-Karı koca sevgi saygı ve birbirlerine karşı hoş gürümlü olmalıdır.birbirlerine kıymet ve değer verilmelidir.şikayetlerini hiç kimseye anlatmamalıdır. Karı koca babalık ve annelik vazfını taşımalı ve kendilerini bir sorumluluk altında olduğunu unutmamalıdır.
Açıklama
Metindeki ana fikirler şunlardır:
Evlilik Bağları: Eşler arasındaki ilişkinin sevgi, saygı ve hoşgörü (hoşgörü) üzerine kurulması gerekir.
Karşılıklı Değer: Eşlerin birbirini önemsemesi, kıymetli görmesi ve bunu hissettirmesi şarttır.
Mahremiyet ve Güven: Aile içinde yaşanan sorunların ve şikayetlerin dışarıya (üçüncü kişilere) taşınmaması, sır olarak kalması gerekir.
Ebeveynlik Sorumluluğu: Karı kocanın sadece eş değil, aynı zamanda birer anne ve baba olarak çocuklarına karşı büyük bir sorumluluk taşıdığı vurgulanmaktadır.
Özetle metin, ideal bir evlilik birliğinin ve sağlıklı bir aile yapısının nasıl olması gerektiğini tanımlamaktadır...
Karı koca, varlıkta yoklukta beraber olmalıdır.Geçimsizlik dönemlerinde daha birbirlerine sarılmalıdır. İster erkek ister kadın mal varlıkları varsada birbirlerinde saklamamalıdır. Darlıkra varlıkta birlik beraberlik yuvanın temel kararıdır.
Açıklama
Bu sözler, evlilikte bağlılık, şeffaflık ve dayanışma kavramlarını anlatmaktadır. Yuvanın sağlam kalmasının, eşlerin her koşulda bir arada durmasına bağlı olduğunu vurgular.
Açıklanan temel değerler şunlardır:
Koşulsuz Bağlılık
İyi ve kötü günde birliktelik: Maddi durum ne olursa olsun eşlerin ayrılmaması gerektiğini belirtir.
Zorluklarda kenetlenme: Tartışma veya geçimsizlik anlarında uzaklaşmak yerine birbirine daha çok destek olmayı öğütler.
Şeffaflık ve Güven
Maddi dürüstlük: Eşlerin birbirinden mal varlığı veya para saklamaması gerektiğini savunur.
Gizliliğin reddi: Güvenin olmadığı bir yerde evliliğin temelinin sarsılacağını hatırlatır.
Ortak Kader Bilinci
Biz" olmak: Evliliğin kişisel çıkarlarla değil, ortak bir kararlılıkla yürütüleceğini gösterir.
Yuvayı korumak: Birlik ve beraberliği bir ailenin en önemli temel taşı (kararı) olarak ilan eder.
Özetle; evliliğin sadece huzurlu ve zengin zamanlarda değil, yoksulluk ve kriz anlarında da korunması gereken kutsal bir ortaklık olduğunu anlatır.
-Karı kocalar neden sırdaştır. Biri sıkıntılı olduğunda elinden tutmak demektir. Biri mutlu biri mutsuz imkanı yok. Eşlerin hayatının arasında perde yoktur. Eş eşinin gururunu,sırrını, hırsını, nazını, tripini ve ayıbını ne aileye nede arkadaşına ve nede çevrene belli etmez ve anlatmaz..
Açıklama
Bu güzel ve anlamlı sözler, evlilikte "eşlerin birbirinin sırdaşı, koruyucusu ve tamamlayıcısı olması" gerektiğini anlatıyor.
Metnin odaklandığı temel kavramlar şunlardır:
Bütünlük: Eşlerden biri mutsuzken diğerinin tam anlamıyla mutlu olamayacağını, hayatın ortak bir kaderle paylaşıldığını vurgular.
Mahremiyet ve Sadakat: Eşlerin arasında gizli saklı (perde) olmaması gerektiğini, aile içi durumların dışarıya yansıtılmamasının önemini anlatır.
