Enflasyon mu, Resesyon mu (durgunluk) ?

Murat AKGÜL

Türkiye bu yıl ciddi bir enflasyon sorunu yaşamaktadır. Türkiye 1970-2000 yılları arasında da ciddi enflasyon sorunu yaşamıştı. Mesela 2002’den önceki 20 yılda dolar tam 10.000 kat artmıştı . Dolar 1982’de 150 liraydı 2002’de 1 milyon beş yüz bin lira olmuştu. Son 20 yılda 11 kat arttı.

Türkiye’nin o dönemde enflasyon yaşamasının sebepleri bugünden daha farklıydı.

Türkiye o zaman karşılıksız para basıyordu.

KİT’ler her yıl 1995 yılı raporuna göre 9 milyar dolar zarar ediyordu. 95 yılının vergi geliri sadece 19 milyar dolardı.

Ekonomi büyük ölçüde kayıt dışıydı ciddi vergi toplanamıyordu.

Türkiye buna rağmen nasıl geçiniyordu?

Kara para ile, eroin için geçiş ülkesiydik bu neredeyse resmi kanallarla yapılıyordu, vatandaşın büyük çoğunluğu çok düşük standartta geçime alışmıştı, büyük bölümü köylerde yaşıyordu.

Türkiye bugün yaşadığı enflasyonun bir bölümünü dünyayla birlikte yaşadığımız emtia fiyatlarındaki artış yüzünden büyük bölümünü de TL’nin değer kaybetmesi yüzünden yaşıyor.

TL neden değer kaybetti?

Risk priminin yüksek seyretmesinden, kaynakları olağan üstü gelişmeler için harcamasından, döviz dengesini sağlayan turizm gelirlerinin terör ve Pandemi yüzünden art arda birkaç yıl düşük seyretmesinden.

Böyle durumlarda yüksek enflasyon yaşayan ülkeler olmuş mudur?

Başlıca iki örnek verelim. Almanya 1. Dünya savaşından sonra tazminat ödemeleri için döviz krizi yaşamış mecburen para basarak ödeme yapma zorunda kalmış, el konulan sanayi bölgesini greve soktuğu için oradaki işçileri bakmak için para basmış ve neticede enflasyon % 374 milyona çıkmış 1922’den önce 1 dolar 60 Alman Mark’ına denk gelirken, Kasım 1923’te bir dolarla 4.210.500.000.000 (4,2 trilyon) mark alınabiliyordu.

Sonra Almanya sanayi bölgesine endeksli bir yeni para çıkartmış hisse senedi gibi olan bu para ile ve sanayisini ayakta tutarak ekonomisini yoluna koymuştur.

Benzer şekilde 2. Dünya Savaşı’nın yaralarını saran Çin’de aylık enflasyon yüzde 5070’i bulmuştu. Neredeyse 5 günde bir fiyatlar ikiye katlanıyordu

Türkiye savaştan mı çıktı denecektir.

Evet savaştan çıktı hatta çıkmadı.

Şu anda dünya’da sadece Rusya ve Türkiye’nin ordusu kendi güvenliğini sağlamak için karşısında onlarca ülkenin karşı çıktığı halde başka ülkede savaş halindedir.

Türkiye 2012’den beri Suriye için hem savaş masrafı yapmış hem milyonlarca sığınmacının yükünü taşımıştır.

Türkiye Akdeniz’de haklarını korumak için Libya’da savaşın içindedir.

Türkiye dünyanın en büyük 3 terör örgütünün 10 yıldır hedefindedir. İŞİD turizme, PKK Avrupa ile olan ilişkilere, Fetö bütün dünya ile ilişkilere zarar vermiştir ve vermektedir.

Evet Türkiye bütün bunları savaş gibi yaşamıştır bir kısmını halen sıcak şekilde yaşamaktadır.

Bütün bunlar ekonomik olarak Türkiye’yi zorlamıştır. Gücünü çok üstünde harcamalar yapmış, riskler alınmış, örtülü veya açık ambargolara maruz kalmıştır.

Şimdi ekonomimiz bu yükleri taşırken pandemi ve emtia fiyatlarının astronomik artışının yaşandığı dönemi yaşıyor.

Bu dönemi atlatmanın iki yolu vardı. Ya ciddi kemer sıkılacak, acı reçete uygulanacak, ithalat sadece ihracat için yapılacak şekilde kısıtlanacak, yurt dışına çıkış sınırlandırılacak, bütün kamu yatırımları durdurulacak bunlar da yetmeyecek,

Akdeniz’deki haklarımızdan vazgeçeceğiz, Suriye’de terör devletini kurulmasına göz yumacağız, doğalgaz aramalarına masraf etmeyecek, savunma sanayine yatırım yapmayacağız ve düzlüğe çıkana kadar böyle yaşayacağız.

Ya da ikinci yol Almanya’nın 1. Dünya savaşından sonra yaşadığı gibi üretime sanayiye , hızlı ekonomiye ağırlık verilecek.

Haklarımız için risk alacak risk primimizin çıkmasını göze alacağız, Akdeniz ve Karadeniz’deki haklarımızın ve çok büyük gelir kaynaklarımızın peşine düşeceğiz bu da enflasyon olarak bir süre bize yansıyacak.

Muhalifler lütfen Türkiye’nin yaşadıklarını ve yaşamakta olduklarını alt alta yazın ve dünyada başka bir ülke bunları yaşıyor mu diye bir düşünün.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.