Kalplerin Mühürlenmesi: Bir İlahi Ceza mı, Yoksa Kulun Tercihi mi?

Mehmet KAÇAR

Günümüzde modern dünyanın gürültüsü içinde en büyük kaybımız, belki de "istikamet" duygumuz oldu. Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle bir "dalalet" çağının tam ortasındayız. Doğru yoldan sapmak, hakikate sırt çevirmek ve pusulayı şaşırmak olarak tanımlayabileceğimiz dalalet, ne yazık ki bugün pek çok insanın —Müslüman olduğunu beyan etse dahi— içine düştüğü bir çıkmaz sokak haline geldi.

Bakara Suresi 7. ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurur:

“Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır. Ve onlar için büyük bir azap vardır.”

Peki, bu ayeti nasıl anlamalıyız? Allah (C.C.), bir kulunun kalbini durduk yere mühürleyip onu hidayetten mahrum mu bırakır? Haşa! İlim, hikmet ve adalet sahibi olan Yüce Yaratıcı, kulunu iradesi dışında bir günaha zorlayıp sonra da onu cezalandırmaz.

İrade Varsa Sorumluluk Vardır

İslam düşüncesinin temel taşı olan "meşiet" yani seçme özgürlüğü, insana iyilik ile kötülük arasında bir köprü kurma yetkisi verir. Ehl-i Sünnet âlimlerimizin de belirttiği üzere; kader Allah’ın ezeldeki bilgisidir, kaza ise bu bilginin zamanı gelince gerçekleşmesidir. Allah, kulun cüzi iradesiyle neyi seçeceğini ezelden bildiği için, kader ve kaza kulun hür tercihiyle tam bir uyum içindedir.

Yani mühürlenme eylemi, aslında kulun kendi elleriyle ördüğü bir duvardır. Hakikate gözünü kapatan, kulağını sağır eden ve kalbini dünya hırsıyla karartan kişi; aslında kendi mührünü kendi vurmaktadır.

Günahların Kalpte Bıraktığı İzler

Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şerifinde bu süreci ne kadar zarif ve uyarıcı bir dille anlatır: “Mümin bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tövbe ederse o leke silinir; ancak günaha devam ederse o siyahlık kalbi tamamen kaplar.”

Mutaffifin Suresi’nde geçen "kalplerin pas tutması" meselesi tam da budur. İnsan, ısrarla işlediği hatalar ve sırt çevirdiği hakikatler neticesinde idrak yollarını kendi kapatır. Yusuf Suresi'nde buyurulduğu gibi; yerdeki ve gökteki ayetleri görmemek için yüzünü çeviren, nihayetinde göremez hale gelir.

Netice-i Kelam

Dünya hayatı, sermayesi "ömür" olan devasa bir ticarethanedir. Bu ticaretin sonunda ya cennetin anahtarını kazanırız ya da kendi ellerimizle hazırladığımız bir azabı... Allah kimseyi küfre veya delalete mecbur bırakmaz; O, sadece kulun seçtiği yolu yaratır.

Unutmayalım ki; kalbi mühürleyen "kilit", insanın kendi hür iradesidir. O kilidi açacak olan ise samimi bir tövbe ve hakikate yönelen halis bir niyettir. Yolumuzun hidayet, sonumuzun selamet olması duasıyla...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.