Fakirlikten Uzak Olmak İçin 3 Tavsiye

Abdullah BAYSAL

Öncelikle Yeni Hicri yılınızı 1 Muharrem 1440-(11 Eylül 2018) tebrik eder, sizlere ve Ümmeti Muhammed’e hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ederim.

Muharrem ayı tarih boyunca çok önemli hadiselerin yaşandığı (gerek kişisel gerekse toplumsal) pek önemli ve değerli bir aydır. Âdeta "senenin özeti" diyebildiğimiz bu ayda, yaşantımızı tekrar gözden geçirerek yeni bir başlangıç yapalım, hayır hasenat ve topluma faydalı işlerle vaktimizi geçirme hususunda daha da bir titiz olalım.

 

Gelelim Başlıktaki Konumuza.

Fakirlikten Uzak Olmak İçin 3 Tavsiye’ye.

1- Bir kimse her gece "Vakıa" suresini okursa ona ebedi olarak fakirlik isabet etmez.

Ravi: Hz. İbni Abbas ra. (Ramuz El-El-Hadis. Cilt 2. S.438)

2- Sabah namazını kıldığınızda rızık talebinden gafil olup ta uyumayınız.

Ravi: Hz. İbni Abbas ra. (Ramuz El-El-Hadis. Cilt 1. S.52)

3- Felak Suresini okuyanın rızkı yağmur gibi yağar.

(Ahmed Ziyâüddîn-i Gümüşhânevî (ks.) Büyük Dua Kitabı. Vasiyetname Bölümü)

 

Hikâye:

Adamın birisi aşağı sokakta bir şey kaybetmiş.

Ama yitiğini yukarı sokakta arıyormuş.

Sormuşlar. Yitiğini, niçin kaybettiğin yerde aramıyorsun?

Cevaben; orada lambalar yanmıyor ki demiş.

Müslümanlar olarak bizler de kurtuluşumuzu yanlış yerlerde arıyoruz.

Sebeplere aldanıyor, müsebbib-i hakîkîyi (bütün sebepleri yaratan Allahu Teâlâ’yı)  görmüyoruz.

Kurtuluş Allah'a gerçek manada kul olmakta.

Hatalarımızı anlayıp tövbe etmekte.

Batıl ve batıla dayalı şeyler, vahye dayalı hareketler karşısında eriyip yok olurlar.

Fakat ortaya konulan Hak batıla bulanmış ya da batılla karıştırılmışsa, Hak olma özelliğini kaybedecek ve Batıla tesir edemeyecektir.

Dünya ile bütünleşme adına pagan kültürüne ait yaşam tarzını benimsemenin sonu uçurumdur.

Hiçbir şey olmamış gibi bulutların üstünde uçanlara ise diyeceğim bir laf yoktur.

 

Dünyayı Yönetmek İstiyorsan;

1-Aklını kullan.

2-Finans ve Enerjiyi kontrol et.

3-Ekonomik tetikçilerin olsun.

4-Savaşa her zaman hazır ol. (Asker, teçhizat …)

Küresel Güçler "Faiz, Laiklik, Demokrasi" gibi kendi taptıkları putları hayatın vazgeçilmez unsurları olarak gösterip, Müslüman dünyasını yüz yıldan fazladır sömürüyor.

"Feminizm, Kapitalizm, Sekülerizm" (Bermuda Şeytan Üçgeni) adeta Müslüman dünyasının damarlarında dolaşan kan olmuş.

 

İslam’ın 32 farzını halkımızın %90'ı sayamayacak duruma gelmiş.

Genç nesil teknolojiyi faydalı bir şekilde kullanmıyor, teknolojinin esiri olmuş.

İçki, faiz, zina, kul hakkı, yalan, gıybet, hile gibi ahlaki zaafiyetler artıyor.

Maalesef genel durum bu.

 

"La İlahe İllallah" kelime-i tayyibesinin anlamını bilen acaba yüzde kaç?

Peygamber Efendimizin güneşi bir elime, ayı diğer elime verseniz, yine de ben bu davadan vazgeçmem dediğini hatırlıyor muyuz?

Yoksa para, makam, şöhret bizleri bozdu mu?

Dünyanın aldatıcı oyalamalarından (mal, mülk, makam, evlad-ü iyal) uyanıp ta asıl işimiz olan Allah'ın dininin yardımcıları olmaya zikren, fikren ve amelen ne zaman başlayacağız?

En önemlisi gerçekleri konuşmaya ne zaman başlayacağız?

 

Mehmet Şevket Eygi 31.08.2018 tarihli köşe yazısında diyor ki:

"Bizim içi boş ve kof kaba sofu, dünya haberlerini seyrederken Bangladeş kamplarındaki sefil, perişan, acınacak vaziyetteki Arakan Müslümanları ile ilgili yürek sızlatan filmi seyretti, bir ara mutfaktaki hanımına, “Hatçe, kurban külbastısının üzerine biraz kekik dökmeyi ihmâl etme, dedi.” Acınacak halimize gülüyoruz değil mi?

 

Türkiye’de kriz, darbe, terör gibi önemli konularda öngörüleri yüksek olan gerek dini cemaat gerekse sol cenahtan kimilerinin youtube'daki videolarını izleyince, bu kişilerin sanki aynı ağızdan konuşuyormuş gibi tıpatıp benzer söylemleri, ister istemez insanın dikkatini çekiyor.

Sanki bu yapıları bilgilendiren daha başka bir üst yapı var ve toplumu psikolojik olarak önceden bir şeylere hazırlıyorlar.

Ülkesini seven bizler, ülkemiz üzerinde oynanan bu oyunların farkına varmalı, kritik analitik düşünmeli ve büyük resmi görebilmeliyiz.

Havada uçan kuş sürüsüne aşağıdan avcılar ateş ediyor. Vurulanlar yere düşüyor, kalanlar hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. Her şeyden önce biz insanız ve bir Müslüman olarak ta böyle olamayız.

Bir imamım yılda 90 gün, bir öğretmenin yılda 180 gün izin yaptığı bir ülke de kalkınmadan, ilerlemeden söz edebilir miyiz?

Ekmek başta olmak üzere sadece maddi nimetleri değil, aynı zamanda manevi nimetleri (mesela zamanını kahvelerde ve eğlence mekânlarında) israf eden bir ülkede gelecekten ümitle söz edebilir miyiz?

Hadisi Şerifte “İktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” buyuruluyor. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/447)

Çevreme bakıyorum. 10 kişiden neredeyse 7 ya da 8 kişi yardım bekliyor. Kimi işsiz, kimi asgari ücretli geçim derdinde, kimi hasta, kiminin psikolojisi bozuk, kiminin kocası ayyaş, kiminin çocukları isyankâr, …

 

Yazımı konuyla ilgili bir Ayeti Kerime meali ile sonlandırıyorum.

A'râf Sûresi / 155.Ayet

Musa (buzağıya tapan arkadaşları namına af dilemek üzere tekrar) tayin ettiğimiz vakitte buluşmak için kavminden yetmiş adam seçti de (onlar, Allah’ın Musa ile olan konuşmasını işitmelerine rağmen, ancak Allah’ı görünce inanacaklarını söylemeleri üzerine) onları bir sarsıntı (zelzele) tutunca yıkılıp bayıldılar. Musa dedi ki: “Yâ Rabbi! Eğer dileseydin onları da, beni de daha evvel helak ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi de mi helak edeceksin? Bu senin imtihanından başka (bir şey) değildir. Onunla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin, artık bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.