Kıbrıs’ta en milli duruş olan çözümsüzlük, çözümün ta kendisidir!

Mustafa YÜREKLİ

Kıbrıs, Türkiye’nin güney sahillerinin emniyetini ve denizden/havadan güvenliğini sağlamakta ve bu bölgedeki kuvvetler için ileri bir harekât üssü, ikmal üssü vazifesi görmektedir. Kıbrıs; Yunanistan için her zaman yayılmacı politikasının bir hedefi, Türkiye için, tarih boyunca bir ulusal güvenlik ve savunma meselesi olmuştur… Genel bir kuraldır: 'Strateji'de yapılan hatayı, 'taktik' hamlelerle düzeltmek mümkün değildir!

Süleyman Şah'ın mezarını destansı(!) bir operasyonla 'Kürt Koridoru'nun ortasına taşıyan hükümetimiz, KKTC toprakları üzerindeki 40 bin küsur kişilik askerî kapasitemizi; “Ha Mersin, ha Kıbrıs… Zaten Mersin-Kıbrıs yakın mesafe; bir şey olursa hemen müdahale ederiz!’ kafasıyla Mersin'e taşıyacak bir hamlenin içerisine girmemelidir! Yahut bu tavizi zorlayan Rumlarla bu istikamette hiçbir öneriyi müzakere etmemelidir! Bunun yanında asker sayısının karşılıklı bir şekilde tedrici olarak azaltılması ve bu konunun referanduma götürülmesi şeklindeki (Annan Planı’ndaki gibi) kurnazlıklara karşıda uyanık olunması gerekiyor.

 “Tek Kıbrıs” dayatması Türkiye'nin lehine adil, kalıcı ve barışçı çözümü içeren bir formül değildir. Asıl maksat bölgedeki stratejik taleplerle yani enerji kaynaklarının değerlendirilmesiyle bağlantılı projelerle ilgili.. Düşünsenize... Balkanlardan Kafkaslara kadar, Uzak Doğu’dan Orta Doğu’ya kadar bakın; ihtilaflı toplumlara sahip ülkeler birer birer parçalanıp yeni yeni ülkeler peydahlanırken, sorunlar parçalanarak çözülürken, niçin dünya bir araya gelip ısrarla “Çözüm” adına Kıbrıs’ı “zorla birleştirmeye” çalışıyor? Bu durum kimseye 'mânidar' gelmiyor mu?

Kıbrıs, üzerinde bir tek Kıbrıslı Türk yaşamasa da Türkiye için hayati bir kara parçasıdır. Türkler tarafından son 200 yılda geri kazanılan tek toprak parçası olan Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’de Türklerin psikolojik kırılma noktasıdır! Bizim açımızdan Kıbrıs Sorunu 1974'te kısmen 1983’te ise büyük ölçüde çözülmüştür! Nasıl ki Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, “Egemenliğimiz müzakere masasına konulamaz” diyor ve bunu dünyaya ilan edebiliyorsa; Crans-Montana kentinde devam eden Kıbrıs Konferansı'nda da Türk tarafı kendi milletine ve dünyaya, adadaki egemenlik haklarını katiyen “paylaştırmayacağını” ve "devir ve temlik etmeyeceğini" kararlı bir şekilde en gür sada ile haykırmalıdır!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.