İstiklal Marşı'nın Arabça veya Başka Bir Dilde Okunması Konusunda -İstiklal Marşımız Tüm Dünyaya Anlatılmalıdır

Serkan ŞİMŞEK

Yedi Düvele Yazılan Marş, Tüm Dünyaya Anlatılmalı

Aradan biraz zaman geçti. Gündem değişti, tartışmalar başka başlıklara kaydı. Fakat doğrusu, içime sinmeyen bu mesele hakkında kalemi elime alıp birkaç kelam etme fırsatını ancak şimdi bulabildim.

Malumunuz, Karaman’da bir okulda öğrencilerin İstiklal Marşı’nın iki kıtasını Arapça olarak okumaları üzerinden ciddi bir tartışma başladı. Kimi bunu büyük bir yanlış, kimi ise kabul edilemez bir durum olarak değerlendirdi. Hatta mesele, gereksiz şekilde büyütülerek siyasi bir polemik haline getirildi.

Oysa ben bir eğitimci olarak meseleye daha sade, daha makul bir yerden bakıyorum.

Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim: Bu ülkede bağımsızlığımızın, hürriyetimizin nişanesi olan İstiklal Marşı’nın adı da, ruhu da bizimdir. Evet, “istiklal” kelimesi Arapça kökenlidir, “marş” kelimesi Fransızcadır. Marşın içerisinde yer alan pek çok kelimenin kökeni Arapça ve Farsçaya dayanır. Ama bu durum, o metni “yabancı” yapmaz. Aksine, asırlar boyunca yoğrularak Türk milletinin ruhuna sinmiş bir dilin, bir medeniyetin yansımasıdır.

Zaten dil dediğimiz şey, saf ve steril bir yapı değil; tarih boyunca temas ettiği kültürlerle zenginleşen canlı bir organizmadır.

Gelelim tartışmanın özüne…

O gün orada yapılan şeyin ne olduğunu doğru anlamak gerekir. Arapça eğitim veren bir okulun öğrencileri, aldıkları eğitimin bir yansıması olarak İstiklal Marşı’nın bir bölümünü Arapça okumuşlardır. Ben burada art niyet aramıyorum. Bilakis şunu görüyorum:
“Biz öğrendiğimiz dili kullanabilecek seviyedeyiz.” diyen, emek vermiş, hazırlanmış, heyecan duyan çocuklar…

Bu kadar.

Ne devletin milli marşına alternatif bir arayış vardır, ne de başka bir niyet. Kaldı ki aynı programda marşımız asli haliyle de okunmuştur. Yani ortada ne bir saygısızlık vardır ne de bir değer aşındırma çabası.

Asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur:
Biz ne zaman çocukların emeğini takdir etmeyi bırakıp, onları tartışmaların ortasına atmayı bu kadar kolay hale getirdik?

O öğrencilerin haftalarca hazırlanıp sahneye çıktıklarını, o heyecanı yaşadıklarını, marşın ruhunu anlamaya çalıştıklarını görmezden gelmek hangi vicdana sığar?

Bugün o çocukların şevkini kırmanın, heveslerini törpülemenin kimseye bir faydası yoktur.

Bir başka husus da şu…

İstiklal Marşı, sıradan bir metin değildir. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınmış, bir milletin varoluş mücadelesini anlatan eşsiz bir destandır. Öyle bir destandır ki, “korkma” diye başlar ve bir millete cesaret verir. Yedi düvele karşı verilen mücadelenin ruhunu taşır.

Böylesine büyük bir metin, sadece bizim değil, bütün insanlığın anlaması gereken bir değerdir.

Bu yüzden ben şuna inanıyorum:
İstiklal Marşı yalnızca Arapçaya değil, dünyanın bütün dillerine çevrilmelidir.

Çevrilmelidir ki;
Bu milletin hangi şartlarda ayağa kalktığını,
Hangi inançla direndiğini,
Hangi ruhla bağımsızlığını kazandığını tüm dünya görsün.

Bir eser ne kadar çok dile çevrilir, ne kadar çok insan tarafından anlaşılırsa değeri o kadar büyür. Bu, o eserin kıymetini azaltmaz; aksine büyütür.

Dolayısıyla bir öğrencinin ya da bir grubun İstiklal Marşı’nı farklı bir dilde okumasını bir tehdit olarak görmek yerine, bunu bir anlatma çabası, bir ifade biçimi olarak değerlendirmek gerekir.

Elbette hassasiyetler önemlidir. Bu millet marşına sahip çıkar, çıkmalıdır da. Ama hassasiyet ile öfke, sahiplenmek ile yargılamak arasındaki çizgiyi de iyi ayırmak gerekir.

Bu meseleyi büyütüp siyasetin malzemesi haline getirmenin kimseye faydası yoktur. Aksine toplumu gereksiz yere kutuplaştırır, en önemlisi de çocukların kalbinde iz bırakır.

Ben bir eğitimci olarak şunu söylüyorum:
Orada bir art niyet yoktur.
Orada emek vardır, gayret vardır, öğrenme isteği vardır.

Ve bu takdir edilmelidir.

Son sözüm şu olsun:

İstiklal Marşı bu milletin ortak değeridir. Onu korumak da, anlamak da, anlatmak da bizim görevimizdir. Ama bunu yaparken kırmadan, incitmeden, ötekileştirmeden hareket etmek zorundayız.

Elhamdülillah Türk’üm ve bu milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum.
Kalın selametle…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.