KENDİMİZE GELELİM.

Mehmed Sıddık ALADAĞ

KENDİMİZE GELELİM.
Herkes çıkar peşinde ve dünya malı onu aldanıp kavurulmuştur. Her lafta müslümanım diyen bu toplum Karısı, kızı sokakta ve çarşı pazarda hayasız, edepsiz ve çıplak geziyor. o kadar kendine göveniyor ki, sanki arşta bir bilgi aldığını o kadar emin ve net kendini kur an ve sünnete uydurmaya çalışıyor. Peki kur'anın hükmününe neden sarılmiyor.

Hayat akışında Her baktığın da her kes ekonomi ve sıkıntının şikayetinden laf ederken. ama Hiç kimse ahkaksızlıktan, edepsizlikten, Deyyüzlükten ve çıplaklıktan laf etmiyor. Bu ümmet-i Muhammed ( s. a. v) ümmetliğini unutmuş ve derin bir gaflet içinde olduğunu laf etmiyorlar.

O kadar zülmü yükseltiler ve günahları kolaylaştırdılar herkes kendini beğenip ve dünya havası,ve dünya malı kimde olursa onun lafı geçerli oluyormuş.faiz yemiyor diyenler düğünlere yardım ismini koyup faiz yatıranlar kimi kandırdığını bile bilmezler.

Şeytanın bu sinsi oyununa gelen nice zavalı insanlar, taziyelerde yemek ziyafeti yapan fakir ve fukarayı mecbur kılan zavalılar utanmadan hacıyım, hocayım ve ehli sünnette kendini zanneden akılsızlar.

Çocuğun Sünettine çalgı çengi, Çocuğu evlendirirken döğünlerde çalgı çengi,askere giderken çalgı çengi ama ölünce kur'an-ı kerim.tamam ama ölünce mi müslüman oluyor akıldan uzak değil mi? Kendimize gelelim artık.Şeytan günahları ve haramları kolaylaştırılmış hale getirmiştir. şu ayetleri hiç mi hatırlamıyorlar.

Allah şöyle buyuruyor:
Onlar, Allahı ve iman edenleri aldatmaya çalışıyorlar. Oysa sadece kendilerini aldatıyorlar da farkında değilerdir (bakara suresi ayet:9).

Tefsiri :Bu ayet, münafıkların (iki yüzlü kimselerin) kalplerindeki inkârı gizleyip müslüman gibi görünerek hem Allah'ı hem de müminleri kandırdıklarını sandıklarını, ancak asıl zararı kendi ruh dünyalarına verdiklerini anlatır. Münafıklar, inandıklarını söyleyerek müminler arasında güven kazanmak ve kendilerini korumak isterler.

Allah onların kalbindekini bilir. Müminler ise bazen onların iki yüzlülüğünü fark eder.Bu oyun, onların ahlakını bozar ve ruhsal olarak onları yalnızlaştırır.Ayette geçen "farkında olmazlar" ifadesi, münafıkların ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını gösterir.Kendi kurnazlıklarıyla başkalarını kandırdıklarını düşünürler. Oysa hidayet ve huzurdan mahrum kalırlar.

(Kendin yaptıkları güzel görüp ve beğenerek bu dünyada ömrünü harcamaktan başka bir şey değildir.onlara cahil dersen öfkelenir, bilgisiz dersen üzülür, alim dersen sevinirler.islamın gölgesinde neler neler yaptıklarını bir görebilseniz.)

Onların kalblerinde hastalık vardır. Allah da bu hastalarını artırmıştır. Bu yalancılıklarından dolayı onlara can yakıcı bir azap vardır. (Bakara suresi ayet:10)

Tefsiri:kalplerinde nifak ve şüphe gibi manevi hastalıklar bulunan kişilerin durumunu anlatır. Yalan söylemeleri ve gerçeği inkâr etmeleri sebebiyle bu hastalıklarının arttığını ve onlara can yakıcı bir azap olduğunu bildirir.

Kalplerinde inkâr ve ikiyüzlülük hastalığı vardır.Allah, onların bu tutumları yüzünden hastalıklarını artırmıştır.Söyledikleri yalanlar yüzünden onlara elem verici bir azap vardır.

Onlara yer yüzünde bozgunculuk yapmayın denildiğinde, biz ancak düzelticileriz derler. (Bakara suresi ayet :11).

