Gücün Karşısında Eğilmek mi, Gücü Eğmek mi?

Doç. Dr. Cahit KARAALP

Tarih, sadece rakamlardan ve isimlerden ibaret bir kronoloji değildir; tarih, karakterlerin imtihanıdır. İnsanlık sahnesine baktığımızda, figüranlar ve başroller her zaman iki temel safta toplanır: Gücün önünde diz çökenler ve hakikat adına o gücü eğip bükenler.

Bugün dünyada yaşananları, modern zamanın karmaşası içinde anlamlandırmaya çalışırken aslında kadim bir döngünün içinde olduğumuzu fark ediyoruz. Statüko her zaman "güçlü olan haklıdır" der; ancak vicdan ve tarih hep bir ağızdan haykırır: "Haklı olan güçlüdür."

Tarihin Kırılma Noktaları

Mısır’ın görkemli saraylarında Firavun’un ihtişamı karşısında herkes boyun eğerken, bir Musa çıktı ve asasıyla o devasa gücü eğdi. Kuyulardan köle pazarlarına düşen Hz. Yusuf, zindanın karanlığından adaletin aydınlığına yürürken güce teslim olmak yerine, sabrıyla gücü dize getirdi. Mekke’nin kibri karşısında ebabil kuşlarının o minik ama kararlı duruşu, aslında maddeye tapan zihniyete indirilmiş en büyük tokattı.

Gazze: Modern Zamanın Epik Direnişi

Bugün tüm dünya, modern silahların, devasa ekonomilerin ve siyasi lobilerin önünde adeta hipnotize olmuşçasına eğilirken; bir avuç toprak parçasında, Gazze’de bir direniş yükseliyor. Gazze, sadece bir coğrafyanın adı değil; bugün gücü eğenlerin, "Allah en büyüktür" diyerek sarsılmaz bir kale gibi duranların adıdır.

Sünnetullah Değişmez

Peki, gücü eğmek için çok mu güçlü olmak gerekir? Hayır. Tarih bize gösteriyor ki; gücü eğmek için devasa ordulara değil, sarsılmaz bir haklılık payına ihtiyaç vardır. Gücü haktan ve adaletten koparan her sistem, er ya da geç çökmeye mahkumdur. Bu, evrenin değişmez yasası, yani Sünnetullah'tır.

Zalimler, etraflarına ördükleri korku duvarlarının arkasında aslında en büyük korkuyu yaşayanlardır. Çünkü biliyorlar ki; her Firavun’un karşısında bir Musa, her Nemrut’un karşısında bir İbrahim elbet bir gün boy gösterecektir.

Sonuç: Hakkın Önünde Eğilmek

Asıl mesele, kimin daha çok silahı veya parası olduğu değildir. Asıl mesele, kimin hangi iradeye teslim olduğudur. Allah’ı "Ekber" (En Büyük) bilen bir yürek, fani güçlerin önünde eğilmeyi reddeder.

Unutmayın; mazlumun sinesinde ferahlık, zalimin sinesinde ise korku yer etmelidir. Bizlere düşen, rüzgarın estiği yöne göre eğilen başaklar olmak değil, hakikatin rüzgarıyla gücü eğen çelikten bir irade sergilemektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.