Siyaset gündeminde sıkça karşılaştığımız bir kıyaslama var: Saadet Partisi'nin Millet İttifakı içerisindeki konumunu meşrulaştırmak adına, 1974 yılındaki MSP-CHP koalisyonu sürekli bir "zırh" olarak önümüze sürülüyor. Bazı dostlarımız, merhum Necmettin Erbakan Hocamızın o dönemdeki hamlesini bugünle eş değer tutarak, mevcut siyasi tabloya bir cevaz bulmaya çalışıyor. Ancak tarihin tozlu raflarına ve o günün reel politiğine baktığımızda görüyoruz ki; o günkü vakıf ile bugünkü ittifak arasında "Kaf Dağı" kadar fark var.
1973 Konjonktürü ve Bir "Zorunluluk" Olarak Koalisyon
1973 seçimleri sonrası Türkiye, bir hükümet krizinin tam ortasındaydı. CHP sandıktan birinci parti çıkmış ancak tek başına iktidar olamamıştı. Dönemin AP lideri Süleyman Demirel’in "millet bize muhalefet görevi verdi" diyerek sorumluluktan kaçması, ülkeyi siyasi bir otorite boşluğuna ve dış güçlerin müdahalesine açık bir kaosa sürüklemişti.
İşte tam bu noktada 48 milletvekiliyle "anahtar parti" olan MSP, devleti hükümetsiz bırakmamak ve olası bir darbe ihtimalini bertaraf etmek adına, kendi şartlarını dayatarak masaya oturdu. Yani MSP, CHP’nin dümen suyuna girmedi; aksine kendi rotasını CHP’ye kabul ettirdi.
MSP’nin Koalisyondaki "Baskın" Gücü ve Kazanımları
Bugünkü birliktelik ile 1974 koalisyonu arasındaki en net fark, "kimin kimi yönettiği" meselesidir. 10 aylık o kısa dönemde MSP, tabiri caizse CHP'ye kendi programını icra ettirmiştir:
-
Milli Egemenlik: ABD’nin tüm baskılarına rağmen haşhaş ekimi yasağı kaldırıldı.
-
Maneviyatçı Eğitim: İmam-Hatip Okulları yeniden açıldı, müfredata Ahlak Bilgisi dersi eklendi.
-
Kıbrıs Zaferi: Kıbrıs Barış Harekatı kararlılıkla yapıldı ve bağımsızlığın temelleri atıldı.
-
Sanayi Hamlesi: Türk sanayisinin bel kemiği olan "Ağır Sanayi" fabrikalarının temelleri o gün atıldı.
O gün CHP içinde "MSP’ye teslim olduk" sesleri yükseliyordu. Çünkü Erbakan Hoca, masaya figüran olarak değil, icraatın başı olarak oturmuştu.
Teslimiyet mi, İcraat mı?
Bugünkü tabloya baktığımızda ise durum tam tersi bir görüntü sergiliyor. 1974'te CHP'yi kendi çizgisine çeken bir irade varken, bugün CHP’nin adayına oy istemek için "Hafız" veya "Seyyid" gibi zorlama sıfatlara sığınılan bir süreç izliyoruz.
Erbakan Hoca, ne CHP’yi ne de AP’yi birbirinden ayırmaz; her ikisini de "batıl" olarak vasıflandırırdı. Asla kendi tabanına "Gidin CHP’ye oy verin" çağrısı yapmadı. Bugün ise CHP masanın en etkin aktörü konumundayken, diğer yapıların bu ajandaya eklemlenmesi, tarihi bir emsal olarak sunulamaz.
Netice-i Kelam: 1974'te CHP'yi icraat yönüyle Milli Görüş çizgisine yaklaştıran Erbakan Hoca’nın feraseti ile bugün CHP’nin peşine takılan siyasi anlayış arasında bir ayniyet kurmak mümkün değildir. O günkü MSP "yöneten"di, bugünkü yapı ise ne yazık ki "vagon" konumundadır.
Vesselam.