Tefsiri:münafıkların (ikiyüzlülerin) yeryüzünde çıkardıkları bozgunculuğu ve fesadı kabul etmeyip kendilerini haklı ve düzeltici olarak görmelerini anlatır. Münafıkların Tutumu: İnanmış gibi görünüp içten alta zarar veren bu kimselere, toplumu ve inancı zedeleyici işler yapmamaları söylenir. Onlar ise yaptıklarının kötü olduğunu kabul etmez.

Aksine, ortalığı düzelttiklerini, arayı bulduklarını ve iyilik yaptıklarını iddia ederler. Ayetin devamında ve tefsirlerde bildirildiği üzere, onların bu tutumları ve bozuk inançları gerçekte büyük bir bozgunculuktur. Fakat manevi duyarlılıklarını yitirdikleri için verdikleri zararın farkına varamazlar.

İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun farkında değilerdir. (Bakara suresi ayet:12)

Tefsiri:münafıkların (ikiyüzlülerin) bozguncu tutumlarına dikkat çekerek "İyi bilin ki, asıl bozguncular (fesat çıkaranlar) onlardır, fakat bunun bilincinde değillerdir" anlamına gelir.

Asıl bozguncular: Önceki ayetlerde kendilerine "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde "Biz ancak ıslah edicileriz (düzeltiyoruz)" diyen münafıkların iddialarına karşılık, asıl bozguncunun kendileri olduğu vurgulanır.

Farkında olmama durumu: Kendi bozuk inanç ve davranışlarının topluma verdiği zararı idrak edemezler, hatta yaptıklarını doğru zannederler

Allah da onları alay konusu yapar. Azgınlıkları içinde bocalayıp durmalarına zaman tanır. (Bakara suresi ayet :15)

Tefsiri:münafıkların inananlarla alay etmesine karşılık, asıl cezayı ve mukabeleyi Allah'ın vereceğini, onların azgınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına mühlet tanıdığını bildirir.

Asıl Allah, onlarla alay etmekte ve azgınlıkları içinde basiretsiz bir halde dolaşıp durmalarına mühlet vermektedir.Ayette geçen "Allah'ın alay etmesi" ifadesi mecazi bir ifadedir. Münafıkların müminleri küçümsemesine ve alaya almasına Allah'ın hak ettikleri cezayı vermesini ifade eder.

Allah, münafıkların dünyadaki taşkınlıklarına hemen ceza vermez. Onlara bir süre tanır. Onlar bu süreyi, Allah'ın kendilerinden razı olduğu şeklinde yanlış anlarlar.Münafıklar iki yüzlü tutumları yüzünden doğru yolu bulamazlar. Kendi kurdukları tuzak içinde şaşkın bir şekilde bocalayıp dururlar.

(Onlara belli bir süre mühlet verir ki, yarın bahaneleri de olmasınlar. İşlerinde ve çevrelerinde çok geniş bir mutluluk yaşayabilirler.Her dediklerin yerine gelmek için kolayca alabilirler. Ancak Allahın tokatı yapıştımı geri tövbe etmeye mühlet verilmeyecektir.

Allah kötü insanları ne İslam'a nede müminlere layık görmediği gibi müminlerde onları layık görmesine izin vermemesi gerekir. Allah onların kalblerine mühür vurmuştur. Kalblerinde vebal ve günahlarla dolu bir hastalık vardır. Onlar hidayete ermezler.

İslam'da kalbi hastalıklar, bedensel bir rahatsızlıktan ziyade kişinin manevi dünyasını, inancını ve ahlakını zedeleyen manevi ve ruhî bozukluklardır. İslam'da kalp (kalb-i selim), imanın, niyetin ve ilahi bilincin merkezidir; bu merkezin hastalanması insanın tüm davranışlarını etkiler.

Eğer ölümden sonra karşılaşacağınız şeyleri bilseydiniz. Asla iştahla yemek yemez, iştahla şu içmez ve gölgelenmek için eve girmezdiniz.yüksek yerlere çıkar, göğüslerinize vurur ve halinize ağlardınız (sahabeden büyük bilgin ve zahit Ebu'd-Derdâ'ya (r.a.) ait bir sözdür)

Allah’ım! Hidayet ettiğin kimselerle birlikte bana da hidayet et, afiyet verdiğin kimselerle birlikte bana da afiyet ver, yüz çevirdiğin kimselerden benim de yüz çevirmemi nasip eyle.(İbn-i hiban)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.