Hadis-i Şerifler Din midir, Değil midir? "Kur’an Bize Yeter" Söyleminin Perde Arkası

Mehmet KAÇAR

Son dönemde gerek sosyal medya mecralarında gerekse sokak sohbetlerinde türeyen bir "ucube" soruyla sıkça karşılaşır olduk: “Hadisler dinin bir parçası mıdır?” Geçmiş yüzyıllarda da farklı maskelerle karşımıza çıkan bu tartışma, günümüzde modern bir "lafazanlık" halini almış durumda.

Bazı çevreler, "Din sadece Kur’an’dan ibarettir" diyerek hadis-i şerifleri devreden çıkarma gayretindeler. Oysa bu yaklaşım, sadece bir bilgi kirliliği değil, aynı zamanda Hz. Peygamber’in (S.A.V) İslam’daki merkezi konumuna yönelik bir operasyondur.

Peygamberin Görevi Sadece "Postacılık" mıdır?

Kur’an-ı Kerim’in açık beyanına göre, Peygamber Efendimizin (S.A.V) üzerine yüklenen sorumluluk sadece ayetleri okuyup geçmek değildir. O’nun asli vazifeleri arasında; ayeti kerimeleri tebliğ etmek, Kitap ve hikmeti öğretmek, müminleri tezkiye etmek (arındırmak) ve adalet temelli medeni bir toplum inşa etmek yer alır.

Hadis düşmanlığı yapanlar, "tebliğ" kısmını kabul edip diğer üç temel görevi görmezden gelerek aslında Hz. Peygamber’i sistemin dışına itmeye çalışıyorlar. Bizler bu "şeytani cambazlığı" asla kabul etmiyoruz. Sünnet-i Seniyye dışlandığında, geriye kalan boşluğun bir oryantalistin yorumuyla doldurulmasına rıza mı göstereceğiz? Neûzu billah!

Bilgi Kaynağı Olarak Hadis: Mütevatir ve Ahad

İslam hukukunda ve akidesinde hadisler, rastgele söylenmiş sözler değildir. Bilimsel bir tasnife tabidirler:

  1. Mütevatir Hadis: Yalan üzerine birleşmeleri aklen imkansız olan büyük bir topluluğun rivayet ettiği, kesin bilgi (ilm-i zaruri) ifade eden hadislerdir. Bunları inkar etmek, Kur’an ayetini inkar etmekle eşdeğer bir hüküm taşır.

  2. Ahad Hadis: Ravisi mütevatir derecesine ulaşmayan ancak sahih şartları taşıyan rivayetlerdir.

Mütevatir hadisler, inanç esasları dahil tüm konularda Kur’an’dan sonraki en güçlü delildir. Bir Müslümanın, doğruluğu kesinleşmiş bu hadisleri reddetmesi düşünülemez.

İlimsiz İnkarın Tehlikesi

Elbette hadis ilmiyle uğraşan uzmanlar (muhaddisler), senet ve metin kritiği yaparak rivayetleri araştırabilir, tartışabilirler. Ancak hiçbir ilmi donanımı olmayan, usul bilmeyen kişilerin "Ben bu hadisi akılcı bulmadım" diyerek toptan reddiyeye girişmesi tam bir fecaattir.

Tevatürle sabit olmayan sahih hadislerin reddi küfrü gerektirmese de, sünnetin bütünlüğünü zedelediği için fasıklık ve bid’at olarak nitelendirilir.

Sonuç: Sünnetsiz Bir Din Mümkün mü?

Hadis ve sünnet, İslam dininin Kur’an-ı Kerim’den sonraki en önemli kaynağıdır. Kur’an’ın hayata nasıl tatbik edileceğinin canlı örneği Hz. Peygamber’dir. Bu bağı koparmaya çalışmak, dini aslından uzaklaştırma çabasından başka bir şey değildir. Beyler, artık bu batıl görüşlerden vazgeçin ve ilmin rehberliğine dönün.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.