Ayıp Örtücülük: Eşin kusurlarını, nazını veya sinirini aileye, arkadaşlara veya çevreye anlatmayarak onun onurunu korumayı ifade eder.
Duygusal Ortaklık: Zor zamanlarda birbirine destek olmayı, "elinden tutmayı" ve hayatı bir bütün olarak göğüslemeyi tasvir eder.
Kısacası bu metin, evliliğin sadece resmi bir bağ değil; güven, sadakat, gizlilik ve derin bir duygusal dayanışma müessesesi olduğunu anlatmaktadır.
Karı kocanın karşılıklı haklarıyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Erkeklerin hanımları üzerinde bulunan hakları gibi kadınların da kocaları üzerinde meşru çerçevede hakları da vardır. Şu kadar ki erkeklerin onlar üzerindeki hakları bir derece daha fazladır.” (2/Bakara, 228.)
Açıklama
Bakara Suresi'nin 228. ayeti, evlilik içindeki karşılıklı hakları, sorumlulukları ve aile içi görev dağılımını anlatır.Temel Anlamı ve Konuları
Karşılıklı Haklar: Kadınların kocaları üzerinde meşru (dine ve ahlaka uygun) hakları olduğu gibi, kocaların da eşleri üzerinde hakları vardır. İlişkinin temelinde adalet ve denge yer alır.
Bir Derece Fazlalık: Ayette geçen "erkeklerin bir derece daha fazla hakkı olduğu" ifadesi, insan veya değer olarak bir üstünlük anlamına gelmez .Ama erkeğin hakkı biraz östünlük gösterilmektedir.
Maddi Sorumluluk: Bu ifade, erkeğin evin geçimini sağlama (nafaka), eşini koruma ve kollama (kıvamet/yönetim) sorumluluğunu tek başına üstlenmesinden kaynaklanan ek bir yükümlülüğü belirtir.
Görev Dengesi: Haklar karşılıklıdır; ancak erkeğe yüklenen ek maddi ve koruyucu görevler, hukuki ve toplumsal sorumlulukta bir derece farkı getirir.
Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:
“Dikkat edin, sizin karılarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır.”
“Sizin karılarınız üzerindeki hakkınız, hoşlanmadığınız kimseleri minderinize oturtmamaları ve sevmediğiniz kimselerin evinize girmesine izin vermemeleridir.
Dikkat ediniz, onların da sizin üzerinizdeki hakları, giyim ve yiyeceklerini iyi bir şekilde sağlamanızdır.” (Tirmizî, “Rıdâ”’, 11.)
Açıklama
Bu hadis-i şerif, İslam dininde evlilik hayatındaki karşılıklı hak ve sorumlulukları anlatmaktadır. İslam'ın aile içi ilişkilere bakışını, eşlerin birbirine karşı olan ödevlerini ve dengeli bir aile yapısının temel ilkelerini özetler.
Hadiste öne çıkan temel mesajlar şunlardır:
1. Hakların Karşılıklı Olması
Denge: Evlilik tek taraflı bir itaat veya tahakküm ilişkisi değildir.
Adalet: Erkeğin kadın üzerinde hakları olduğu gibi, kadının da erkek üzerinde hakları vardır. Eşler birbirinin kul hakkını gözetmekle yükümlüdür.
2. Kadının Kocasına Karşı Sorumlulukları (Aile Mahremiyeti)
Güven ve Sadakat: Kadın, eşinin hoşlanmadığı veya güvenmediği kişileri eve almayarak aile huzurunu ve mahremiyetini korur.Erkeğin istenmediği kişiler ister koca ister karı ailesi bile olsa almaması gerekir.
Huzur Ortamı: Ev içindeki düzenin ve aile sırlarının korunması, eşlerin birbirine olan güvenini pekiştirir.
3. Erkeğin Karısına Karşı Sorumlulukları (Ekonomik Güvence)Nafaka Yükümlülüğü:
Erkeğin en temel görevlerinden biri, eşinin yeme, içme, giyim ve barınma gibi maddi ihtiyaçlarını karşılamaktır.
