HZ. LUT (A.S.) VE KAVMİN HELALİ 1

Mehmed Sıddık ALADAĞ

Allah Teâlâ Lüt kavminin cinsel sapkınlıklarını bahsederken, Hz. Peygamber (s.a.v.), hadislerinde Lût kavmini fıtrata aykırı cinsel sapkınlıkları ve azgınlıkları nedeniyle anmış, bu fiili işleyenlerin ilâhî lânete uğrayacağını belirtmiştir.

Lût Kavmi ve Lanet ile İlgili Rivayetler
Lânet (Melûn) Olma Durumu: İbn Abbas’tan (r.a.) rivayet edilen bir hadiste Resûlullah (s.a.v.) üç defa tekrar ederek şöyle buyurmuştur:
"Lût kavminin işini (erkek erkeğe ilişki / livâta) yapan mel'ûndur (Allah'ın rahmetinden kovulmuştur, lanetlenmiştir)." (Tirmizî, Hudûd, 24)

Ahlâkî Çöküntü ve Uyarılar: Kur'an ve Hadis kaynaklarında ve sünnet şerhlerinde Lût kavminin helaka sürüklenen temel günahının sadece fıtrata aykırı fiil olmadığı, aynı zamanda bu çirkin işi alenîleştirmeleri, yolları kesmeleri, toplantılarında ahlaka aykırı kötülükler yapmaları ve Peygamberleri Hz. Lût’un uyarılarına karşı kibirlenip direnmeleri olduğu vurgulanmıştır.

Peygamber Efendimiz, ümmeti için en çok korktuğu şeylerin başında Lût kavminin yaptığı bu çirkin işin (erkek erkeğe ilişkinin) gelinişini ve fıtratın bozulmasını lanetlemiştir. Konuyla ilgili Tirmizî ve İbn Mâce gibi hadis kaynaklarında bu fiili işleyenlere karşı sert uyarılar rivayet edilmiştir.

Hasan-ı Basri'den aktarılan ve hadis/eser kaynaklarında yer alan bir rivayette, Lût kavminin helâk olmasına yol açan ahlak dışı alışkanlıklar (sapanla taş atmak, ıslık çalmak, kumar oynamak, içki içmek ve livâta gibi) sayılmış, ümmetin de benzer yollara sapmaması konusunda şiddetle uyarıda bulunulmuştur.

10 HASLET:
İslam kaynaklarında ve rivayetlerde (Hasan Basri hazretlerinden nakledilen rivayetlere göre) Lût kavmini helak eden 10 haslet veya günah şu şekilde sıralanmaktadır:

1-Livâta yapmak: Erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunmak.
2-Sapanla taş atmak: İnsanlara veya yoldan geçenlere sapanla zarar vermek.
3-Güvercinle (kumar/oyun) oynamak: Vakit öldürmek ve kumar nitelikli eğlenceler yapmak.

4-Def çalmak: Eğlence ve çalgıyı ahlaksızlıkları yaymak için kullanmak.
5-İçki içmek: Alkol tüketmek.
6-Sakal kesmek: Özürsüz ve fıtrata aykırı olarak sakalları kazımak.
7-Bıyık uzatmak: Emredilen ölçülerin dışında bıyıkları aşırı uzatmak.

8-Islık çalmak: Alay ve eğlence amaçlı ıslık çalmak.
9-Alkışlamak: Topluluk içinde cıvık ve laubali şekilde alkış eğlenceleri yapmak.
10-İpek gömlek giymek: Erkeklerin ipek kıyafetler giyerek kibirlenmesi.

Allah'u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلُوطًا اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ

Lût’u da peygamber gönderdik. Kavmine şöyle dedi: “Dünyada sizden önce hiç kimsenin yapmadığı o iğrenç işi bir yol hâline getirip nasıl irtikap ediyorsunuz? (A'râf / 80. Ayet)


اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

“Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, haddi aşan azgın bir toplumsunuz.(A'râf / 81. Ayet)

وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Kavminin cevâbı: “Lût ve yandaşlarını memleketinizden çıkarın. Çünkü bu beyler, kendilerince temizliğe çok düşkün insanlar!” demekten başka bir şey olmadı.(Araf 82 Ayet)

TEFSİR:
Araf 80.81.82
Lût (a.s.), Hz. İbrâhim’in kardeşinin oğludur. Yani İbrâhim (a.s.) onun amcasıdır. Allah Teâlâ onu Sodom ve Gomore halkına peygamber göndermiştir.

