Tarih 14 Haziran 2026. Yer Vancouver BC Place... Günlerdir heyecanla beklediğimiz, "Bu jenerasyon tarih yazacak" dediğimiz 2026 FIFA Dünya Kupası serüvenimiz, ne yazık ki arkasında koskoca bir soru işareti ve hayal kırıklığı bırakarak başladı. Grup D’nin favorisi olarak çıktığımız Avustralya karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyet, sadece tabeladaki bir yenilgi değil; teknik heyetin taktiksel körlüğünün ve sahaya yansıyan disiplinsizliğin de acı bir faturasıdır.
Peki, neydi bizi %72 topa sahip olduğumuz, tam 30 şut çektiğimiz bir maçta sıfır çekmeye mahkum eden şey? Gelin, Vincenzo Montella’nın o "yetenekli" ama sahada bir türlü organize olamayan kadrosunun anatomisine yakından bakalım.
Devlerin Arasında Bir "Yalnız": Kerem Aktürkoğlu Tercihi
Maçın başlama düdüğü çalmadan önce Montella’nın 4-2-3-1 dizilişinde en çok dikkat çeken ve haklı olarak eleştirilen hamlesi, Kerem Aktürkoğlu’nu forvet hattının en ucunda başlatması oldu. Evet, Kerem ligde ve Avrupa'da büyük işler yapmış, hızıyla fark yaratan bir oyuncu. Ancak rakibin savunma hattına bir göz atmak, bu planın daha en başından ölü doğduğunu anlamak için yeterliydi.
Karşımızda adeta bir "duvar" vardı:
-
Alessandro Circati: 1,91 m
-
Harry Souttar: 1,98 m
-
Cameron Burgess: 1,94 m
Bu devasa savunma hattının arasına 1,72 m boyundaki Kerem’i atmak, onu kelimenin tam anlamıyla fiziksel bir savaşa kurban etmek demekti. Nitekim öyle de oldu. 85 dakika sahada kalan Kerem, hava toplarında tamamen erirken, ne bir net pozisyon üretebildi ne de hücumda bir istasyon olabildi. Bolca top kaybı ve etkisiz şutlarla geçen bir 85 dakika... Sormak lazım: Bu boy farkı faciasını teknik ekip analiz raporlarında hiç mi görmedi?
Orta Sahada "Kör Dövüşü" ve Kanatların Verimsizliği
Maçın istatistiklerine baktığımızda trajikomik bir tabloyla karşılaşıyoruz. Türkiye tam 24 orta açtı. Peki, bu ortaların kaçı adrese ulaştı? Sadece 2!
Avustralya’nın gökyüzünü parselleyen savunmasına karşı durmadan orta kesmek, taktiksel bir çaresizliğin ilanıdır. Topa %72 oranında hükmediyorsunuz, Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü gibi yaratıcılık dozu yüksek ayaklarınız var ama ceza sahasına pasla girmek yerine sürekli havadan oynamayı tercih ediyorsunuz. İşte bu, Montella’nın B planının olmadığının en net kanıtıdır.
Maçın Acı İstatistikleri:
Topa Sahip Olma: Türkiye %72 - Avustralya %28
Toplam Şut: Türkiye 30 (8 İsabet) - Avustralya 9 (4 İsabet)
Sonuç: Avustralya 2 - 0 Türkiye
Sahada ne kadar üstün görünürseniz görünün, futbol bir bitiricilik ve akıl oyunudur. Irankunda’nın 27. dakikadaki golüne reaksiyon gösteremeyen milli takım, 75'te Metcalfe'in golüyle tamamen havlu attı. Skor 2-0 olduktan sonra gelen Salih Özcan, Mert Müldür ve Deniz Gül hamleleri ise yangına bir bardak su dökmekten öteye geçmedi; geç kalınmış hamleler fiyaskoyu engelleyemedi.
Savunmadaki Dağınıklık: Merih Demiral Sınıfta Kaldı
Hücumdaki kısırlığımız bir yana, savunma hattımız da alarm veriyor. Merih Demiral, maç boyunca birkaç kritik hava müdahalesi yapsa da Avustralya’nın hızlı ve atletik hücumcuları karşısında ağır kaldı. Takım savunmasındaki o kopukluk ve dağınıklık, Merih’in performansını da aşağı çekti. Biz onu Juventus ve Atalanta günlerindeki o geçit vermez kimliğiyle hatırlamak isterken, Vancouver’da 10 üzerinden ancak 5-6’lık bir performans izleyebildik. Abdülkerim ile olan uyumsuzluğu, ilerleyen maçlar için ciddi bir endişe kaynağı.
Erken Veda İstemiyorsak: Radikal Değişiklik Şart!
Turnuvaya favori başlayıp ilk maçtan bu denli ağır bir darbe almak can acıtıcı. Ancak henüz hiçbir şey bitmiş değil. Önümüzde Paraguay ve ABD maçları var.
Eğer bu turnuvada "biz de varız" demek istiyorsak, Montella kâğıt üstündeki yeteneklere aşık olmayı bırakıp sahanın gerçeklerine dönmeli. Fiziksel üstünlüğü olan takımlara karşı nasıl oynanması gerektiğini acilen çözmeli, Kerem’i ait olduğu kanada çekmeli ve ileri uçta gerçek bir pivot santrfor alternatifini devreye sokmalıdır.
Aksi takdirde, büyük umutlarla gittiğimiz Amerika kıtasından, bavullarımız hayal kırıklıklarıyla dolu olarak çok erken dönmek zorunda kalacağız. Yol yakınken dön Montella; bu ülkenin bir futbol fiyaskosuna daha tahammülü yok!