İyi Muamele: Maddi ihtiyaçların "iyi bir şekilde" (örfe uygun, cömertçe ve kadını mağdur etmeyecek düzeyde) karşılanması emredilmiştir.
Özetle bu hadis; ailenin huzurla devam edebilmesi için erkeğin maddi güvence sağlama, kadının ise aile mahremiyetini koruma sorumluluğu olduğunu, evliliğin bir adalet ve denge üzerine kurulması gerektiğini vurgular.
A-Karının Hakları
Mehir: Evlenme sırasında erkeğin kadına ödediği veya ödeme yükümlülüğü altına girdiği para veya mal demektir ve kadının hakkıdır.
Nafaka: Kişinin, bakmakla yükümlü olduğu kimselerin yiyecek, giyecek ve mesken giderlerini karşılaması demektir.Nikâh işlemi tamamlanınca, kadının nafakası yani yiyecek, giyecek ve konutu normal ölçüler içinde kocaya aittir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:
“Annelerin beslenmesi ve giyimi, uygun bir şekilde babaya aittir.” (2/Bakara, 233.)
karşılıklı ortak haklar, kadının koca üzerindeki hakları ve erkeğin koca olarak kadından olan hakları şeklinde karşılıklı bir denge ve sorumluluk esasına taşınıyor.
Açıklama
Bu ayet, çocuğunu emziren annenin yiyecek, giyecek gibi temel geçim masraflarının, örfe ve babanın imkânlarına uygun olarak çocuğun babası tarafından karşılanması zorunluluğunu anlatır.
Ayetin Temel Vurguları
Babanın Maddi Sorumluluğu: Boşanma veya ayrılık durumunda bile, çocuğun beslenmesini sağlayan annenin nafaka (geçim) hakkı babaya aittir.
Uygun Bir Şekilde" (Ma'ruf) Ölçüsü: Babanın yapacağı bu harcama ne aşırı lüks olmalı ne de kadını mağdur edecek kadar az olmalıdır; toplumun geleneklerine (örfe) ve babanın ekonomik gücüne uygun bir dengede olmalıdır.
Kimseye Haksızlık Yapılmaması: Ayetin devamında hiç kimsenin gücünden fazlasıyla yükümlü tutulamayacağı, ne annenin ne de babanın çocuk sebebiyle zarara uğratılamayacağı belirtilir.
Bebeğin Menfaati: Annenin maddi ve ruhsal olarak desteklenmesi, doğrudan bebeğin sağlıklı bir şekilde beslenip büyümesini güvence altına almayı amaçlar.
Başka kaynaklarda bildirilmişlerdir ki;
Koca üzerine borç olan eşinin nafakası, sosyal durumlarına uygun olmalıdır.
Ayrıca zengin olan kocanın karısına bir hizmetçi tutarak ev işlerini gördürmesi de kadının hakkıdır.
B-Kocanın Hakları
Bildirilmişlerdir ki;
Kocanın hakları ve kadının da görevleri şunlardır:
Kocasına saygılı olmak, onun meşru isteklerini yapmak, ailenin huzur ve düzenini bozacak davranışlardan sakınmak.
Kocasına sevgi ile bağlanmak ve kadınlık görevini yerine getirmek.
Ailenin namus ve şerefini korumak, kocasının evini ve malını muhafaza etmek, harcamalarını normal ölçülerde yapmak ve israftan sakınmak.
Karı koca karşılıklı hak ve görevlerine riayet ettikleri takdirde hem kendileri mutlu olur, hem de böyle mutlu bir yuvada yetişecek çocuklar, anneye babaya ve topluma saygılı olur.
Yıllarca sürecek bu beraberlik hep uyum içerisinde geçmeyebilir. Bazen birbirlerine karşı kusurları olabilir. Çünkü hatasız ve kusursuz insan olmaz. Ama önemli olan iyi niyet ve anlayış göstererek huzurun devamını sağlamaktır.
Konu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:
“Kadınlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah’ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.” (4/Nisâ, 19.)