O bölgede, daha önce hiçbir millette görülmeyen bir hayâsızlık yaygınlaşmıştı. Erkekler, kadınları bırakıp şehvetlerini tatmin için erkeklere yaklaşıyorlardı. Bu, fevkalâde çirkin ve insan haysiyetine uymayan bir davranıştı.

Lût (a.s.) onları, hayvanların bile yapmayacağı bu hayâsızlıktan vazgeçirmeye çalıştı. Bunun bir cinsî sapıklık olduğunu, bunu yapanların da haddini aşan kimseler olacağını söyledi. Fakat böyle bir hayâsızlığı alışkanlık haline getirmiş o bölge halkının artık Lût’un kurtarıcı sesine kulak verecek halleri kalmamıştı.

Hz. Lût ve arkadaşlarıyla, “bunlar, kendilerinin çok temiz olduğunu düşünen insanlarmış!” diyerek alay etmeye başladılar ve onların memleketlerinden sürülmelerini talep ettiler.

Hâsılı başlarına ilâhî azâbın gelmesini gerektirecek bir azgınlık ve günaha tevessül ettiler:(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Açıklama
A'râf Suresi 81. ayet, Hz. Lut'un kavminin eşcinsel ilişkilere yönelmesini ve bu durumun ilahi sınırları aşan bir azgınlık olduğunu anlatır.

Ayetin Anlamı ve Bağlamı
Konuşan: Hz. Lut peygamberdir.
Hitap Edilen: Kendi kavmidir (Sodom ve Gomorra halkı).
Ana Suçlama: Kavmin kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşması, yani cinsel tercihlerinde fıtrata (yaradılış düzenine) aykırı davranması eleştirilir.

Haddi Aşmak: Bu davranışın normal bir insani yönelim olmadığı, Allah'ın koyduğu kuralları ve ahlaki sınırları hiçe sayan bir azgınlık olduğu vurgulanır.
Kur'an'da bu kavmin bu ahlaki sapma ve kibirleri yüzünden büyük bir helak (felaket) yaşayacağı belirtilir.

A'râf Suresi 82. ayet, Hazret-i Lût'un kavminin, onun ve ona inananların ahlaki ve dini çağrılarına karşı gösterdiği alaycı ve kibirli tepkiyi anlatır.

Ayetin Anlamı ve İçeriği
Kavmin Tepkisi: Lût peygamberin ve inananların halk arasında yaygın olan çirkin ve ahlaka aykırı işleri reddetmesini kabullenemediler.

Alaycı Söylem: Onların iffetli ve temiz kalma çabasını suç gibi gösterip, "Bunlar çok temiz kalmaya çalışıyorlar, bunları şehirden sürün" diyerek alay ettiler.

Hakikati Reddetme: Kötülükte ısrar eden toplumların, doğruları ve temiz bir hayatı savunanları kendilerine tehdit olarak görüp dışlamasını gösterir.

Allah teala şöyle buyurmuştur:
فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ

Neticede Lût’u ve ailesini kurtardık. Karısı hâriç; o geride kalıp helâk edilenlerden oldu.(A'râf / 83. Ayet)

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًاۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ۟

Üzerlerine müthiş bir taş yağmuru yağdırdık. Bir bak ki, günahkârların âkıbeti nasıl oldu!(A'râf / 84. Ayet)

TEFSİR:
Araf 83.84
Allah, onların üzerine şiddetli bir taş yağmuru yağdırarak hepsini helak etti. Hz. Lût ve ona iman edenleri kurtardı. Hz. Lût’un karısı ise, gizli gizli kâfirlerle işbirliği yaptığı ve hayâsızlığın işlenmesinde onlara destek olduğu için geride kalıp helâke uğrayanlardan oldu.

Âyetteki “Bak!” emri, aklı olup düşünen herkesedir. Bakmak, onların durumundan ibret alıp yaptıklarından sakınmak içindir. O halde Cenâb-ı Hakk’ın, peygamberlerine karşı gelen, günahkâr ve azgın kavimleri nasıl helâk ettiğine bakıp ibret almak; böyle bir hazin âkıbete uğramaktan sakınmak gerekir.

Şimdi de, bir ibret sahnesi olarak Medyen kavminin yaptıkları gözler önüne seriliyor:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Açıklama
Lût -aleyhisselâm-, peygamber olarak vazîfelendirildiği zaman, kendisine îmân eden Fevât isminde bir hanımı vardı. Bu hanım yirmi sene sonra vefât etti.

