bütün insanlığı kuşatır. Küresel zulüm günahından her insan nasibini alır. Bu yüzden haksızlığa şahit olan herkes, buna karşı durmalıdır. Üzülüp yanmakla, acınıp kederlenmekle yetinmeyip zulmü ortadan kaldırmak için çalışmalıdır.

Kardeşlerim!

Bizler inanıyoruz ki; bu katliamlar, bu kuralsız ve karanlık savaş bir gün elbet sona erecektir. Bizler biliyoruz ki masumların kanları üzerine kurulu hiçbir hükümranlık ayakta duramaz, duramayacaktır. Gözyaşı ve kanın eksik olmadığı bu coğrafyada Allah’ın izniyle bir gün adalet ve hakkaniyet yeniden hayat bulacaktır. Zalimler bu dünyada da ahirette de hak ettikleri cezayı göreceklerdir. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimizin ifadesiyle;

وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ yani mazlumun bedduasıyla Allah Teâla arasında hiçbir perde yoktur.

Kardeşlerim!

Geliniz şu kutlu zaman diliminde, bu mübarek mabedde el açıp Yüce Rabbimize canı gönülden yakaralım: Allah’ım! Masum insanları, anaları, yavruları ezip geçen bu hayasızca akının bir an önce son bulmasını lütfeyle! İnsanlığa basiret ver, feraset ver, vicdan ve merhamet ver! Bizi kardeşliğimizi unutmaktan muhafaza eyle! Bizi zulme ve haksızlığa karşı suskun kalanlardan eyleme!

Allah’ım, Suriye’de ve dünyanın muhtelif bölgelerindeki katliamlarda hayatını yitiren kardeşlerimize rahmet eyle! Yaralanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle! Müslüman kardeşlerimize içinde bulundukları zor durumdan bir an evvel kurtulmaları için yardımını lütfeyle! İnsanlığın vicdan yükünü omuzlayan aziz milletimizden yardımını, inayetini esirgeme!

 

                               Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü



Geçtiğimiz hafta 31 Mart Cuma günü tüm Türkiye'de okunan ''RAĞBETİMİZ, RABBİMİZE OLSUN!'' konulu hutbe şu şekildeydi.

