İnsan insana değmeden medeniyet kurulmaz

Ahmet Şükrü KILIÇ

Peygamberî hareketlerin başarısı yalnızca doğru sözün kudretinden ibaret değildir; doğru sözün doğru kalbe ulaşma biçimidir. Bu biçimin adı çoğu zaman temastır; yüz yüze gelmek, kapıyı çalmak, aynı sofraya oturmak, aynı acıyı işitmek, aynı sevinci taşımak. Tarih, büyük dönüşümlerin çoğunu kitle iletişiminin değil insanın insana değdiği o küçük anların büyüttüğünü gösterir. Sosyal bilimler de bunu başka bir dille anlatır; yeni fikirlerin yayılmasında kitle mesajları farkındalık oluşturabilir fakat benimsemenin yolu çoğunlukla kişilerarası ilişki ve güven üzerinden yürür.

Örgütlerin temasla beslenişi dediğimiz şey, insanın tabiatıyla uyumlu bir enerji kaynağına yaslanmaktır. Bir yapı yalnızca sloganla ayakta kalamaz; ortak emek, ortak zaman, ortak risk ve ortak merhamet ister. Temas, bu unsurları birbirine bağlayan görünmez bir bağdır. Birbirine hiç benzemeyen insanların aynı masada oturabilmesi, aynı cümleyi farklı niyetlerle dinleyip yine de birbirini incitmeden ayrılabilmesi; bu, ideolojik eğitimden önce bir temas terbiyesidir. Fikir kanala değil ilişkiye tutunur; ilişki yoksa fikir havada kalır.

Farklı ideolojik dünyalara sahip insanlar temasla hoşgörü kazanır. Hoşgörü katlanmak değildir; hatır taşımaktır, merhameti büyütmektir, ötekinin hikâyesini dinleyebilecek bir iç genişliği üretmektir. Çağdaş insanın eksiklikleri dediğimiz yerde sorun şuradan başlıyor; ekran bize bilgi veriyor ama ilişki kurdurmuyor. Kalabalık üretiyor fakat tanışıklık üretmiyor. Çevrim içi aktivizm kimi zaman dayanışmayı büyütür, kimi zaman da orada olmak yanılsamasını çoğaltır; sahici dönüşüm yine de çoğu kez yüz yüze bağın içine dönmek zorunda kalır.

Bu mantığı sahada gördüğümüz örneklerden biri Celal Karatüre’nin ilahi söyleyişidir. Karatüre’nin “Kâbe’de hacılar hû der Allah” ilahisini kendi üslubuyla seslendirmesi kısa sürede geniş bir kamusallığa taşındı ve okullarda dahi çocuklar arasında söylenir hâle geldi. Buradaki esas mesele bir ses kaydının yayılması değil, o sesin bir temas iklimi üretmesidir. İnsanlar aynı ilahiyi aynı yerde, aynı anda, aynı duyguyla söylemeye başladığında bireysel tüketimden kolektif dile geçiş yaşanır. Bir ilahinin hep bir ağızdan söylenebilir hâle gelmesi; temasın kalabalığı ortak bir ritme dönüştürmesidir.

Benzer bir temas hattını Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okullarda başlattığı Ramazan etkinliklerinde de görmek mümkündür. Okul öncesinden ortaokula kadar uzanan etkinlik rehberleri; paylaşma bilinci, yardımlaşma, dayanışma ve birlik ruhunu öne çıkaran bir çerçeve sundu. Tartışmalar oldu, destekleyenler ve eleştirenler çıktı. Fakat şu gerçek değişmedi; okul bir temas mekânıdır. Genelgeler kâğıtta kalabilir ama sınıfa, koridora, öğretmenler odasına değdiği anda canlılık kazanır.

Okul, öğretmen ve öğrenci yapısı kısa bir gösteride bile ekip çalışmasını zorunlu kılar. Prova, koordinasyon, sıraya girme, bekleme, hata yaptığında arkadaşını incitmeden düzeltme; hepsi temas ahlâkıdır. Çağdaş insanın eksikliği burada daha görünür hâle gelir; aynı fikri savunabilir ama aynı işi birlikte yapmayı beceremez. Temas fikri davranışa dönüştürür.

Toplumsal ağ kuramları da farklı bağların gücünü vurgular. İnsan yalnızca yakın çevresiyle değil farklı çevrelerle kurduğu bağlar üzerinden gelişir. Bir örgüt kendi içine kapanırsa dili tekrar etmeye başlar. Topluma değmeyen yapı kendini tüketir. Peygamberî yürüyüşlerin açıklığı buradan anlaşılır; insanın ayağına giden, derdine inen, yetimi gözeten, pazarda konuşan, evde dinleyen bir hareket. Hitabetten önce ilişki kurma biçimi.

Çağdaş insanın temel eksikliği bilgi eksikliği değildir; temas cesareti eksikliğidir. Haklı olduğu hâlde yüz yüze gelemeyen, merhameti savunduğu hâlde bir yaraya dokunmayan, adaleti konuştuğu hâlde bir haksızlığın karşısında omuz vermeyen bir çağda yaşıyoruz. Ekran çoğaldı; yüz azaldı. Yorum çoğaldı; yük taşıma azaldı. Takip çoğaldı; hatır sorma azaldı.

Bu yüzden bir ilahi, bir okul etkinliği, bir öğretmen-öğrenci provası ya da bir mahalle iftarı; temas üzerinden yürüdüğünde gerçek etki üretir. Temas insanı yalnızlıktan çıkarır ve sorumluluğa davet eder. Farklı ideolojik düşüncede olan insanların birbirine hürmet üretebilmesi; aynı cümlede buluşmalarından önce aynı mekânda insan kalabilmelerine bağlıdır. Temas insanı yargılamadan önce dinlemeye çağırır. Dinlemek modern çağın en pahalı eylemi hâline gelmiştir. Oysa kalıcı dönüşümlerin mayası; dinleyebilmekten geçer.

Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan gerçeklik temastır.

Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına taşıyan temastır.

PKK’yı, FETÖ’yü örgüt yapan temastır.

Tasavvufi hareketleri canlı tutan temastır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.