Onun vefâtından sonra Lût -aleyhisselâm-, Vâhile isminde Sodomlu bir kadın ile evlendi. Fakat Vâhile münâfık bir kadındı. Kavmin îmânsızlık ve ahlâksızlıklarına karşı sessiz kalıyordu. Hattâ kavmini, Lût -aleyhisselâm-’a karşı gizliden gizliye destekliyordu.

Bir akşam vakti, kavmini helâk etmekle vazîfeli melekler, güzel yüzlü insanlar sûretinde evlerine gelince, Vâhile, bunu hemen gidip kavmine haber verdi; Lût -aleyhisselâm-’a ihânet etti. Böylece o da kavmi ile beraber helâk oldu.

Lût -aleyhisselâm-’ın iki mü’mine kızı vardı. Lût kavminin helâk edilmesi esnâsında babaları ve îmân edenler ile birlikte Sodom’dan çıkıp azâb-ı ilâhîden kurtulmuşlardı.

Daha sonra bunlar, babaları ile birlikte İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın yanına gittiler. İbrâhîm -aleyhisselâm- da, bu iki kızı kendi kavminden iki mü’minle evlendirdi. Yüce Allâh, Lût’un neslini bereketlendirdi. Medyen halkı onlardan hâsıl oldu.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَص۪يبٌ

Elçilerimiz Lût’a gelince, onlara sapık kavminin musallat olabileceğinden dolayı endişeye kapıldı, bu yüzden göğsü daraldı ve: “Bugün, gerçekten pek çetin bir gün olacak!” dedi.(Hûd / 77. Ayet)

وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ف۪ي ضَيْف۪يۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَش۪يدٌ
Daha önceden de o çirkin işleri yapmaya alışık olan kavmi koşarak, itişe kakışa Lût’un yanına geldiler. Lût onlara: “Ey kavmim! İşte şunlar benim kızlarım; sizin için en temiz olanı onlarla evlenmenizdir. Allah’tan korkun ve misafirlerime karşı beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu!” dedi.(Hûd / 78. Ayet)


قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا ف۪ي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُر۪يدُ

Dediler ki: “Sen de gâyet iyi biliyorsun ki, bizim senin kızlarında gözümüz yok. Sen, aslında bizim ne istediğimizi de pekâlâ biliyorsun.(Hûd / 79. Ayet)


قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ

Lût da: “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” dedi.(Hûd / 80. Ayet)

TEFSİR:
Hud 77.78.79.80
Melekler, Hz. İbrâhim’den ayrıldıktan sonra yine genç delikanlılar kılığında Hz. Lût’a geldiler. Lût (a.s.) bunları insan sandığı için endişeye kapıldı, oğlanlara düşkün olan kavminin bu genç misafirlere Musallat olacağından korktu, içi iyice daraldı.

Korktuğu gibi de oldu. Lût’un evine genç, güzel delikanlıların geldiğini haber alan kavim, hemen itişe kakışa koşarak Hz. Lût’a geldiler, delikanlıları kendilerine teslim etmesini istediler.

Çünkü onlar daha önce böyle kötülükleri yapmaya alışmışlar; iffet ve haya duygularını tamamen yitirmişlerdi. Hz. Lût, misâfirlerini korumak için onlara kendi kızlarıyla veya peygamber olması hasebiyle kızları mevkiinde sayılan kavminin diğer kadınlarıyla meşrû yollarla evlenmelerini teklif etti.

Misafirlerine karşı kendini mahcup etmemelerini, utandırmamalarını âdeta yalvarırcasına istedi: “İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” serzenişinde bulundu. Fakat kavmi taleplerinde direndiler.

Bu durum karşısında Hz. Lût, o kadar daraldı ki: “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” (Hûd 11/80) demek mecburiyetinde kaldı. Derken:
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
قَالُوا يَا لُوطُ اِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَنْ يَصِلُٓوا اِلَيْكَ فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ اِلَّا امْرَاَتَكَۜ اِنَّهُ مُص۪يبُهَا مَٓا اَصَابَهُمْۜ اِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُۜ اَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَر۪يبٍ

Melekler ona şöyle dediler: “Ey Lût! Şüphesiz ki biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar senin kılına bile dokunamayacaklar.

