İslam'da "Kocaya İtaat" Söylemi Tartışılıyor: Kur'an Evlilikte Nasıl Bir Model Öngörüyor?

Kur'an'da kadının kocasına mutlak itaat etmesine dair bir emir bulunuyor mu? Nisa 34 ve Tevbe 71 ayetleri ışığında evlilikte velayet, adalet ve eşitlik kavramları yeniden tartışmaya açıldı. İşte İslam'ın öngördüğü evlilik modelinin detayları.

Geleneksel Söylemler ve Kişisel Tecrübeler

Muhafazakâr çevrelerde sıklıkla dile getirilen ve dinî bir zorunluluk gibi algılanan "eşe/kocaya itaat" kavramı, sosyal medyada paylaşılan kişisel tecrübelerle yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Popüler kültürde "itaat bereket getirir" şeklinde genelleştirilen bu yaklaşımın aksine, Kur'an-ı Kerim metinleri ve ilgili ayetler incelendiğinde tek taraflı ve mutlak bir itaat emrinin bulunmadığı görülüyor.

Kur'an'da Tek Taraflı İtaat Değil, Karşılıklı Velayet Var

Kur'an-ı Kerim'de kadına "kocana itaat et" veya erkeğe "karına itaat et" şeklinde mutlak bir emir yer almamaktadır. İslam'ın öngördüğü evlilik modeli, ast-üst ilişkisine dayalı bir hiyerarşi değil; adalet, sevgi, merhamet ve karşılıklı velayet ilkelerine dayanır.

Tevbe Suresi 71. ayette mümin erkeklerin ve kadınlerin birbirlerinin velileri, yani hayat ortakları ve koruyucuları olduğu vurgulanır. Aynı şekilde Rûm Suresi 21. ayet de evliliğin temel amacını huzur (sekinet), sevgi ve merhamet olarak tanımlar. Evlilikteki fedakarlıklar ve anlayış ise "itaat" olarak değil, karşılıklı nezaket ve uyum olarak değerlendirilmektedir.

"Kavvâm" Otorite Değil, Sorumluluk Demektir

Nisâ Suresi 34. ayetinde geçen "kavvâm" (قَوَّام) kelimesi, yaygın kanının aksine mutlak bir otorite veya üstünlük ilanı değildir. Sözlük anlamıyla ayakta tutan, gözeten ve koruyan anlamlarına gelen kavram, erkeğe evliliğin ekonomik sorumluluğunu yükler. Ayette geçen "...mallarından harcama yapmaları sebebiyle..." ifadesi de bu görevin gerekçesini açıklar.

Günümüz koşullarında ekonomik yükün paylaşıldığı veya kadının üstlendiği evlilik modelleri göz önüne alındığında, kavvamlığın bir tahakküm yetkisi değil, dönemsel ve işlevsel bir sorumluluk bilinci olduğu ortaya çıkmaktadır.

Nisâ 34'teki "İtaat" İfadesi Emir Değil Şart Cümlesidir

Ayetin devamında yer alan "fe in eta'nakum" (فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ) ifadesi, dil bilgisi açısından bir emir veya dini vecibe değil, bir şart cümlesidir ("Eğer size itaat ederlerse / sizinle yeniden uyum sağlarlarsa..."). Ayette kadınlara itaat etmeleri emredilmediği gibi, itaat etmemeleri durumunda bir cezalandırma mekanizması da öngörülmemiştir.

Anlaşmazlık durumunda Kur'an'ın sunduğu çözüm; cezalandırma veya boyun eğdirme değil, iki aileden hakemlerin devreye girmesi (Nisâ 4/35) ve uzlaşma sağlanamaması halinde adil bir boşanma sürecinin yönetilmesidir.

Gerçek İtaat Baskıyla Değil, Gönül Rızasıyla Olur

Arapça kökeni itibarıyla itaat ("tav'an"), baskı veya korkuyla değil; gönüllü olarak ve içtenlikle yapılan uyumdur. Kur'an-ı Kerim'e göre dinde zorlama ve ikrah bulunmaz (Bakara 2/256). Korku, baskı veya esaret duygusuyla sağlanan bir boyun eğme, İslam terminolojisinde itaat olarak nitelendirilemez.

Mutlu ve sürdürülebilir bir aile yapısı, tarafların bağımsız kişiliğini ezerek değil; adalet, merhamet, karşılıklı rıza ve istişare zemininde inşa edilir. Eşlerin Allah'ın koyduğu ilkelere uyarak birbirlerine maruf üzere davranmaları, sağlıklı bir evliliğin anahtarını oluşturur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Yaşam Haberleri