GÜNLÜK SORUNLARI EVİNE TAŞIMA !

Dr. İlhami PEKTAŞ

Eski çiftlik evini restore etmek için tuttuğum marangoz, işteki ilk gününü zorlukla tamamlamıştı. Arabasının patlayan lastiği onun işe bir saat geç gelmesine neden olmuş, elektrikli testeresi bozulmuş ve şimdi de arabası çalışmayı reddetmişti.

Onu evine götürürken yanımda adeta bir taş gibi morali bozuk oturuyordu. Evine ulaştığımızda beni, ailesiyle tanışmam için davet etti.

Eve doğru yürürken küçük bir ağacın önünde kısa bir süre durdu, dalların uçlarına her iki eliyle dokundu. Kapı açıldığında; adam şaşırtıcı bir şekilde değişti. Yanık yüzü tebessümle kaplandı, iki küçük çocuğunu kucakladı ve eşine kocaman bir öpücük verdi. Daha sonra beni arabaya yolcu etmeye geldiğinde; ağacın yanından geçerken merakım daha da arttı ve ona eve giderken gördüğüm olayı sordum.

"O, benim dert ağacım," dedi.

"Elimde olmadan işimde bazı sorunlar çıkıyor, ama şundan eminim ki o sorunlar, evime, eşime ve çocuklarıma ait değil. Bunun için bu sorunları her akşam eve girerken o ağaca asıyorum. Sabahları tekrar onları oradan alıyorum. Ama ilginç olan ne biliyor musunuz?

"Ertesi sabah onları almaya gittiğimde, o kadar büyük ve önemli olmadıklarını görüyorum...."

Özellikle geçirdiğimiz sıkıntı ve üzüntüleri olduğu yerde bırakıp, ne kadar önemsiz olabileceğini görüp kesinlikle evimize, ailemize ve çocuklarımıza yansıtmamalıyız.

Çekirdek kabuğunu doldurmayacak kadar önemsiz şeylerin bazen bizleri nasıl bunalıma sürüklediğini, hayatımızdan nasıl çaldığını ve bir çoğumuzu psikolojik bunalımlara sürüklediğini görüyoruz.

Öfkeyle geçen her dakikamız, mutluluğumuzdan çalınmış 60 saniyedir. Bu nedenle iş sorunlarını kesinlikle çevremize, ailemize ve çocuklarımıza yansıtmamalıyız.