Gecenin bir vaktinde senden olanlarla beraber yola çık. İçinizden hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Ancak karın hâriç. Azgın topluma gelen azap onu da vuracaktır. Onlar için belirlenen azap zamanı, sabah vaktidir. Zâten sabah da yakın değil mi?(Hûd / 81. Ayet)

فَلَمَّا جَٓاءَ اَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۙ مَنْضُودٍۙ

Nihâyet azab emrimiz gelince, günahlarla kirlenmiş o memleketin üstünü altına getirdik; üzerlerine de ateşte pişirilmiş taşları peş peşe yağdırdık.(Hûd / 82. Ayet)

مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَۜ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِم۪ينَ بِبَع۪يدٍ۟

O taşlar, Rabbin tarafından işaretlenmiş, her birinin kimi vuracağı belirlenmişti. Böyle bir taş yağmuru, her dönemde ve her yerdeki zâlimlerden uzak değildir.(Hûd / 83. Ayet) .

TEFSİR:
Hud 81..82.83
Melekler, Hz. Lût’un kendileri için ne kadar zor durumda kaldığını ve nasıl çırpındığını görünce hemen gerçeği açıkladılar:

Kendilerinin azgın kavmi helak etmek üzere Allah tarafından gönderilen melekler olduklarını, dolayısıyla kavmin onlara bir kötülük yapmasının mümkün olmadığını söylediler.

Fakat artık o bedbaht kimselerin helak edilme vakitleri gelmişti. Melekler Lût (a.s.)’a bunu haber verdiler. Gecenin bir vaktinde inananlarla birlikte bölgeyi terk etmelerini, geride hiç kimsenin kalmamasını istediler.

Ancak Hz. Lût’un karısı istisnâ edildi; o geride kalacak ve kavmin başına gelen azapla o da helak edilecekti. Azabın gelme vakti de sabah vakti olacaktı.

Nihâyet zaman doldu, Allah’ın azap emri geldi. Lût kavminin yaşadığı bölgenin üstü altına getirildi. Allah katında özel işaretlenmiş, kimin başına ineceği belirlenerek istif edilmiş, ateşte pişmiş taşlar, üzerlerine yağmur gibi peş peşe yağdırıldı. Böylece helak edildiler.

“Ateşte pişirilmiş taş” tanımıyla ilk akla gelen şey bir yanardağ patlamasıdır. Yer kabuğunun altında “kaynayan kayalar” şeklinde tarif edebileceğimiz erimiş madenler, yanardağ patlamasıyla fırlatıldığında, şiddetli yer sarsıntılarının eşliğinde, çevreye küller ve dumanlarla beraber, irili ufaklı taşlar ile aralarından şimşekler çakan volkanik püskürtüler ve lav parçaları halinde âdeta gülleler yağar.

Allah’ın bu nevi azapları zalimlerden uzak değildir. Hangi zamanda ve her nerede olurlarsa olsunlar zulmedenler, böyle ilâhî azaplara uğramaktan korkarak, yaptıkları günah ve haksızlıklardan vazgeçsinler!
İnsanlık tarihine geçmiştir.
(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Alla Teâlâ şöyle buyurdu:

قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ
Onlar şöyle cevap verdiler: “Aslında biz günaha gömülmüş inkârcı bir toplumu helâk etmek için gönderildik.(Hicr 58)

اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ

“Yalnız Lût’un ailesi bu helâkin dışındadır; biz kesinlikle onların hepsini kurtaracağız.(Hicr / 59. Ayet)

اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِر۪ينَ۟

“Ama Lût’un karısı hâriç. Biz onun suçlularla beraber helâk edilmek üzere geride kalanlardan olmasını takdir ettik. (Hicr / 60. Ayet)

TEFSİR:
Hicr 58.59.60 ayetleri. اَلْخَطْبُ (hatb), “tehlikeli durum, müh iş, vazife” gibi mânalara gelir. İbrâhim (a.s.), hadiseleri Allah’ın nûruyla tahlil eden bir peygamber olarak meleklerin sadece müjde için değil, tehlikeli bir görevi yerine ge­tirmek üzere de geldiklerini hallerinden anlamış ve: “Esas vazifeniz ne, niçin gönderildiniz?” diye sormuştur. Böylece melekler önce iyi ha­beri müjdelemiş, sonra da kötü haberi vermişlerdir.

