İslam'ın Hafifliği ve İnsanın Ağırlığı: Din Yorgunluğu Üzerine

Murat PADAK

Hayatın akışında insan bazen sadece bedenen değil, ruhen ve zihnen de yoruluyor. Her gün sırtımızda görünmez bir küfe taşıyor gibiyiz; o küfenin içi ise düşüncelerle dolu. Ancak unutmamak gerekir ki, her düşünce aslında bir yüktür. Bazısı tüy kadar hafif, bazısı ise taşınamayacak kadar ağırdır.

İslam düşüncesi de bir sorumluluktur, bir yüktür. Ancak Allah’ın vahyettiği haliyle bu din, ruhu ezmeyen, aksine kanatlandıran hafif bir yüktür. Her gün taşınabilir, her an yaşanabilir ve her mecliste vakarla konuşulabilir. Yaradan’ın sunduğu din, sahibine ağırlık vermez. Peki, o zaman bizi bu denli bitap düşüren nedir? Cevap net: İslam’ın özüne sonradan eklenen, insan eliyle ağırlaştırılmış o devasa düşünce yığınları.

Kısır Tartışmaların Pençesinde Bir Ömür

İtiraf etmeliyim ki artık yoruldum. Her yıl aynı dönemde "kandiller var mıydı, yok muydu?" tartışmasını sırtlanmaktan yorgun düştüm. Her Ramazan ayı geldiğinde fitrenin kime verilip kime verilmeyeceğine dair o sığ ve kısır döngülerin içinde dönmekten bıktım.

Bir yanda Selefilere kızıp her türlü bidatı ve hurafeyi "din" diye ambalajlayanlarla, diğer yanda tasavvuf düşmanlığı yaparken İslam’ın nezaketinden ve ibadet estetiğinden mahrum kalanlarla uğraşmak enerjimizi tüketti. İfrat ve tefrit arasında savrulmaktan, dengeyi anlatmaya çalışmaktan yorgunum.

Mezhepler, Meşrepler ve Kaybolan Hakikat

Mezhep tartışmaları öyle bir raddeye geldi ki, Şii-Sünni kutuplaşması yüzünden mazlumun halini sormaya, hakkı haykırmaya korkar olduk. Bir tarafta hadis inkarcılarına sünnetin önemini anlatmaya çalışırken, diğer tarafta hadis savunuculuğu adı altında her uydurma rivayeti kutsallaştıranlarla mücadele etmekten yoruldum.

Mealcilere Kur’an ve Sünnet bütünlüğünü, geleneksel çevrelere ise her eski bilginin "mutlak din" olmadığını anlatmak beyhude bir çabaya dönüştü. Felsefecilerin soyutlamalarından, sofuların içe kapanıklığından, Selefiliğin dayatmalarından ve siyasetin dini araçsallaştırma arzusundan gerçekten yoruldum.

Genç Kuşağa Bir Miras ve Bir Uyarı

Artık ameli ya da itikadi konularda görüş belirtmek, "ıskat" ve "devir" gibi isimler altında halkı sömüren yapıları ikna etmeye çalışmak ruhumu daraltıyor. Bu bayrak yarışını artık genç meslektaşlarıma, genç hocalara bırakıyorum. Biraz da onlar bu labirentlerde koşturup yorulsunlar. Yolun sonunda onlar da görecekler ki; tartıştığımız pek çok konu aslında İslam'ın kendisi değil, insanın İslam üzerine inşa ettiği kulelerdir.

Unutmayın; Allah’ın gönderdiği İslam, bir insanın kalbinde taşıyabileceği kadar hafiftir. Ne yazık ki tarihsel süreçte eklenen beşeri yorumlar, bu berrak suyu bulandırdı ve o hafif düşünceyi kaldırılamaz bir yük haline getirdi.

Öz olana dönmek ümidiyle...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.