Açıklama
Nisâ Suresi'nin 19. ayeti, eşlerin birbirine adaletli, şefkatli ve güzel ahlakla (maruf) davranmasını, eşler arasında geçimsizlik veya soğukluk olduğunda ise sabretmeyi ve acele kararlar vermemeyi anlatır.
Ayetin Temel Anlamı ve Mesajı
Güzel Geçim (Maruf): Eşlerin birbiriyle iyi anlaşması, haklarına riayet etmesi ve kaba davranmaması emredilir.
Haklara Saygı: İslam öncesi dönemdeki kadına kötü muamele ve kadını miras malı gibi görme gibi yanlış ve haksız uygulamalar yasaklanmıştır.
Boşanma veya ayrılık süreçlerinde, kadına verilen mehir veya hakların geri alınmaya çalışılması yasaklanmıştır.
Sabır ve Hikmet: İnsanın anlık hoşnutsuzluklara kapılabileceği, ancak eşindeki bazı kusurları veya geçici hoşlanmama durumlarını büyütmeyip sabretmenin hayır getirebileceği vurgulanır.
Görünüşte sevilmeyen bir durumun ileride çok büyük hayırlara vesile olabileceği hatırlatılır....
Bildirilmişlerdir ki;
Eşler, birbirlerinin kusurlarına sabretmeli, basit meseleleri büyüterek rahatsızlığa yol açmamalıdırlar.
Eşlerin çabalarına rağmen aile huzuru sağlanamaz ve yuvanın yıkılma tehlikesi baş gösterirse yapılacak iş hakemlere başvurmaktır.
Kur’an-ı Kerim’de konu ile ilgili olarak şöyle buyrulmuştur:
Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur. Şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (4/Nisâ, 35.)
Açıklama
Nisâ suresi 35. ayet, karı koca arasındaki anlaşmazlıkların ve boşanma riskinin ailelerin araya girmesiyle (hakem yoluyla) çözüme kavuşturulmasını anlatır.
Temel Anlamı ve Çözüm Yolu
Aile İçi Araya Girme (Hakemlik):
Eşler arasında şiddetli geçimsizlik ve ayrılma korkusu baş gösterdiğinde, meseleyi yabancılara taşımadan, tarafsız ve uzlaştırıcı iki hakemin görevlendirilmesini önerir.
Bu hakemlerin biri erkeğin, diğeri ise kadının yakın akrabalarından seçilmesi istenir.
Barışı Sağlama Amacı: Hakemlerin temel görevi tarafların kusurlarını anlamak, kırgınlıkları gidermek ve yuvanın dağılmasını önleyerek çifti barıştırmaktır.
İyi Niyetin Önemi: Ayetin devamında, tarafların ve hakemlerin gerçekten barış ve uzlaşı istemesi halinde Allah'ın bu çabayı başarıya ulaştıracağı vurgulanır.
Bildirilmişlerdir ki;
Hakemlerin iyi niyetli çabaları sonuç vermezse son çare boşanma ve ayrılmadır.
Boşanma meşru olmakla birlikte Cenab-ı Hakk’ın sevmediği bir helaldir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:Allah katında helal olan şeylerin en sevimsizi eşini boşamaktır.” (Ebû Dâvûd, “Talak”, hadis no: 2178.)
Meşru mazeret olmaksızın, kocasından, kendisini boşamasını isteyen kadına cennet kokusu haramdır.” (Tirmizî, “Talak”, 11.)
Ümmetinden olmakla şeref duyduğumuz Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âile efrâdının, Medîne’ye geldiği günden vefat ettiği âna kadar üç gün arka arkaya buğday ekmeği ile karnını doyurmadığını[Buhârî, Eymân, 22; Müslim, Zühd, 22.],
iki ayda üç hilâli görünceye dek evlerinde hiç ateş yanmadığı günler olduğunu ve daha nice sıkıntılar içinde hayat sürdüklerini bilenlerin, maddî beklentilerini tekrar gözden geçirmesi gerekir şüphesiz…
Kâ’bına varılmayacak bu mütevâzî hayat hikâyelerini, pek çok hadîs-i şerîf ve siyer kitabı vesîlesiyle iç geçirerek okuyup, açlığın şiddetinden karnına taş bağlayan Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashâb-ı kirâmı yâd ederek gözleri dolanlar, dünyanın fânîliği ve yalan oluşu ile ilgili ilâhîleri vecdle dinleyenler, pratik hayattaki sonu gelmez dünyevî isteklerindeki çelişkiyi nasıl îzah edebilirler acaba?