Bu konuşmanın ardından melekler, helak emrini yerine getirmek üzere Lût (a.s.)’ın yaşadığı bölgeye yöneldiler:
(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ

Derken elçiler Lût’un evine geldiler.(Hicr / 61. Ayet)

قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

Lût onlara: “Siz buralarda tanınan kimseler değilsiniz” dedi.(Hicr / 62. Ayet)
قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ

Elçiler şöyle dediler: “Endişe edecek bir şey yok! Fakat biz sana, hakkında o günahkâr topluluğun hep şüphe edegeldiği azabı getirdik.(Hicr / 63. Ayet)
وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ

“Sana gerçekleşmesi kesin bir hükümle geldik. Biz gerçekten ama gerçekten doğru söylüyoruz.(Hicr / 64. Ayet)

فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

“Hemen gecenin bir vaktinde aileni alıp yola çıkar, sen de arkalarından gidip onları izle. Sakın hiçbiriniz geri dönüp bakmasın; size emredilen yere doğru yürüyün gidin!”(Hicr / 65. Ayet)

وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ

Biz Lût’a şu kesin hükmü bildirdik: “Sabah vaktine girerken o azgın kavmin kökü tamâmen kesilmiş olacaktır.(Hicr / 66. Ayet)

TEFSİR:Hicr 61.62.63.64.65.66.
Hz. Lût kıssası, Hûd sûresi 77-83 ve A‘râf sûresi 80-84. âyetlerde de anlatılmıştı.

Melekler, kavminin kesinlikle helak olacaklarını bildirerek Hz. Lût ve ailesinin bir an evvel oradan ayrılmaları tâlimatını verdiler.

Giderken de ne, ne olup bittiğini anlamak, ne de helak olan insanların çığlıklarını duyup seyretmek için, geriye dönüp bakmamalarını tembih ettiler. Çünkü artık ne geriye bakıp eğlenmeye, ne de üzüntü gözyaşları dökmeye zaman vardı.

Bir an önce orasını terk etmek gerekmekteydi. Helak edilecek azgın kavmin bulunduğu bölgede bir dakika bile dursalar, gökten yağan taşların onlara da isabet etmesi mümkündü.

Bu âyetlerde şu hususlara işaret vardır:

Nesep, akrabalık ve arkadaşlığa değil faydalı ilme ve sâlih amele itibâr edilir. Nitekim Allah Teâlâ, Lût (a.s.)’ın karısını istisnâ edip onu da helâk olacaklar arasına katmıştır.

Çünkü, bu kadın Hz. Lût ile sîreten yani ahlâk ve yaşayış tarzı olarak değil, sûreten beraber olmuştur. Kâfirlerle ise hem sûreten hem de sîreten beraber olmuştur. Dolayısıyla iyilerle sûreten beraberlik kendisine hiç bir fayda sağlamamıştır.

Yakîn, mü’minlerin sıfatlarından olduğu gibi şüphe de kâfirlerin sıfatlarındandır.

Hak yolunun yolcusunun Allah’tan başka hiçbir şeye iltifât etmemesi gerekir. Çünkü en yüce istek ve en büyük hedef O’dur.

Aksine O’nun emrettiği yöne, yâni hakîkat âlemine gitmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) mîrac gecesi sağına soluna dönüp bakmadı. Önce ilâhî sıfatlar âlemi demek olan “kâbe kavseyn” makamına, sonra da zât âlemi demek olan “ev-ednâ” makamına yöneldi.

Hiçbir mâni ona ayak bağı olmadı. İşte bir beldeden diğerine ve bir makamdan diğerine hicret eden yüksek himmet sahiplerinin durumu da böyledir.
Şimdi tekrar hâdisenin başına, meleklerin gerçek kimliklerini henüz açıklamadıkları yere ve zamana geri dönelim:(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Allah Teâlâ şöyle buyurdu;
وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Bu arada şehir halkı kötü niyetle sevine sevine Lût’un evine dayandılar.(Hicr / 67. Ayet)

TEFSİR:Hicr 67
Lût (a.s.)’ın zora ve sıkıntıya girdiği husus şu idi: Melekler, Hz. Lût’un yanına güzel ve genç delikanlılar şeklinde gelmişlerdi.

O, kavminin ne nispette sapık ve günahkâr olduğunu biliyor; gelen misafirlerin ise melek olduklarını bilmiyordu.

