Evlilik Kararı Alırken Üç Şeye Dikkat: Bilek, Çekmece ve Anne!

Doç. Dr. Ferhat Arslan’ın "Bilek, çekmece ve anne" formülüyle özetlediği evlilik analizi, doğru eş seçiminde gözden kaçan hayati kriterleri ve evlenmeden önce insanın kendisine sorması gereken soruları gözler önüne seriyor.

Doç. Dr. Ferhat Arslan’ın evlilik ve doğru eş seçimi üzerine kaleme aldığı derinlikli yazı, günümüz ilişkilerine ayna tutuyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ndeki bir hocasının "Bilek, çekmece ve anne" formülünden yola çıkan Arslan, evliliğin sadece bir sevda treni değil, aynı zamanda hayat boyu sürecek bir nöbet ve sorumluluk olduğunu vurguluyor.

Bir Medeniyetin Evlilik Terazisi: Bilek, Çekmece, Anne

Eski dönemlerden bugüne uzanan evlilik kriterleri, aslında insan ruhunun ve karakterinin şifrelerini barındırıyor. Yazıda geçen üç temel unsur şu şekilde anlamlandırılıyor:

  • Bilek: Sadece fiziksel bir incelik değil; kadının zarafeti, hareketlerindeki ölçü, bir çocuğun başını okşarken ya da sofraya ekmek koyarken sergilediği o ince kadınlık halidir.

  • Çekmece: Eşya düzeninin ötesinde, insanın iç dünyasının aynasıdır. Dağınık ya da titiz bir çekmece, ruhun ve kalbin emanete sadakatini, küçük şeylere verilen değeri gösterir.

  • Anne: Genetik bağın ötesinde, zamanın o insanda neyi büyüttüğünün resmidir. Annenin yüz çizgilerindeki merhamet ya da öfke, kadının gelecekteki olgunluk dönemine dair ipuçları taşır.

"Evlenmeden Önce Aynaya Bakmak Gerek"

Doç. Dr. Ferhat Arslan, sadece karşı tarafta aranması gereken özellikleri sıralamakla kalmıyor; evlilik yolundaki erkeklerin de kendilerini sorgulaması gerektiğini belirtiyor. "Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?" sorusunu yönelten Arslan; hastalık, borç, dert ve kriz anlarında erkeğin evin direği olup olamayacağını tartması gerektiğinin altını çiziyor.

Doğru Eş Seçiminde Kritik Kriterler

Evlilik hazırlığındaki çiftler için rehber niteliğindeki metinde, dikkat edilmesi gereken diğer önemli hususlar ise şöyle sıralanıyor:

  1. Çocukluk Yaraları: Kavga ve gürültüyle büyümüş bir kalp, çocukluğunun sesini yeni yuvasına da taşıyabilir.

  2. Kendisiyle Barışık Olmak: Kadınlığını yük bilen ya da erkekliğini bir tahakküm aracı olarak görenler, yuvaya denge yerine hesap getirir.

  3. Dilin ve Kalbin Terbiyesi: Dedikoduya ve gıybete meyilli bir dil, gün gelir kendi evinin huzurunu da tüketir.

  4. Güçsüzlere Karşı Merhamet: İnsanın gerçek karakteri; hayvana, yaşlıya, garsona veya kapıcıya, yani kendinden daha güçsüz olana gösterdiği davranışta saklıdır.

"Eski insanlar 'güzel' ya da 'zengin' kısmet demezdi, 'hayırlı kısmet' derdi. Çünkü güzellik solar, para azalır, heves geçer; ama huy, edep ve merhamet hep kalır."

Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesinden ziyade iki soyun, iki çocukluğun ve iki duanın aynı çatı altında imtihana girmesidir. Bu yüzden evleneceğiniz kişinin sadece süsüne değil; çekmecesine, öfkesine, susuşuna ve en önemlisi kendi içinizdeki "yuva olma" potansiyeline bakmanız gerekir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yaşam Haberleri