Jeopolitik Satranç: Bu Bir Kıyamet Savaşı Değil, Türkiye’yi Durdurma Hamlesidir!

Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN

Son dönemde Ortadoğu’da tırmanan gerilim, pek çok kesim tarafından dini referanslarla, yani "Melhame-i Kübra" (Büyük Kıyamet Savaşı) olarak adlandırılıyor. Ancak stratejik tabloya daha yakından ve soğukkanlılıkla baktığımızda, karşımızda teolojik bir hesaplaşmadan ziyade, çok daha dünyevi ve kirli bir "akıl oyunu" görüyoruz.

Açık konuşalım: Bu yaşananlar bir kıyamet savaşı değildir. Bu, İngiliz devlet aklının kurduğu "İtrail" (İsrail) satranç tahtasında, Amerika’yı Çin’den, Kanada’dan ve Grönland’dan uzak tutma; asıl hedef olan Türkiye’yi ise kendi coğrafyasında hapsetme savaşıdır.

Durdurulan Bir Medeniyetin Dirilişi: Türkiye

Ünlü tarihçi Arnold Joseph Toynbee, vaktiyle çok kritik bir tespitte bulunmuştu: “Osmanlı, yok edilmiş bir medeniyet değil, durdurulmuş bir medeniyettir.” Bu durdurulan saatin zembereği bugün yeniden kurulmuş durumda. Bu medeniyetin yegâne mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti, maruz kaldığı onlarca açık ve örtülü darbeye rağmen ayakta kalarak "Cihan Devleti" idealine, yani Kızıl Elma’ya doğru yürüyüşünü sürdürüyor.

Eski bir beyit ne güzel söyler:

“Erişir menzil-i maksuduna âheste giden > Tiz-reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır.”

Yani, hedefine emin ve vakur adımlarla ilerleyen mutlaka varır; acele edip telaşa kapılanın ise ayağına eteği dolanır. Türkiye, bugün bu "âheste" ama kararlı yürüyüşün temsilcisidir. İşte bu vakur ilerleyiş, küresel güç odaklarını ve onların bölgedeki "çıban başı" projelerini ürkütmektedir.

Hedef Neden İran Üzerinden Türkiye?

Ortadoğu’da, soydaş ve dindaş coğrafyalarda çıkarılan her kaosun ucu dönüp dolaşıp Türkiye’ye dokunuyor. Bugün Amerika ve İsrail’in İran eksenli hamleleri, aslında Türkiye’nin bölgesel liderliğini ve tarihi yürüyüşünü bir kez daha kesintiye uğratma amacını taşıyor.

Ancak gözden kaçırdıkları bir gerçek var: Suya perçin vurulmaz. Tarih, bir su misali akışkan ve güçlüdür; eninde sonunda kendi yatağını bulacaktır. Türkiye’nin tarihsel derinliği ve medeniyet mirası, bu suni setleri aşacak güçtedir.

Bölgesel Aktörlere Çağrı

Bu noktada komşumuz İran’a da bir parantez açmak gerekiyor. İran, sahip olduğu potansiyeli ideolojik bir "Pers yayılmacılığı" için değil, İslam dünyasıyla barışık bir strateji için kullanmalıdır. Bölgesel birlik, dışarıdan kurgulanan bu "durdurma" projelerine karşı en büyük kalkanımızdır.

Rabbim yardımcımız olsun. Unutmayın; tarih tekerrürden ibaret değildir, tarih ders almayanlar için bir döngüdür. Biz dersimizi aldık ve yolumuza devam ediyoruz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.