İslam’da Sevgi Ölçüsü: Müslüman Kimi Sever, Kimi Sevmez?

Mehmet KAÇAR

Son yıllarda toplumumuzda en çok tartışılan ve zihinleri karıştıran konuların başında "sevgi" kavramı geliyor. Sürekli olarak karşımıza çıkarılan bir dayatma var: "Müslüman herkesi sevmeli, mutlak bir hümanist olmalıdır!" Peki ama nasıl? İnancımıza söven, İslam düşmanlığı yapan, Peygamberimize (s.a.v.) hakaret eden veya hadisleri inkâr eden kimseleri de sırf "hümanist" görünmek uğruna bağrımıza mı basmalıyız?

Elbette hayır. Sevginin de bir ölçüsü, bir sınırı ve bir onuru vardır.

Zalime ve İnanç Düşmanına Muhabbet Beslenmez

Hiçbir Müslümanın; Allah’a (c.c.), Kur’an-ı Kerim’e, Peygamber Efendimize (s.a.v.) ve mukaddesatımıza düşmanlık eden bir zalimi sevmeye hakkı yoktur. Bugünün modern Ebu Cehil torunlarına muhabbet beslemek, inancımızın temelleriyle çelişir. Unutmayalım ki, Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de döneminin Ebu Leheb’lerini ve Ebu Cehil’lerini sevmemiştir.

Ancak İslam, kapılarını tamamen kapatmaz. İnsanın hatasını bilmesi, ondan vazgeçmesi ve telafi etmek için çaba sarf etmesi büyük bir erdemdir. Kur’an-ı Kerim’in bizlere tavsiyesi de tam olarak bu yöndedir. Tövbe ve ıslah kapısı açıktır; bunun zıddı olan inatta direnmek ise en büyük erdemsizliktir.

İlim, İrfan ve İsraftan Kaçınmak

Bir Müslümanın şahsiyetini inşa eden temel unsurların başında ilim gelir. Ancak ilim, ehliyetli ve yetişkin üstatlardan, liyakatli hocalardan ders almadıkça tamamlanamaz, kişiyi olgunlaştıramaz. Eğer kendi başına kitap okuyarak âlim olunabilseydi, Peygamberimizin rehberliğine ve tarih boyunca sayısız eğitim yuvasının, medresenin açılmasına gerek kalmazdı.

Bunun yanı sıra, modern çağın en büyük hastalıklarından biri olan israf da Müslümanın hayatından uzak olmalıdır. İhtiyaçtan fazla zaman harcayan, yemeyi ve içmeyi abartan bir kimse sadece malını israf etmekle kalmaz; akla değil, yalnızca mideye hizmet etmiş olur.

Müslümanın Üç Büyük Bayramı

Müslüman bir bireyin hayatında ve ebediyet yolculuğunda "bayram" olarak nitelendirebileceği üç büyük an vardır:

  1. İmanla Teslimiyet: Bir Müslüman için en büyük bayram, son nefesini imanla verebildiği o eşsiz andır.

  2. Cennet ve Cemalullah: Dünyada yaşarken biriktirdiği salih amellerin karşılığı olarak, Allah’ın (c.c.) lütfu ve keremiyle cennete girmek ve yüce Yaratıcı'yı (Cemalullah) görmek, kul için tarifsiz bir bayramdır.

  3. Dünyevi Bayramlar: Yaşarken kutladığımız iki büyük bayramımız vardır: Ramazan ve Kurban Bayramları.

Fakat bu dünyevi bayramları kutlarken, ümmetin kanayan yaralarını görmezden gelemeyiz. Birbiriyle savaşan, ezilen, yurtlarından sürülen, aç ve sefil bırakılan, tecavüze uğrayan ve katledilen mazlum Müslüman kardeşlerimizin halini görüp de üzülmeyenlerin; onları dışlayan vefasızların kendi Müslümanlıklarını ve inançlarını ciddi bir şekilde yeniden sorgulaması gerekir.

Toplumsal Yozlaşma ve Kur'an'la Çelişen Yaşamlar

Sadece küresel ölçekte değil, kendi içimizde de yüzleşmemiz gereken acı gerçekler var. Rantçılar, karaborsacılar, halkı sömürülecek bir kaynak gibi gören fırsatçılar kendilerini hakikatin terazisinde yeniden tartmalıdır. Defalarca uyarılmalarına rağmen uyanmayan, toparlanmayan ve kendi bildiğini okuyarak zalimden yana olanların durumu içler acısıdır.

Şu soruyu sormak hakkımızdır: Kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir deyip ona iman ettiğini söyleyen, ancak onun emirlerini yerine getirmeyen, yasaklarından kaçınmayan ve kıssalarından ibret almayanlar nasıl Müslümanlardır?

Unutulmamalıdır ki toplumsal bir yasa vardır: Bir toplumdaki iyiler, içlerindeki kötülerin gidişatına engel olmaz ve sessiz kalırlarsa, kopacak olan musibet sadece kötüleri değil, hepsini birden vurur.

Sonuç Olarak

Müslümanların sevgi duyacağı, gönülden bağlanacağı kimseler bellidir: Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in öğütlerine uyanlar ve Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) nurlu yolundan gidenler...

Bu çizginin aksinde duranları, İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık edenleri Müslüman sevmez ve sevmemelidir de.

Selâmetle!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.