İslâm’dan Kopuk Bir Müslümanlık Mümkün mü? Aklı İlahlaştırmanın Çıkmazı

Mehmet KAÇAR

Günümüzde "Müslümanım" demek bir kimlik beyanı haline gelse de, bu kimliğin altının ne kadar dolu olduğu büyük bir soru işareti. Modern dünyanın bireyi, aklını ve bilgisini o kadar merkezine koydu ki; fark etmeden kendi zihnini bir "ilah" haline getirdi. Peki, İslam sadece dilde bir iddia mı, yoksa topyekûn bir teslimiyet mi?

Aklın ve İlmin Sahibi Kim?

Batılı filozofların yüzyıllardır içine düştüğü en büyük tuzak, Allah’ın varlığını ispat etmeye çalışırken kendi akıllarına tapınmaya başlamalarıdır. Evet, akıl muazzam bir yetidir; ancak unutulan bir gerçek var: Aklın da bir sahibi vardır. Müslüman, sadece rasyonel olanın peşinden giden değil, o rasyonaliteyi kendisine bahşeden iradeye boyun eğendir. İlmi ilahlaştırmak, o ilmi size veren kaynağı görmezden gelmektir. Kimine fazla, kimine az verilen bu yetenekler; aslında birer üstünlük vesilesi değil, birer imtihan aracıdır.

Müslüman: Nefsinin Esiri Değil, Rabbinin Temsilcisidir

Gerçek bir Müslüman, canının her istediğini yapan "özgür" birey değildir. Aksine, nefsinin arzularına, hazlarına ve geçici heveslerine karşı bir duruş sergileyebilendir. Ramazan orucu, tam da bu iradenin en somut kanıtıdır.

"Müslüman; aklına uysa da uymasa da, hoşuna gitse de gitmese de, kendisini yaratan Rabbinin belirlediği sırat-ı müstakim üzere yürüyen kişidir."

Bu yol, sadece kişisel kanaatlerle değil; kitapla, peygamberle ve Ehli Sünnet çizgisiyle belirlenmiştir. Müslümanlık bir "hobi" veya "yaşam tarzı tercihi" değil, hakka ve hakikate tam bir teslimiyet yolculuğudur.

İslam Başka, Müslümanlık Başka mı?

Tarih boyunca Allah’ın gönderdiği tüm peygamberler insanları "Müslümanlığa" değil, bizzat İslâm dinine davet etmiştir. İslam, Allah’ın birliği (tevhit) esasına dayanan ilahi sistemin adıdır. Müslüman ise bu sisteme dahil olan, onu hayatına rehber edinen kişidir.

Acı olan şu ki; bugün milyonlarca kişi Müslüman olduğunu söylerken, İslam’ın temel yasalarından habersiz yaşıyor. Özellikle "Efâl-i Mükellefin" olarak bildiğimiz ve her davranışımızı yargılayan dokuz temel hüküm, modern Müslüman’ın hayatında ne yazık ki pervasızca çiğneniyor.

Sonuç: Tabelada Değil, Amelde Müslüman Olmak

İslam; sosyal hayattan bireysel ahlaka kadar kesintisiz bir bütünlüğe sahiptir. Kur’an ve sünnet ölçütlerinden kopuk, sadece nefsin hoşuna giden yerlerini cımbızla seçen bir inanç biçimi, İslam’ın özüyle bağdaşmaz.

Eğer "Müslümanım" diyorsak; doğruluktan ayrılmayan, yalana sapmayan, haktan yana olan ve en önemlisi, kendisini terbiye eden bir Rabbinin olduğunu her an hatırlayan bir duruş sergilemek zorundayız. Çünkü İslam bir iddia değil, bir yaşama biçimidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.