“Evrensel değerler” denildiğinde sanki gökten inmiş, tarihsiz, mekânsız, aidiyetsiz bir hakikat kümesi konuşuluyormuş gibi davranılıyor. Oysa her evrensellik iddiası bir niyet haritası taşır. Her haritanın da sınırları vardır. Bizim için o sınırlar, bir ideolojik kapanma değil; itikadî emniyet hattıdır. Bu yüzden evrensel değerler tanımlamasında bile bizim Misak-ı Millî sınırlarımız vardır. Bu sınırlar coğrafyadan önce imanın hudududur.
İslam, hakikati “Herkese göre” değil, herkes için konuşur. Bu ince ayrım modern ahlâk söylemlerinin çoğunda kaybolmuştur. Hakikatin yerini çoğu zaman konsensüs ahlâkı, adaletin yerini çıkar dengesi, merhametin yerini duygusal propaganda alır. Bizim İslam geleneğimiz ise ahlâkı rızaya, adaleti vahye, merhameti emanete bağlar. Burada evrensel olan, insanın neye benzediği değil; kime ait olduğu meselesidir.
Batı’nın evrensellik iddiası çoğu zaman merkezî aklın kolonizasyonudur. Değerleri evrensel ilan ederken, kendi tarihini masumlaştırır; başkalarının tarihini suçlaştırır. Bizim itirazımız tam da buradadır. Evrensel olan, güçlülerin diline tercüme edildiğinde zulmün tercümesi olur. İslamcı bir bilinç için evrensellik, zulme karşı şahitlik demektir; şahitlik ise tarafsızlık değil, hak tarafgirliğidir.
Misak-ı Millî burada bir metafordur. Bir iman sözleşmesidir. Hangi değerin içeri alınacağına, hangisinin dışarıda kalacağına karar veren akide muhafızlığıdır. Bizim sınırlarımız; fıtratı bozan özgürlük anlayışına, aileyi çözen eşitlik söylemine, adaleti prosedüre indirgeyen hukuk fetişizmine kapalıdır. Çünkü bizde özgürlük kullukla, eşitlik emanetle, hukuk adaletle anlam kazanır.
İslam sarsılmaz öğretisi; hakikat çoğul değildir; idrâk çoğuldur. Evrensel değerler, idrâklerin pazarlığıyla değil, hakikatin çağrısıyla anlamlıdır. Bu çağrıya kulak vermeyen bir evrensellik, küresel bir putperestliktir. Adı değer olur, işlevi tahakküm.
İslamcılık bu yüzden evrensel olana düşman değil; evrensel iddiaya karşı müteyakkızdır. Her iddiayı akide terazisine koyar. Tartmazsa teslim olmaz. Teslim olmazsa da marjinal ilan edilir. Olsun. Bizim için marjinal olan, merkezini kaybetmemektir.
Evrensel değerler, imanımızın kapısından içeri girecekse, niyet pasaportunu göstermek zorundadır. Bizim Misak-ı Millî’miz; bayrakla değil, secdeyle çizilmiştir. Bu sınırı ihlal eden hiçbir değer, ne kadar parlak ambalajla gelirse gelsin, hakikat vizesi alamaz.