Âdeta sonu gelmeyip sürekli uzayan istek listeleriyle, eşlerini bunaltan ve bir türlü memnun da olmayan kişiler, yıldız sahabîlerle aralarındaki uçurumu fark etmiyorlar mı?
Böylesine mütevâzî hayatlarına rağmen, günümüze kıyasla çok mâsum bazı dünyevî isteklerde bulunduklarında, şu âyetle ikaz ediliyor Ümmetin Anneleri:
“Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: «Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız; gelin, size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle salıvereyim. Yok, eğer Allâh’ı, Rasûl’ünü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, muhakkak ki Allah, içinizden ihsan sahibi olan kadınlara büyük mükâfat hazırlamıştır.” (el-Ahzâb, 28-29)
Açıklama
Ahzâb suresi 28 ve 29. ayetler, Hz. Peygamber’in eşlerine dünya refahı ile Allah ve ahiret hayatı arasında seçim yapma hakkı tanınmasını anlatır.
Olayın Arka Planı
Müslümanların maddi imkânları artmıştı.Hz. Peygamber’in eşleri de diğer insanlardaki refahı görüp benzer dünya süslerini ve daha iyi bir geçim istemişlerdi.
Hz. Muhammed ise son derece mütevazı ve kanaatkâr bir hayat sürmekteydi.Bunun üzerine Allah, Peygamber'inin eşlerine iki seçenek sunmasını emretti:
Dünya hayatını istiyorlarsa, onları güzellikle ve haklarını vererek boşaması.Allah’ı, Resûl’ünü ve ahireti istiyorlarsa, Peygamber’in yanındaki sade hayata razı olmalarını istendi.
Hz. Peygamber’in eşlerinin hepsi tek tek Allah’ı, Resûl’ünü ve ahiret yurdunu seçerek O’nun yanında kalmayı tercih etmişlerdir..
Allah herşeyı çift yarattığını bildiriyor.karı kocada birer çift olduğunu bilmek ve birbirlerinin kıymetini bilmek islam dininde birer emirdir. Eşler önce birbirlerine gövenmek ve saddık olmak gerekirken,daha sonra Eşler birbirlerini candan sevmek gelmektedir.
Dert ve sıkıntıda hep beraber olması en güzel huzurdur.Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), eşlerine karşı son derece nezaketli, şefkatli, sabırlı ve adaletli davranırdı. Ev içindeki hayatında insanlara en güzel örneği teşkil etmiş, eşlerine hiçbir zaman şiddet uygulamamış ve kaba söz söylememiştir.
Eşlerine tatlılıkla ve sevgi dolu lakaplarla hitap ederdi; örneğin Hz. Aişe’ye "Hümeyra" (beyaz tenli, gül yanaklı) diye seslenirdi. Sevgisini "kördüğüm gibi" (sağlam ve hiç çözülmeyen) şeklinde ifade ederdi.
Eve girdiğinde selam verir, eşlerinin hatırını sorar, dertlerini dinler ve onları teselli ederdi. Onların görüşlerine değer verip kritik konuları bile kendileriyle istişare ederdi.
Mü’minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâkı en güzel olanıdır. Ahlâkı en güzel olanınız da kadınlarına en güzel davrananınızdır.” (Ebû Dâvud, Tirmizî, Dârimî)
Bu hadis-i şerif, iman ile güzel ahlâkın ayrılmaz bir bütün olduğunu ve olgun bir müminin en somut ölçüsünün aile içi ilişkiler, özellikle de eşine gösterdiği nezaket ve adalet olduğunu anlatır.
Hadis temel olarak iki ana mesajı vurgular:
1-İmanın Olgunluğu ve Ahlâk:
İman kalpte yer eden bir inanç olmakla birlikte, bunun dışa yansıyan en net göstergesi güzel ahlâktır.
