İmanda Kırılma Noktası: Müslüman Kimliğinden Deizme Uzanan Duraklar

Prof. Dr. Mustafa ALICI

Modern çağın en çok tartışılan meselelerinden biri, bireylerin inanç dünyasındaki dramatik değişimler. Özellikle İslam coğrafyasında, köklü bir gelenekten gelen bireylerin sessizce ama istikrarlı bir şekilde deizme kayış süreci, tesadüfi bir savrulma değil; aslında basamakları önceden döşenmiş bir yoldur. Yaklaşık 300 yıldır tecrübe edilen bu "dönüşümün" kodlarını okumak, bugünü anlamak adına hayati önem taşıyor.

İşte adım adım bir inancın nasıl dönüştüğünün anatomisi:

Ritüellerin Terki: İlk Kopuş

Süreç genellikle zihinde değil, eylemde başlar. Önce sünnetler yük görülerek terk edilir, ardından sünnet namazlardan feragat gelir. Bu aşınma, farzların "kısaltılması" veya iki rekata sığdırılmasıyla devam eder. Nihayetinde ibadet, bir disiplin olmaktan çıkıp sadece soyut bir "duaya" evrilir. Dua ise artık bir yakarış değil, sıradan bir iletişim biçimi sanılmaya başlanır.

Entelektüel Savrulma: Kur’an’a "Modern" Müdahaleler

İkinci safhada zihinsel bir operasyon başlar. Kur’an-ı Kerim, çağdaş ve "özgün" tefsir kılıfları altında, tamamen mecazi bir metne dönüştürülür. Vahiy, beşeri bir zihnin ürünü olarak görülmeye başlandığında, eleştiri okları kutsala yönelir. Bu durum, İslam ümmetiyle olan bağın radikal bir şekilde kopmasına ve gelenekle sert bir hesaplaşmaya kapı aralar.

Kimlik Değişimi: "Öteki" ile Yakınlaşma

Görünen dinden ve onun kurallarından uzaklaşan birey, boşalan boşluğu "öteki" ile doldurur. Kendi geleneğinin jargonunu terk ederek kendine has, eklektik bir dil inşa eder. İslam’ın tanımladığı Tanrı tasavvuruna ait ne varsa reddedilirken, yerine kendi dünya görüşüne uygun, daha "uysal" ve interaktif bir teolojik varlık tasavvuru yerleştirilir.

Son Durak: İrfanla Yeniden Doğuş

Bu 16 maddelik süreç, aslında üç asırdır değişmeyen bir döngüdür. Ancak bu döngüyü kırmanın yolu, kaçmak ya da yok saymak değil; köklere daha sıkı sarılmaktır. İnadına medrese, inadına sağlam bir ilahiyat vizyonu ve inadına bizi biz yapan değerlere dönüş şarttır.

Modernizmin bu deist dayatmasına karşı tek reçete; köklü bir ilim ve hikmet geleneğidir. Unutulmamalıdır ki; Büyük Doğu İrfanı, bu savrulmaların karşısındaki en güçlü kale olarak durmaya devam ediyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.