Günümüzde "liderlik" ve "rehberlik" kavramları üzerine ciltlerce kitap yazılıyor, seminerler veriliyor. Oysa Anadolu’nun manevi mimarlarından, İskenderpaşa Camii’nin unutulmaz imamı Mehmet Zahid Kotku Hocaefendi’nin hayatına baktığımızda, bu kavramların en saf ve en tesirli halini görüyoruz. Onun imamlığı sadece dört duvar arasında namaz kıldırmak değil, bir toplumun ruhunu nakış nakış işlemekti.
Gelin, onun talebelerinin dilinden dökülen ve bugün dahi yolumuzu aydınlatan o ibretlik hatıralara birlikte bakalım.
Kırmadan Onarmak: Nasihatin İnceliği
Bir gün camide, namazını adeta koşarcasına, rükünlerine dikkat etmeden kılan bir kişi cemaatin dikkatini çeker. İnsan doğası gereği oradakiler hemen müdahale etmek, hatayı yüze vurmak isterler. Ancak Hocaefendi’nin eğitim metodu bambaşkadır. Kimseyi mahcup etmez, parmakla göstermez.
Namazın ardından genel bir sohbete başlar ve o yumuşak üslubuyla: “Kardeşlerim, namazı acele kılmayalım. Namaz Allah’ın huzurunda durmaktır,” der. Hatayı yapan kişi, topluluk içinde küçülmeden, kalbi kırılmadan dersini alır. İşte bu, "insan kazanma" sanatının en güzel örneğidir.
Cemaati Bir Aile Bilmek
Modern çağın en büyük hastalığı yalnızlık ve fark edilmemek. Kotku Hocaefendi ise camiye gelen her bir ferdi ailesinden biri sayardı. Birkaç gün camide görülmeyen yaşlı bir amcayı hemen sorar, hasta olduğunu öğrenince kapısını çalar.
O yaşlı amcanın gözyaşları içindeki, “Hocam beni unuttular sanıyordum ama siz hatırladınız,” sözü, aslında bir din görevlisinin mahallenin sadece imamı değil, dert ortağı ve vicdanı olması gerektiğini bizlere hatırlatıyor.
Sağ Elin Verdiğini Sol Ele Duyurmamak
Yardımlaşmanın reklam malzemesi haline geldiği bir dünyada, Hocaefendi’nin "sessiz iyilik" düsturu ders niteliğindedir. Yardıma muhtaç bir aile tespit ettiğinde, erzak çuvalını talebesine teslim ederken sıkı sıkıya tembihlerdi: “Kapıya bırakın ve kimin verdiğini asla söylemeyin.” Bu tavır, ihtiyaç sahibinin sadece karnını doyurmakla kalmaz, aynı zamanda onurunu ve izzetini de korurdu.
Kolaylaştırınız, Zorlaştırmayınız
Hocaefendi’nin tüm bu davranışları, aslında Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) şu evrensel ilkesinin ete kemiğe bürünmüş haliydi:
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.”
Bugün bizlere düşen; sadece bu hatıraları okuyup duygulanmak değil, Mehmet Zahid Kotku Hocaefendi’nin o naif ahlakını evimize, işimize ve sosyal ilişkilerimize taşımaktır. Gönül kırmadan eğitmek, unutulanı hatırlamak ve onuru koruyarak paylaşmak...
İhtiyacımız olan tam da bu ruh değil mi?