Ahlâkı güzel olan (güler yüzlü, tatlı dilli, güvenilir, kimseye eziyet etmeyen) bir kimse, imanda da olgunluk derecesine ulaşmış demektir.
2-Aile Hayatı ve Kadınlara Tutum:
Hz. Muhammed (s.a.v.), "en hayırlı insan" ölçüsünü dışarıdaki sosyal hayata değil, en yakınındakine, yani hanımına davranış şekline bağlamıştır.
Bir erkeğin ahlâk testinden geçeceği en önemli yer, dışarıda ne kadar kibar olduğundan ziyade, evinde eşine karşı ne kadar adil, merhametli, şefkatli ve iyi geçinen biri olduğudur.
A-Bir insan karısına karşı çok hassas olmalıdır. Düşarda padişah ve vezir olsada, evine geldiğinde eşine yardım etmek ve onun dilinde konuşmak gerekir. Yani kısaca düşarda ister vezir ol ister aziz ol evinde kölelik yapmak bir erkeğe en yakışanıdır.insan ailene değer verirse birer sadakadır.
A şıkı :Bu söz, aile içi ilişkilerde sevgi, saygı, fedakarlık ve alçakgönüllülüğün önemini anlatır. Erkeğin dış dünyadaki statüsü ne olursa olsun, evinde eşine karşı ego yapmaması ve ona değer vermesi gerektiğini vurgular.
Metnin ana hatları şu şekildedir:
Rollerin ve Egonun Bırakılması:
1-Makamın evde geçersizliği:
Dışarıda çok güçlü (padişah, vezir) veya çok saygın (aziz) biri olsanız bile bu roller kapının dışında kalmalıdır.
2-Eşitlik ve uyum:
Ev içinde eşle ortak bir dil bulmak ve onun duygusal dünyasına uyum sağlamak gerekir.
Evde Kölelik Yapmak İfadesinin Anlamı;
3-Gönüllü hizmet:
Buradaki kölelik, ezilmek değil; sevilen kişiye isteyerek ve gocunmadan hizmet etmek anlamına gelir.
4-Erkeğin asaleti:
Eşine yardım etmeyi ve onu mutlu etmeyi gurur meselesi yapmamak, bir erkeğin olgunluğunu ve asaletini gösterir.
Aileye Değer Vermenin Manevi boyutu
5-Sadaka vurgusu:
Aileye yapılan her iyilik, gösterilen her güler yüz ve verilen her emek sadece insani bir görev değil, aynı zamanda manevi bir kazançtır (sadakadır)yani İslam'da birer sadakadır.
Eş olmak, ömür yolculuğunu gönül birliği içinde kol kola yürümeyi gerektirir. Mümin samimidir, cana yakındır. Samimiyet ve muhabbet, aile bireyleri arasında yaşandıkça gerçek değerini bulur.
Kur’an-ı Kerim, eşlerine kötü davranan, haksızlık yapan erkekleri uyararak hanımlarıyla güzel geçinmelerini ve onlara iyi davranmalarını öğütler.
Eşlerin birbirlerinde hoşlanmayacakları yönlerin bulunabileceği gerçeğine dikkatimizi çeken Kur’an, ancak hoşa gitmeyen bir durumun bile sonuç itibariyle hayırlı olabileceğini hatırlatır (Nisâ, 4/19).
Efendimiz de bizleri olumluya odaklanmaya, iyiyi görmeye ve samimiyete davet eder: “İnanmış bir kimse eşinden nefret etmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse hoşlanacağı başka bir huyu mutlaka vardır.” (Müslim, Radâ’, 61).
Evlilik bir evi değil, hayatı paylaşmaktır. Eşlerin birbirinin kişiliğine saygılı olması, düşüncelerine değer vermesi bu paylaşımın bir gereğidir. Aileyi ilgilendiren her konuda birlikte karar almak, samimiyetten ve dürüstlükten ödün vermemek, eşler arası ilişkiyi güven zemininde yürütmek aile birliği açısından son derece önemlidir.