RAĞBETİMİZ, RABBİMİZE OLSUN!
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim! Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Bizleri rahmet iklimi üç aylara ulaştırdı. Dün gece Ramazan’ın müjdecisi olan Regaip kandilinin coşkusunu hep birlikte gönülden hissettik. Bugün ise bir taraftan Recep ayının bereketini, diğer taraftan da haftalık bayramımız olan Cumanın sevincini yaşıyoruz. Allah Resulü (s.a.s) bu mevsimler geldiğinde, “Allah’ım! Recep ve Şaban ayını bizlere mübarek eyle! Bizleri sıhhat ve afiyet içerisinde imanla Ramazan’a ulaştır!”[1] diye dua ederdi. Yüce Rabbimiz, Recep ve Şaban’ı milletimiz ve âlem-i İslam için mübarek kılsın. Her türlü kötülüklerden korunmuş olarak Ramazan ayına kavuşmayı hepimize nasip eylesin. Aziz Kardeşlerim! Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de “İnşirah” adında muhteşem bir sure vardır. İnşirah; kalbin açılmasıdır. Göğsün genişlemesidir. Gönlün ferahlaması ve sükûnet bulmasıdır. İnşirah suresi, Allah Resulü ve ashabının çok büyük zorluklar çektiği bir zamanda nazil olmuştur. Bu sure, Resul-i Ekrem (s.a.s) Efendimizin şahsında bütün müminlerin kıyamet sabahına kadar kalplerinin nasıl inşirah bulacağını, nasıl huzura kavuşacağını haber vermiştir. Sırtımızdaki ağır yüklerden nasıl kurtulacağımızın, şanımızı, şerefimizi nasıl yücelteceğimizin, zorluklarımızı kolaylıklara nasıl dönüştüreceğimizin yollarını göstermiştir. Şöyle buyurur Rabbimiz, İnşirah Suresi’nde: “Habibim! Biz, senin göğsüne inşirah vermedik mi? Belini büken yüklerinden seni kurtarmadık mı? Senin şanını ve ününü yüceltmedik mi? Elbette zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Muhakkak her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul! Ve rağbetin yalnızca Rabbine olsun!”[2] Kardeşlerim! Surenin son iki ayetinden öğrenmekteyiz ki; kalplerimizin inşirah bulmasının, sırtımızdaki ağır yüklerden kurtulmanın, şanımızı yüceltmenin, zorluklarımızın kolaya dönüşmesinin iki şartı vardır. Birincisi, Rabbimizin فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ “Çalış, çabala, gayret et, üret!” emrine riayet etmektir. Yani şu kısacık hayatımızı boşa geçirmemektir. En değerli sermayemiz olan ömrümüzü beyhude tüketmemektir. İyilik için, doğruluk için, faydalı işler için çabalamaktır. Yeryüzünü daha yaşanabilir hale getirmek için gayret göstermektir. Aziz Müminler! İnşirah suresindeki müjdelere nail olabilmenin ikinci şartı ise وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ “Sadece Rabbine yönel!” âyeti gereğince Allah’a rağbet etmektir. Regaip kandilinde en çok üzerinde durmamız gereken husus Rabbimizin bu emri olmalıdır. Yani Allah için çalışmaktır. Allah için koşturmaktır. Allah için yorulmaktır. İstek ve dileklerimizi, arzu ve tutkularımızı Allah’a yöneltmektir. Şan ve şöhreti, makam ve mevkii, mülk ve serveti değil, Rabbimizin rızasını amaçlamaktır. Değerli Kardeşlerim! Bugün de Müslümanlar olarak çok zor süreçlerden geçiyoruz. Her müminin kalbinin sıkıştığı bir dönemdeyiz. İnşiraha en çok muhtaç olduğumuz bir zamandayız. Sırtımızdaki ağır yüklerden kurtularak huzura kavuşmanın ihtiyacı içindeyiz. Öyleyse geliniz kardeşlerim! Bu uğurda azimle gayret edelim. Hayatımızı heva ve heveslerimiz doğrultusunda değil, Rabbimizin rızası için yaşayalım. Hak, hakikat, adalet ve iyilik için, insanlık için daha fazla çalışmaya, daha fazla yorulmaya çaba gösterelim. İşte o zaman Cenabı Hakk, kalplerimize inşirah verir. Sinemizdeki ağır yüklerden bizleri kurtarır. Günah kirlerinden arındırır. Bütün zorluklarımızı kolaylaştırır. İşte o zaman Rabbimiz, özgürlüğümüzü elimizden alan bütün kötülüklerden bizi korur. Meşakkatlerimizi rahmete dönüştürür. Şanımızı yüceltir. Bizi yeniden aziz bir ümmet eyler. Kardeşlerim! Yüce Rabbimiz, hidayete davet etmesi için Musa (a.s.)’ı Firavun’a gönderdiğinde Hz. Musa, رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪ي “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver! İşimi kolaylaştır.”[3] diye dua etmişti. Bugün bizler de Musa (a.s.) gibi Rabbimize niyaz ediyor ve diyoruz ki: Rabbimiz! Gönüllerimize inşirah lütfeyle! Zorluklarımızı kolaya dönüştür. Bizleri her nefesini senin yolunda tüketenlerden eyle! Allah’ım! Bizleri göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsimizin eline bırakma! Rağbetimizi, isteklerimizi, arzularımızı, tutkularımızı sadece senin rızanı aramaya vesile kıl! Rabbimiz! Şanımızı yücelt! İslam ümmetini yeniden aziz bir ümmet eyle!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haberleri