Haberleri olduğu takdirde onların misafirlere nasıl davranacağından endişe ediyordu. Nitekim korktuğu gibi de oldu: Ahlâksız kavim, yakışıklı yabancıların şehre geldiklerini duyar duymaz, sevinçle Hz. Lut’un evine toplandılar ve ondan zevklerini tatmin etmek için misafirlerini vermesini istediler.

Ne yazık ki onların içinden bu ahlâksızca işe ve bu büyük günaha karşı çıkan bir kimse bile olmadı. Bu durum onların, toplum olarak, bütün namus duygularını yitirdiklerini ve böyle ahlâksızca bir isteği açıktan söylemekten hiç bir utanç duymadıklarını göstermektedir.

Onların bu densiz talepleri karşısında son derece zor durumda kalan Hz. Lût, yine de onlara doğru olanı söylemekten geri durmamış ve onlara, hem öz kızları hem de kızları mevkiinde olan kavminin kadınlarıyla meşrû bir şekilde evlenerek şehevî duygularını o şekilde tatmin etmelerini öğütlemiştir.

Fakat azgın şehvetlerinin esiri olan ve şaşkınlıktan sağa sola yalpalayan o bedbahtların Hz. Lût’un bu öğüdüne kulak asacak halleri kalmamıştı. Taleplerinde daha da ısrar edince ilâhî azap kamçıları ucunu göstermeye başladı:

72. âyetteki “Ömrüne yemin olsun ki” hitabı Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz’edir. Efendimiz’in yaşadığı ömür o kadar mübârek, şerefli ve kıymetlidir ki, Cenâb-ı Hak ona yemin etmiştir. Ondan başka hiçbir peygamberin hayatına yemin etmemiştir.(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Allah Teâlâ şöyle buyurdu
قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ

Lût onlara şöyle dedi: “Bunlar benim misâfirlerim! Ne olur, beni mahcup etmeyin!(Hicr / 68. Ayet)

وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ

“Allah’tan korkun ve beni rezil rüsvâ etmeyin!(Hicr / 69. Ayet)


قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Onlar da: “Seni elâlemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?” diye çıkıştılar.(Hicr / 70. Ayet)

قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ

Lût ise: “Eğer dediğinizi illâ da yapacaksanız, işte şunlar benim kızlarım, onlarla evlenin!” dedi.(Hicr / 71. Ayet)

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Rasûlüm! Ömrüne yemin olsun ki, onlar şehvetten sarhoşlukları içinde sağa sola sarkıntılık edip duruyorlardı.(Hicr / 72. Ayet)

TEFSİR:Hicr 68.69.70.71.72
Lût (a.s.)’ın zora ve sıkıntıya girdiği husus şu idi: Melekler, Hz. Lût’un yanına güzel ve genç delikanlılar şeklinde gelmişlerdi.

O, kavminin ne nispette sapık ve günahkâr olduğunu biliyor; gelen misafirlerin ise melek olduklarını bilmiyordu. Haberleri olduğu takdirde onların misafirlere nasıl davranacağından endişe ediyordu.

Nitekim korktuğu gibi de oldu: Ahlâksız kavim, yakışıklı yabancıların şehre geldiklerini duyar duymaz, sevinçle Hz. Lut’un evine toplandılar ve ondan zevklerini tatmin etmek için misafirlerini vermesini istediler.

Ne yazık ki onların içinden bu ahlâksızca işe ve bu büyük günaha karşı çıkan bir kimse bile olmadı. Bu durum onların, toplum olarak, bütün namus duygularını yitirdiklerini ve böyle ahlâksızca bir isteği açıktan söylemekten hiç bir utanç duymadıklarını göstermektedir.

Onların bu densiz talepleri karşısında son derece zor durumda kalan Hz. Lût, yine de onlara doğru olanı söylemekten geri durmamış ve onlara, hem öz kızları hem de kızları mevkiinde olan kavminin kadınlarıyla meşrû bir şekilde evlenerek şehevî duygularını o şekilde tatmin etmelerini öğütlemiştir.

