Öncelikle bu toplantının, çok büyük iş adamlarının ve nüfuzlu kimselerin birlikte sohbet edip pek çok konuyu mütalaa ettikleri ve masadaki bir omlete 1.000 dolar verdikleri Amerika’da 2000 yılında yapılan bir toplantı olduğunu hatırlatmak isterim.
O gün toplantıda bir çok tanınmış İş adamı, bürokrat ve gazeteci vardı. Mustafa Koç ve Cüneyt Zapsu’da oradaydı.
Toplantıda sunum yapan abd li bir general; Yugoslavya’nın bölünmesinden başlayıp konuyu Türkiye’deki Kürt sorununa getirmiş ve şunları söylemiştir. “Türkiye’deki Kürt sorunu ile Bosna Hersek arasında bir benzerlik mevcuttur. Yugoslavya nasıl bölündüyse Türkiye’de öyle parçalanacak ve Kürt Federasyonu oluşacaktır.” Türkiye’den bir çok kalburüstü insanın ve hatta aralarında Türk generallerinde bulunduğu kesimden hiçbir ses çıkmadı.
Necdet Topçuoğlu bu sırada Üzeyir Garih Bey’e döner.
Görüyorsunuz adam neler söylüyor? Buna bir cevap verirdim ama ne denir bilmiyorum der Üzeyir Garih ve aralarında bir konuşma geçer. Bu sırada abd li generalin konuşması bitmiştir ve Üzeyir Garih söz ister sahneye çıkar;
“Ben Üzeyir Garih, Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanıyım. Aynı zamanda yahudi kökenli bir Türk vatandaşıyım. 80 yıldır ticaret yapıyoruz, çalışıyoruz vergimizi ödüyoruz. Türkiye’de 1.sınıf bir hayat yaşıyoruz. Etnik kökenimizden veya dinimizden dolayı herhangi bir sıkıntımız mevcut değil.
Ayrıca generalin söz ettiği gibi bir kürt sorunu yoktur. Türkiye’nin sadece terör sorunu vardır. Türkiye’de bizim kürt cumhurbaşkanımız, kürt başbakanımız oldu. Kuvvet konutanlarımız oldu ve meclisimizde kürt vekillerimiz var. Dolayısıyla böyle bir sorunu ben kabul etmiyorum.
Şayet general bir benzerlik arayacaksa bunu yanlış yerde arıyor. Bütün dünyanın savaş suçlusu olarak aradığı Miloseviç ile herkesin terörist olduğunda ittifak ettiği Abdullah öcalan arasında bir benzerlik vardır ikisi de kandan besleniyor, ikisininde eli kanlı” diyor ve Üzeyir Garih yerine oturuyor.
Herkes şaşkın salon buz kesmiş. O general tekrar kürsüye gelip işaret parmağı ile tehdit edercesine “bu konuda ısrarcıyım, Türkiye’de kürt sorunu vardır ve Yugoslavya gibi parçalanacaktır” der. Bunun üzerine Üzeyir Garih generale dönerek “ben size cevap vermek için konuşmadım, buradaki değerli insanlar yanlış bilgilenmesin diye bir açıklama yaptım” der.
Eh sonra Üzeyir Bey’in başına gelenler malum. Alçakça bir saldırı sonucu öldürüldü.
Üzeyir Bey’in bize öğrettiği ve bugünlerde biraz daha anlam kazanan bir şey var şöyle ki;
Aidiyet duygusu etnik milliyetçilikten ve dolayısıyla ırkçılıktan çok daha önemlidir. Doğuştan bir coğrafyaya ait olmak sizi oraya ait biri yapmaya yeterli gelmez.
Kaynak: Necdet Topçuoğlu (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Vekili ve Sayıştay’da Uzman Denetçi olarak görev yapmıştır.) Süleyman Şahin (Gazeteci-Yazar) ve Gerçek Hayat dergisi.
Derleyen: Cem Murat