Toplumsal yapının temel taşı olan aile kurumu, İslam hukukunda hem fiziki hem de zihni bir olgunluk temeline oturtulmuştur. Günümüzde sıkça tartışılan "İslam’da evlilik yaşı" meselesi, aslında Kuran-ı Kerim’in rehberliğinde ve fıkıh alimlerinin içtihatlarında oldukça net bir zemine sahiptir. Bu noktada referans noktamız, sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda bireyin kendi hayatını ve malını idare edebilme yetisi olan "rüşt" kavramıdır.
Nisa Suresi 6. Ayet ve "Evlilik Çağı" Kavramı
Kuran-ı Kerim, Nisa Suresi 6. Ayette evlilik vaktine dair çok kritik bir ölçü sunar: “Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri deneyin; eğer onlarda akılca bir olgunlaşma (rüşt) görürseniz hemen mallarını kendilerine verin...”
Bu ayet-i kerime bize iki temel şart sunmaktadır:
-
Buluğ (Fiziki Olgunluk): Bireyin biyolojik olarak çocukluktan çıkması.
-
Rüşt (Zihni Olgunluk): Kişinin kârını ve zararını ayırabilecek, evlilik sorumluluğunu taşıyabilecek akli olgunluğa erişmesi.
Görüldüğü üzere İslam, sadece fiziki yeterliliği değil, akılca olgunlaşmayı da şart koşar. Yaşı kaç olursa olsun, akli melekeleri yeterli olmayan veya rüştünü ispat edemeyen bireyin evlendirilmesi İslam'ın ruhuna uygun değildir.
İklim, Coğrafya ve Hukuk
Evlilik yaşı, tarih boyunca iklimsel faktörlere ve toplumsal gelişimlere göre değişkenlik göstermiştir. Sıcak iklimlerde fiziki gelişim daha erken tamamlanabilirken, soğuk iklimlerde bu süreç uzayabilmektedir. Ancak günümüz şartlarında ve özellikle ülkemiz özelinde bu olgunluk yaşının 17-18 civarı olduğu kabul görmüş bir gerçektir.
Osmanlı hukuk uygulamasında da bu yaş sınırlarına riayet edildiği görülmektedir. Dünya hukuk tarihine baktığımızda ise; Avusturya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin de tarihsel süreçte 14 ile 18 yaş arasında değişen sınırlar belirlediği bir vakıadır.
Alimlerin Görüşü ve Devletin Yetkisi
İslam müctehidleri, evlilik yaşını genellikle 15 ile 19 yaş aralığında değerlendirmişlerdir. Ancak burada asıl önemli olan nokta, devletin bu içtihatlar arasından toplumsal maslahata (kamu yararına) en uygun olanı seçip kanunlaştırma yetkisidir.
Önemli Not: Bir bireyin sadece baliğ olması (ergenliğe girmesi) evlilik için yeterli değildir. Ayette belirtildiği üzere, "denenmesi" ve "olgunlaştığının görülmesi" gerekir. Bu da malını ve canını koruyabilen, aile yükümlülüğünü kavrayan bir birey demektir.
Sonuç: Önce Akıl ve Sorumluluk
İslam’da evlilik, bir "oyun" veya çocukça bir heves değil; kutsal bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin taraflarının hem fiziksel sağlığının yerinde olması hem de toplumsal ve ekonomik sorumluluklarını üstlenebilecek bir "erginliğe" ulaşması şarttır. Velilerin ve toplumun görevi, bu rüşt yaşına gelmemiş gençleri korumak ve onları hem zihnen hem de ahlaken hayata hazırlamaktır.