Fakat azgın şehvetlerinin esiri olan ve şaşkınlıktan sağa sola yalpalayan o bedbahtların Hz. Lût’un bu öğüdüne kulak asacak halleri kalmamıştı. Taleplerinde daha da ısrar edince ilâhî azap kamçıları ucunu göstermeye başladı:[1]

72. âyetteki “Ömrüne yemin olsun ki” hitabı Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz’edir. Efendimiz’in yaşadığı ömür o kadar mübârek, şerefli ve kıymetlidir ki, Cenâb-ı Hak ona yemin etmiştir. Ondan başka hiçbir peygamberin hayatına yemin etmemiştir.(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ

Nihâyet güneş doğarken o korkunç çığlık kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi.(Hicr / 73. Ayet)

فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۜ

Böylece onların yaşadığı şehrin üstünü altına getirdik; üzerlerine de ateşte pişmiş çamurdan taş yağmuru yağdırdık.(Hicr / 74. Ayet)

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ

Şüphesiz bunda işaretten anlayanlar için nice ibretler vardır.(Hicr / 75. Ayet)

Hicr / 76. Ayet
وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ

Gerçekten o şehrin harâbeleri, hâlâ işlek olan bir yol üzerinde bulunmaktadır.

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ

Doğrusu bütün bunlarda mü’minler için alınacak büyük bir ders vardır.(Hicr / 77. Ayet)

TEFSİR:Hicr.73.74.75.76.77
Sabah güneş doğup etrafı aydınlatmaya başlarken korkunç bir ses, dehşetli bir çığlık onları ansızın yakalayıverdi.

Allah Teâlâ, onların yaşadıkları şehirlerin üstünü altına getirdi. Hepsini yerin dibine geçirdi. Hak ettikleri cezanın tam gerçekleşmesi için de üzerlerine pişmiş balçıktan sert taş yağmuru yağdırdı.

İçlerinde bir kişi dahi sağ kalmayacak şekilde hepsini helak etti. Şüphesiz bunların helak edilmesinde işaretlerden anlayabilen akıllı ve firâsetli kullar için büyük ibretler bulunmaktadır.

Üstelik onların helak edilen şehirlerinin harabeleri, ibret almak isteyenler için bugün bile ayakta durmaktadır. Bunlar, Arabistan’dan Suriye ve Mısır’a giden yol üzerindedir.

O yoldan seyahat edenler, Ölü Deniz olarak bilinen Lût Gölü’nün güneydoğusunda bu harabelerin izlerini görebilirler.
Tarihten ibretli bir misal de Eyke halkının başına gelenlerdir: (Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

Allah teala şöyle buyurdu;
وَلُوطًا اٰتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْقَرْيَةِ الَّت۪ي كَانَتْ تَعْمَلُ الْخَبَٓائِثَۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمَ سَوْءٍ فَاسِق۪ينَۙ

Lût’a da hüküm ve ilim verdik. Onu, halkı pek iğrenç işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten o halk, bütünüyle yoldan çıkmış çok kötü bir topluluk idiler.(Enbiyâ / 74. Ayet)

وَاَدْخَلْنَاهُ ف۪ي رَحْمَتِنَاۜ اِنَّهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ۟

Böylece onu rahmetimizle sarıp sarmaladık. Doğrusu o, dürüst, erdemli ve ıslaha yönelik işler yapan seçkin bir kimseydi.(Enbiyâ / 75. Ayet)

TEFSİR:Enbiya 74.75
Allah Teâlâ Hz. Lût’a da hüküm ve ilim verdi. Hüküm; yargı, hikmet, doğruyu yanlıştan ayıran ölçü, her mes’elede doğru ve yerinde karar verbilme, Allah’tan gelen bir yetki gibi mânalar ifade eder.

İlim de, kendine vahyolunan gerçek bilgi yani din ilmidir. Dolayısıyla bu ifade, Hz. Lût’un peygamber kılındığını göstermektedir. Cenâb-ı Hak Lût (a.s.)’ı اَلْمُؤْتَفِكَةُ(mü’tefike) diye isimlendirilen sonunda altı üstüne getirilmiş yedi kasabaya peygamber olarak göndermişti.

Bunların içinde en büyüğü Sodom idi. Sodom halkı gerçekten çok çirkin günahlar işliyorlardı. Bu çirkin fiillerin başında livata gelmekteydi.

Doğrusu onlar, küfür ve isyan bataklığına dalmış ve bunda fazlasıyla ileri gitmiş fâsık bir toplum idiler. Allah Teâlâ Lut’u onların arasından kurtardı ve onu çok özel rahmetiyle sarıp sarmaladı. Çünkü o, günahlardan uzak kalıp Allah’a kulluk etmeyi isteyen, hem kendini hem de toplumu ıslaha çalışan güzel bir insandı.(Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.