Dünden Bugüne Yolsuzluk Dosyası: İSKİ Skandalı ve Siyasal Etik

Firuz TÜRKER

Türkiye’nin siyasi hafızası bazen yanıltıcı olabilir; ancak arşivler yalan söylemez. Bugün 40, hatta 50 yaşın altındaki kuşakların pek hatırlamadığı, belki de sadece ismen duyduğu bir İSKİ Skandalı vardı. Bugünlerde yaşananları anlamlandırmak için o günlere dönüp bakmak, siyasetin etik terazisinin nereden nereye geldiğini görmek açısından hayati önem taşıyor.

Bir Devrin Perde Arkası: Ergun Göknel ve İSKİ

Dönemin koalisyon hükümeti DYP-SHP, Başbakan Süleyman Demirel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ise Nurettin Sözen... İSKİ’nin başında ise Sözen’in yakın dostu Ergun Göknel bulunuyordu. O dönemde de tıpkı bugün iddia edildiği gibi, belediye koridorlarında "duygusal" işler dönüyordu. Göknel’in gözü belediye başkanlığındaydı; ancak bu yolun taşları "nakit" ve "çevre" ile döşeniyordu. Müteahhitler kıskaca alınmış, ihaleler komisyon usulüne bağlanmıştı.

Bu gizli çarkın dişlileri, Göknel’in özel kalemindeki genç bir hanımla yaşadığı gönül ilişkisi ve eşi Nurdan Erbuğ’dan boşanma kararı almasıyla kırıldı. Boşanma tazminatı olarak telaffuz edilen rakamlar dudak uçuklatıyordu: O günün parasıyla 1 milyar TL kayıtlarda görünse de, konuşulan rakam 10-20 milyar TL (yaklaşık 1-1.5 milyon dolar) civarındaydı. "Haybeden" gelen para, İSKİ’nin kasasından akıyordu.

Lağım Patladı: Yolsuzluğun Üstüne Giden Bir İrade

Nurdan Hanım’ın uğradığı haksızlığı hazmedemeyip her şeyi Nurettin Sözen’e anlatmasıyla kıyamet koptu. İşte bugünle en büyük fark burada başlıyor: O günün SHP’si (bugünkü CHP’nin kökleri), yolsuzluğun üstünü örtmeye çalışmadı.

Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, yolsuzluğun yargıya taşınmasından taviz vermedi. TBMM’de komisyon kuruldu, Ergun Göknel tutuklandı ve bedelini ödedi. Hatta yeni atanan genel müdür, kurumun ne hale getirildiğini simgelercesine tasarruf için binadaki ampullerin yarısını söktürdü. O dönem parti, seçimlerde bedel ödeyeceğini bile bile suçluyu kayırmadı, adaletin tecelli etmesini bekledi.

Bugünün CHP’si ve "Hava Parası" İddiaları

Şimdi dönüp bugünkü CHP yönetimine bakalım. Aradaki fark sadece yıllar değil, aynı zamanda ahlaki bir uçurum. Geçmişte yolsuzluk yapanın biletini kesen bir gelenek varken; bugün yolsuzluk iddialarının odağındaki isimleri "dokunulmaz" kılmak için adaylık yarışına sokan, yargıyı tehdit eden bir yapı ile karşı karşıyayız.

Özgür Özel’in kent kent gezerek şaibeli isimleri savunması, sokakları hareketlendirme çabaları ve bizzat kendi yönetimindeki belediye başkan adaylıklarının "hava parası" ile belirlendiği iddiaları, siyasetin geldiği noktayı özetliyor.

Ey CHP’li Arkadaşım; Bu Dönüşümü Görüyor musun?

Eskiden dürüstlüğü samimiyetle savunan o SHP geleneğiyle bugünkü yapı arasında ne bağ kaldı? Delegelerin pavyon eğlenceleriyle, cebe konulan paralarla ikna edildiği iddia edilen bir yapı, Atatürk’ün partisine yakışıyor mu? İmamoğlu’ndan Özgür Özel’e, Ali Mahir Başarır’dan Özgür Karabat’a uzanan bu ekip, partiyi nereye sürüklüyor?

Geçmişte yolsuzluk patladığında "lağım temizlensin" diyen bir irade vardı. Bugün ise o lağımın içinde siyaset üretilmeye çalışılıyor. Karar, bu değişimi sessizce izleyen vicdanlı seçmenindir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.